Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Kerbela çölünü gönül arzular
Varayıdım pirim Şah Hüseyin’e
Her andıkça yaralarım sızılar
Şemsi ile kamer Şah Hüseyin’im
Nasibim atılsa Bağdat şarına
Mansur gibi gail idim darına
Hakkı zarım imamları varına
Kanı revan akar Şah Hüseyin’im
Muhammed Ali’nin evladı yâri
Şehitler içinde sevgili huri
Şehitler serdarı imamlar barı
Kanı revan akar Şah Hüseyin’im
Senin abdalların semaha döner
Her zaman okunur kandiller yanar
Her sabah her sabah secdeye iner
Secde gâhım idi Şah Hüseyin’im
Sefil Kul Hüseyin’im yaram sızılar
Orda kavim kardeş bizi arzular
Yalın ayak başı açık kuzular
Dökülmüş meydana Şah Hüseyin’im
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül Kerbela çölünü arzular; keşke pirim Şah Hüseyin'e varabilsem. Andıkça yaralarım sızlar; güneşim ve ayım Şah Hüseyin'im.
2. Nasibim Bağdat şehrine düşse, Mansur gibi onun darına razı olurdum. Hakk'ın inleyişiyim, bütün imamlar için; kanı durmadan akar Şah Hüseyin'imin.
3. Muhammed ile Ali'nin evladı, yâri; şehitler arasında sevgili bir huri; şehitlerin serdarı, imamların meyvesi; kanı durmadan akar Şah Hüseyin'imin.
4. Senin abdalların semaha döner; her zaman okunur, kandiller yanar; her sabah her sabah secdeye inilir; secdegâhım idi Şah Hüseyin'im.
5. Sefil Kul Hüseyin'im, yaram sızlar; orada akraba, kardeş bizi arzular. Yalın ayak, başı açık kuzular meydana dökülmüş, Şah Hüseyin'im.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
İmam Hüseyin'in adı her dörtlüğün sonunda yinelenir: son dizeler "Şah Hüseyin'im" sözüyle biter ("Şemsi ile kamer, Kanı revan akar, Secde gâhım idi, Dökülmüş meydana Şah Hüseyin'im"), ilk dörtlüğün ikinci dizesi de "Şah Hüseyin'e" diye kapanır. Işık metni nefes ve mersiye olarak sınıflar. İlk üç dizelerin uyakları şunlardır: "şarına, darına, varına", "yâri, huri, barı", "döner, yanar, iner", "sızılar, arzular, kuzular". Dizeler on bir hecelidir; dörtlük sayısı beştir. Son dörtlükte mahlas "Sefil Kul Hüseyin'im" biçimindedir. Metin Erdoğan Koç'tan derlenmiştir.
Anlam ve Söz Sanatları
Mersiye, Kerbela'da şehit edilen İmam Hüseyin için söylenen ağıttır. Kul Hüseyin'in deyişinde ağıt, bir özlemle birleşir: gönül Kerbela çölünü arzular, şair pirine, Şah Hüseyin'e varmak ister. Bağdat'a düşen nasip ve Mansur gibi dara durma dileği, Hak yolunda canını vermeye razı olan âşığın tavrını gösterir. Hüseyin, Muhammed ile Ali'nin evladı, şehitlerin serdarı, imamların meyvesi olarak anılır; kanının durmadan akması, Kerbela acısının hiç dinmeyen bir yara olarak yaşatıldığını anlatır.
Dördüncü dörtlük ağıtı ritüele bağlar: Hüseyin'in abdalları semah döner, kandiller yanar, sabah sabah secdeye inilir. Muharrem ayında okunan mersiyeler ve Hüseyin için tutulan yas, Alevî topluluk hayatının merkezinde yer alır. Son dörtlükte yalın ayak, başı açık "kuzular", yani Kerbela'nın yetim çocukları meydana dökülmüş olarak görünür; şair kendi adını, Hüseyin'i, İmam Hüseyin'in adıyla birlikte anarak ağıtı kişisel bir yasa dönüştürür.
Kaynakça
- Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren; Kul Hüseyin'in Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 6, 2013, s. 67-124 (deyiş no. 69, s. 115-116). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2013_6/2013_6_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






