Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Eğer âdem benim aslım sorarsan
Yine gelmiş yine gitmişim ben de
Eğlenin de doğru haber vereyim
Eğer arifsen dinle şimdi sen de
Adem’i safiye bir ikrar verdim
Muhammed Ali’nin birliğin bildim
Onki İmam’dan ilm edep öğrendim
Okuduğum hatta amir her anda
Dört nesneden karıp ol dem yoğruldum
Sekiz secdedeyken zuhura geldim
Circis ile bile öldüm dirildim
Mefta ile yatar idim al kanda
Muhabbetim Hasan ile Hüseyin
Hak göz ile bakar idim mihmana
İmam Zeynel ile girdim zindana
Yetmiş yıldır yatar idim bir handa
Ebül Vefa ile bir kazan kurdum
Muhammed Bakırla zuhura geldim
Eba Müslim ile bir teber çaldım
Bir zaman da cenk ederdim meydanda
Mürşidimin sözün haktır hakladım
İmam Cafer buyruğunu sakladım
Üç yüz yıldır geyiklerle otladım
Bir zamanda gezer idim seyranda
Musa Kazım ile kurşunlar yuttum
Kamil etek tuttum kemale yettim
Kırk gün Yunus ile riyazet ettim
Balık ile gezer idim ummanda
Taki’ye Naki’ye elim yetirdim
Öküz ile bile dünya götürdüm
Bine yettim beş yüzlere katıldım
Vücudumu seyreyledim meydanda
Hasan Askeri’ye ervahım kattım
Meyyitim yıkadım tabutum çaktım
Nuh ile gemiyi deryaya kattım
Yelken açtım eser idim tufanda
Mehdi ile yaşar idim bir anda
Ferhat ile öldüm Şirin yolunda
Bir kurt idim ol Eyüp’ün teninde
Çiçek idim bal ederdim kovanda
Kul Hüseyin hep bunlarda var idim
Hakk’ın haznesinde gizli sır idim
Anadan doğmadan kâmil pir idim
Şimdi bana cahil derler insanda
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey insan, benim aslımı sorarsan, ben de yine gelmiş, yine gitmişim. Durun da size doğru haber vereyim; eğer arifsen şimdi sen de dinle.
2. Âdem Safi'ye bir ikrar verdim; Muhammed ile Ali'nin birliğini bildim. On İki İmam'dan ilim ve edep öğrendim; okuduğum yazıda her an buyruk vardı.
3. O dem dört unsurdan karılıp yoğruldum; sekiz secdedeyken ortaya çıktım. Circis ile birlikte öldüm, dirildim; Mefta ile al kanlar içinde yatardım.
4. Muhabbetim Hasan ile Hüseyin'leydi; misafire Hak gözüyle bakardım. İmam Zeynel ile zindana girdim; yetmiş yıl bir handa yatardım.
5. Ebü'l-Vefa ile bir kazan kurdum; Muhammed Bakır ile ortaya çıktım. Ebu Müslim ile bir teber vurdum; bir zaman da meydanda savaşırdım.
6. Mürşidimin sözü haktır, onu doğruladım; İmam Cafer'in buyruğunu sakladım. Üç yüz yıl geyiklerle otladım; bir zaman seyran yerlerinde gezerdim.
7. Musa Kâzım ile kurşunlar yuttum; bir kâmilin eteğini tuttum, kemale erdim. Kırk gün Yunus ile riyazet ettim; balıkla birlikte ummanda gezerdim.
8. Taki'ye, Naki'ye elim yetişti; öküzle birlikte dünyayı taşıdım. Bine yetiştim, beş yüzlere katıldım; vücudumu meydanda seyrettim.
9. Ruhumu Hasan Askerî'ye kattım; ölümü yıkadım, tabutumu çaktım. Nuh ile gemiyi denize indirdim; yelken açtım, tufanda eserdim.
10. Bir anda Mehdi ile yaşardım; Ferhat ile Şirin yolunda öldüm. Eyüp'ün teninde bir kurttum; bir çiçektim, kovanda bal yapardım.
11. Ben Kul Hüseyin bütün bunlarda vardım; Hakk'ın hazinesinde gizli bir sırdım. Anadan doğmadan kâmil bir pirdim; şimdi insanlar arasında bana cahil derler.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Son dizelerde bulunma eki öne çıkar: ilk dörtlükte ikinci ve dördüncü dizeler "ben de, sen de" diye biter, sonraki dörtlüklerin son dizeleri ise "her anda, al kanda, bir handa, meydanda, seyranda, ummanda, meydanda, tufanda, kovanda, insanda" sözleriyle kapanır. Her dörtlükte ilk üç dize birbirine uyaklanır ("verdim, bildim, öğrendim", "yoğruldum, geldim, dirildim", "kurdum, geldim, çaldım" gibi). On bir dörtlük on birli hece ölçüsündedir; Işık metni nefes ve düvaz-ı imam olarak sınıflar. Mahlas son dörtlükte "Kul Hüseyin" diye geçer. Metin Halil Sezgin'den derlenmiştir; makale "Onki İmam" sözünün ölçü için kısaltıldığını belirtir.
Anlam ve Söz Sanatları
Deyiş, Alevî-Bektaşî şiirinde "devriye" diye bilinen türün özelliklerini taşır: ruhun ezelden beri devir devir dolaşması, farklı kalıplara girip çıkması anlatılır. Şair "yine gelmiş yine gitmişim" diyerek kendi aslını anlatır ve tarihin büyük olaylarında hep var olduğunu söyler: Âdem'e ikrar vermiş, On İki İmam'dan ilim öğrenmiş, Circis peygamberle ölüp dirilmiş, Zeynelabidin'le zindana girmiş, Ebu Müslim'le savaşmış, Nuh'un gemisinde yelken açmış, Ferhat'la Şirin yolunda ölmüştür. Bu anlatıda imamların adları da sırayla geçer; Işık'ın deyişi düvaz-ı imam olarak da sınıflaması bundandır.
Devriye, Derviş Edna'nın deyişlerinde de görülen "don değiştirme" inancıyla yakından ilişkilidir. Kul Hüseyin'in deyişinde ruh yalnız insanlara değil, doğaya da girer: üç yüz yıl geyiklerle otlar, balıkla ummanda gezer, Eyüp'ün yarasındaki kurt, kovanda bal yapan çiçek olur; "öküz ile bile dünya götürdüm" dizesi, dünyanın bir öküzün boynuzları üstünde durduğuna dair halk inancını hatırlatır. Son dörtlük güçlü bir karşıtlıkla kapanır: Hakk'ın hazinesinde gizli bir sır olan, anadan doğmadan kâmil bir pir olan kişiye insanlar şimdi "cahil" derler.
Kaynakça
- Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren; Kul Hüseyin'in Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 6, 2013, s. 67-124 (deyiş no. 72, s. 119-120). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2013_6/2013_6_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






