Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Devredip gezerken darı fenayı
Varıp etrafında sor sual eyle
Medine şehrinde Fatma Ana’yı
Mekânı ordadır gördün mü turnam?
Biz de belli dedik nice uluya
İman aldık ikrar verdik Veli’ye
Necef deryasında İmam Ali’ye
Bu deryaya yüzler sürdün mü turnam?
Medarın şehrinde Selman’a varıp
Bağdat’ ta Kazım’ın kabrini görüp
Baş eğip hem eşiğine yüz sürüp
İkrara bend olup durdun mu turnam?
Hür şehit ki Kerbela’da çürümez
Haktan izin yoktur kalkıp yürümez
İmam Hüseyin’im kanı kurumaz
Şehitler serdarın gördün mü turnam?
Hazreti Eyüp’ün nikabın kaldır
Ten de iki kurt var neye maildir
Biri ipek dokur biri baldandır
Onların sırrına erdin mi turnam?
Behlül evcecik yâr idi zindanda
Makamını gördü uçmak evinde
Tırısıp da? Erenlerin ceminde
Kırkların darına durdun mu turnam?
Veysel Karani gezerdi Yemen’de
Serin verdi Onki İmam yolunda
İmamın an Mehdi hangi vakit zamanda
Nasıl zuhur eder sordun mu turnam?
Kul Hüseyin’im der ki Hakk’a varalım
Varıp dergâhına yüzler sürelim
Can baş feda edip şahı görelim
Sen de o sultanı gördün mü turnam

Günümüz Türkçesiyle

1. Fani dünyayı devredip gezerken, etrafına varıp sor, soruştur; Medine şehrinde Fatma Ana'nın makamı oradadır, gördün mü turnam.

2. Biz de nice uluya "evet" dedik; iman aldık, Veli'ye ikrar verdik. Necef denizinde İmam Ali'ye, bu denize yüz sürdün mü turnam.

3. Medain şehrinde Selman'a varıp, Bağdat'ta Kâzım'ın kabrini görüp, baş eğip eşiğine yüz sürüp, ikrara bağlanıp durdun mu turnam.

4. Kerbela'da şehit olan Hür çürümez; Hak'tan izin yoktur, kalkıp yürümez. İmam Hüseyin'imin kanı kurumaz; şehitlerin serdarını gördün mü turnam.

5. Hazret-i Eyüp'ün peçesini kaldır; tende iki kurt var, neye meyillidir; biri ipek dokur, biri baldandır. Onların sırrına erdin mi turnam.

6. Behlül zindanda küçük bir evde yâr idi; makamını cennet evinde gördü. Kötüden sakınıp erenlerin ceminde Kırkların darına durdun mu turnam.

7. Veysel Karani Yemen'de gezerdi; başını On İki İmam yolunda verdi. İmam Mehdi hangi vakit, hangi zamanda, nasıl zuhur eder, sordun mu turnam.

8. Ben Kul Hüseyin derim ki Hakk'a varalım; varıp dergâhına yüz sürelim; canı başı feda edip Şah'ı görelim. Sen de o sultanı gördün mü turnam.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Sekiz dörtlüğün son dizeleri turnaya sorulan birer sorudur: "gördün mü turnam, sürdün mü turnam, durdun mu turnam, erdin mi turnam, sordun mu turnam". İlk dörtlükte birinci ve üçüncü dizeler "fenayı, Ana'yı" diye uyaklanır; sonraki dörtlüklerin ilk üç dizesi "uluya, Veli'ye, Ali'ye", "varıp, görüp, sürüp", "çürümez, yürümez, kurumaz", "kaldır, maildir, baldandır", "zindanda, evinde, ceminde", "Yemen'de, yolunda, zamanda", "varalım, sürelim, görelim" uyaklarını taşır. Ölçü on birli hecedir; Işık metni nefes sayar. Mahlas son dörtlükte "Kul Hüseyin'im" diye geçer. Kaynak kişi Halil Sezgin'dir; makale "tırısmak" sözünü uzaklaşmak, çekinmek, "Onki İmam"ı On İki İmam diye açıklar. Deyişin bir başka biçimi, bir deyiş derleme sitesinde Cahit Öztelli'nin "Pir Sultan'ın Dostları" kitabı kaynak gösterilerek Kul Hüseyin adıyla yayımlanmıştır; orada ikinci dize "Bağdat diyarına vardın mı turnam" biçimindedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Turna, Alevî-Bektaşî şiirinde kutsal yerler ile âşık arasında gidip gelen, haber getiren kuştur. Deyiş, uzak diyarları dolaşmış bir turnaya sorular sorar ve bu sorularla Alevî inancının kutsal coğrafyasını çizer: Medine'de Fatma Ana'nın makamı, Necef'te İmam Ali, Medain'de Selman, Bağdat'ta İmam Musa Kâzım'ın kabri, Kerbela'da Hür ve İmam Hüseyin. Her soru, turnanın bu yerlere yüz sürüp sürmediğini, ikrara bağlanıp bağlanmadığını sorar.

Beşinci ve altıncı dörtlükler halk anlatılarından iki örnek getirir: Hz. Eyüp'ün yaralarındaki kurtlardan birinin ipek böceği, ötekinin arı olduğu anlatısı ve zindanda yatarken makamını cennette gören Behlül. Işık, altıncı dörtlükteki dizeleri şöyle açıklar: Behlül'ün zindandan cenneti görmesi gibi, sakınıp kötüden uzaklaşarak, erenler ceminde bulunarak Kırkların makamını gördün mü turnam denmek istenmiştir. Yedinci dörtlükte Yemen'de gezen Veysel Karani ve Mehdi'nin ne zaman zuhur edeceği sorusu gelir. Son dörtlükte sorular şairin kendisine döner: Hakk'a varıp dergâhına yüz sürmek ve Şah'ı görmek ister, turnaya da "sen o sultanı gördün mü" diye sorar.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar