Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Ben Ali’yi gördüm arşta dururken
Yerin göğün binasını kurunca
Ali’nin sırrına kim erdi yetti
Cebrail’e karşı sual sorunca
Nice bin yıl sonra dünyaya geldi
Gürühü naciler ona bend oldu
Yerin göğün arası nurla doldu
Muhammed Mustafa zuhur olunca
Muhabbet deryası sel gibi akar
Gaziler Fatma’nın yüzüne bakar
Muhammed’in teri gül gibi kokar
İnip feriştahlar yüzler sürünce
Üçler ile beşler kırklar yediler
Hak lokması geldi onlar yediler
Bunu dinlemeyen lanet dediler
Ali’yle Muhammed irfan kurunca
Okumuşum ağdan bilmem karadan
Yolu kurdu yeri göğü yaradan
Kaldırdılar şek şüpheyi aradan
Cebrail de gökten yere inince
Hak Taala bunu böyle buyurdu
İblis olan bu dergâhtan sürüldü
Yaralar sarılıp ikrar verildi
Cebrail’e Hak rehbersin deyince
Ortaya attılar İmam Caferi
El elden tuttuben çekti kateri
Çok şükretti iki cihan selveri
Hutbeler okunup ikrar verince
Muhammed Mihraç’ta Burağ’a bindi
O nasıl Burak’tır anı kim bildi
Ay ile gün orda secdeye indi
Ali’yle Muhammed dara durunca
Cennetin kapısın ol Rıdvan açtı
Hikmetin görenler serinden geçti
Ali’yle Muhammed erkâna düştü
Yerle gök titredi tarı çalınca
Cebrail erkânı eline aldı
Desturi şah deyip beline çaldı
Selman ol demde diz üstüne geldi
Doldurup kadehi ele alınca
Doldurup kadehi eline aldı
Fatmana bismillah deyüben kandı
Ümmü Gülsüm Zehra kıbleye geldi
Muhabbete mest oldular gelince
Muhabbet ettiler Hakk’a yettiler
Hakk’ın buyruğunu onlar tuttular
Hep bir olup o dergâha gittiler
Lahmike lam oldu didar görünce
Onlarda cenneti bir hoş gezdiler
Bir engür buluben orda ezdiler
Hak için bir de zamah düzdüler
Şemliyi kırk bir parçaya bölünce
Muhammed der ben özüme ağlamam
Hayırsız ümmetin halini sormam
Hak buyurdu ben kendimden ayırmam
Kin kibirsiz cemevine gelince
Hep gaziler bir araya geldiler
Fatmananın dar çektiğini gördüler
Mümin olana sahipli dediler
Musahip eşiğin Kâbe bilince
Muhammed Selman’a gel dedi geldi
Cebrail nameyi sultana sundu
Şükredin talipler yol size kaldı
Huri ile kılmanlar da gelince
Ali talibini yabana atmaz
Mümin olan havariç sohbetin etmez
Her kim bu ayeti sıdk ile tutmaz
Cehennem azabı çeker ölünce
Muhabbet deryasın belden aşıran
İblistir yol oğlun yoldan şaşıran
Musahibi birbirine düşüren
Cehennem iti olurlar ölünce
Münkirler elini batırdı kana
Ali’yi sevenler cemine gele
Bu deme söylenir yirmi tam hane
Ali’yle Muhammed irfan kurunca
Kul Hüseyin’im her dem bunları söyler
Bir derin deryanın ummanın boylar
Her kim bu demeyi sıdk ile söyler
Cehennem azabı çekmez ölünce

Günümüz Türkçesiyle

1. Hak yerin göğün binasını kurarken ben Ali'yi Arş'ta dururken gördüm. Cebrail'e karşı soru sorunca Ali'nin sırrına kim erip yetişti.

2. Nice bin yıl sonra dünyaya geldi; kurtuluşa eren topluluk ona bağlandı. Muhammed Mustafa ortaya çıkınca yerle gök arası nurla doldu.

3. Muhabbet denizi sel gibi akar; gaziler Fatma'nın yüzüne bakar. Melekler inip yüz sürünce Muhammed'in teri gül gibi kokar.

4. Üçler, Beşler, Kırklar, Yediler; Hak lokması geldi, onlar yediler. Ali ile Muhammed irfanı kurunca bunu dinlemeyene lanet dediler.

5. Ben aktan okumuşum, karadan bilmem; yolu, yeri göğü yaradan kurdu. Cebrail de gökten yere inince şek ve şüpheyi aradan kaldırdılar.

6. Hak Teâlâ bunu böyle buyurdu; İblis olan bu dergâhtan sürüldü. Hak, Cebrail'e "sen rehbersin" deyince yaralar sarıldı, ikrar verildi.

7. İmam Cafer'i ortaya attılar; el elden tutup katarı çekti. Hutbeler okunup ikrar verilince iki cihanın serveri çok şükretti.

8. Muhammed Miraç'ta Burak'a bindi; o nasıl bir Burak'tır, onu kim bildi. Ali ile Muhammed dara durunca ay ile güneş orada secdeye indi.

9. Cennetin kapısını o Rıdvan açtı; hikmetini görenler başından geçti. Tar çalınınca Ali ile Muhammed erkâna girdi, yerle gök titredi.

10. Cebrail erkânı eline aldı; "destur ya Şah" deyip beline kuşattı. Kadehi doldurup ele alınca Selman o anda diz üstüne geldi.

11. Kadehi doldurup eline aldı; Fatma Ana "bismillah" deyip kandı. Ümmü Gülsüm Zehra kıbleye geldi; gelince muhabbetle mest oldular.

12. Muhabbet ettiler, Hakk'a yettiler; Hakk'ın buyruğunu onlar tuttular. Hep bir olup o dergâha gittiler; didarı görünce "lahmike lahmî" oldu.

13. Onlar da cenneti hoşça gezdiler; bir üzüm bulup orada ezdiler. Şemle kırk bir parçaya bölününce Hak için bir de semah düzdüler.

14. Muhammed der ki ben kendime ağlamam; hayırsız ümmetin hâlini sormam. Kinsiz, kibirsiz cemevine gelince Hak buyurdu, onları kendimden ayırmam.

15. Bütün gaziler bir araya geldi; Fatma Ana'nın dar çektiğini gördüler. Musahip eşiğini Kâbe bilince mümin olana "sahipli" dediler.

16. Muhammed Selman'a "gel" dedi, geldi; Cebrail nameyi sultana sundu. Huriler ile gılmanlar da gelince "Şükredin talipler, yol size kaldı" dendi.

17. Ali talibini yabana atmaz; mümin olan yol dışındakilerle sohbet etmez. Her kim bu ayeti içtenlikle tutmazsa öldüğünde cehennem azabı çeker.

18. Muhabbet denizini belden aşıran, yol oğlunu yoldan şaşırtan İblis'tir. Musahipleri birbirine düşürenler öldüklerinde cehennem iti olurlar.

19. İnkârcılar ellerini kana batırdı; Ali'yi sevenler cemine gelsin. Ali ile Muhammed irfanı kurunca bu demde yirmi tam hane söylenir.

20. Ben Kul Hüseyin her an bunları söylerim; derin bir denizin, ummanın dibini boylarım. Her kim bu demi içtenlikle söylerse öldüğünde cehennem azabı çekmez.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Anlatı "-ınca, -ince" ekiyle sahne sahne ilerler: dörtlüklerin ikinci ya da dördüncü dizeleri "kurunca, sorunca, olunca, sürünce, inince, deyince, verince, durunca, çalınca, alınca, gelince, görünce, bölünce, bilince, ölünce" diye biter ve olaylar "olduğunda" diye birbirine bağlanır. Işık yirmi dörtlüklük metni "tevhid ve miraçlama" olarak sınıflar; her dörtlükte ilk üç dize kendi arasında uyaklıdır. Ölçü on birli hecedir. Son dörtlükte "Kul Hüseyin'im" mahlası okunur. Metin Keçiköylü Ali Yüksel ile Erdoğan Koç'tan derlenmiştir. Deyiş bu derlemenin en uzun metinlerinden biridir; Işık bu konuda ayrı bir not düşmez ve metin onun yayımladığı biçimiyle verilmiştir.

Anlam ve Söz Sanatları

Miraçlama, Hz. Muhammed'in göğe yükselişini ve dönüşte katıldığı Kırklar meclisini anlatan Alevî-Bektaşî şiir türüdür; cemlerde zakirlerce okunur ve ayakta dinlenir. Kul Hüseyin'in deyişi bu anlatıyı tevhid, yani birlik düşüncesiyle birleştirir. Şiir, yerle gök yaratılırken Arş'ta duran Ali'yle açılır; Muhammed'in zuhuru, Burak'a binişi, Miraç'ta ay ile güneşin secdeye inmesi anlatılır. Ali ile Muhammed'in birlikte dara durması ve erkâna girmesi, Alevî inancında ikisinin bir nurdan geldiği düşüncesini somutlaştırır.

Ortadaki dörtlükler Kırklar cemini ayrıntısıyla verir: Selman'ın diz çökmesi, kadehin doldurulup Fatma Ana'nın "bismillah" diyerek içmesi, bir üzümün ezilip paylaşılması, şemlenin kırk bir parçaya bölünmesi, semahın dönülmesi. "Lahmike lahmî", yani "senin etin benim etimdir" sözü, Hz. Muhammed'in Ali için söylediği rivayet edilen ve ikisinin birliğini anlatan sözdür. Son dörtlükler bu anlatıyı topluluk ahlakına bağlar: musahip eşiği Kâbe sayılır, musahipleri birbirine düşürenler lanetlenir, Ali'yi sevenler ceme çağrılır. Böylece Miraç anlatısı, cem ibadetinin ve musahiplik kurumunun kökeni olarak sunulur.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar