Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Eksiklik yakamda sitem özümde
Yolum bir hercai yâre düş geldi
Mah kafam şuleli Kur’an azimli
Aşığın yoluna türlü iş geldi
İşte böyle halden hale eyledi
Sitemkâr sözünü alan eyledi
Gerçek akıllıyı deli eyledi
Yüze gülen gül yerine taş geldi
Gülün rengini giyinince amber
Hakikat babına erdi peygamber
Yâr yârin sırrına aşna aşikâr
İşte erin ere huyu hoş geldi
Erenden seçmeyen yârsız kalmasın
Yüze gülünce yâr elim almasın
Bir çiçek takında yaz güz solmasın
Yolda mizan terazide baş geldi
Kul Hüseyn’im baştan söyler bahtını
Kendi yerde gökte derler tahtını
Gözleyelim sahip sultan vaktini
Sene bin iki yüz yirmi de geldi

Günümüz Türkçesiyle

1. Eksiklik yakamda, sitem özümdedir; yolum hercai bir yâre düştü. Başım ay gibi alevli, Kur'an'a azimli; âşığın yoluna türlü iş geldi.

2. İşte beni böyle hâlden hâle soktu; sitemkâr sözünü alanı da öyle etti. Gerçek akıllıyı deli eyledi; yüze gülene gül yerine taş geldi.

3. Amber gülün rengini giyinince, peygamber hakikat kapısına erdi. Yâr, yârin sırrına açıkça aşinadır; işte erin ere huyu hoş geldi.

4. Erenden seçmeyen yârsız kalmasın; yüze gülünce yâr elimi bırakmasın. Takılan bir çiçek yazın da güzün de solmasın; yolda baş mizan terazisine geldi.

5. Ben Kul Hüseyin baştan bahtımı söylerim; kendi tahtını yerde gökte anarlar. Sahip sultanın vaktini gözleyelim; bin iki yüz yirmi senesi de geldi.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Her dörtlükte bir şeyin "geldiği" söylenir: ikinci ve dördüncü dizeler "geldi" redifiyle biter, önüne "düş, iş, taş, hoş, baş" sözleri gelir. Birinci ve üçüncü dizelerin uyakları şunlardır: "özümde, azimli", "eyledi, eyledi, eyledi", "amber, peygamber, aşikâr", "kalmasın, almasın, solmasın", "bahtını, tahtını, vaktini". Beş dörtlük on birli hece ölçüsündedir; Işık metni güzelleme olarak sınıflar. "Kul Hüseyn'im" mahlası son dörtlüktedir. Tek aktarıcı Âşık Kara Hüseyin olarak bilinen Hüseyin Zeytünlü'dür.

Anlam ve Söz Sanatları

Deyiş, hercai, yani kararsız ve vefasız bir yâre düşen âşığın hâlini anlatır: yakasında eksiklik, özünde sitem vardır; yâr onu hâlden hâle sokmuş, gerçek akıllıyı deli etmiş, yüze gülene gül yerine taş atmıştır. Üçüncü dörtlükte sevgi ilişkisi daha yüksek bir düzleme taşınır: peygamberin hakikat kapısına erişi ve "erin ere huyu", yani yol kardeşlerinin birbirine yakışan tavrı anılır. Dördüncü dörtlükte erenden seçmeyenin yârsız kalmaması dilenir.

Son dörtlükteki tarih özel bir sorun taşır. "Sene bin iki yüz yirmi de geldi" dizesi hicrî 1220 yılını, yani miladi 1806'yı verir. Işık bu tarihin derlemedeki bilgilerle örtüşmediğini belirtir: derlemede Kul Hüseyin'in doğum tarihi 1795-1800 arası olarak tespit edilmiştir ve buna göre 1806'da şair altı ile on bir yaş arasındadır. Işık'a göre ya dizedeki tarihlendirme hatalıdır ya da Kul Hüseyin'in ömrü tespit edilenden daha uzundur. Dizede "sahip sultanın vaktini gözlemek", yani Mehdi'nin zuhurunu beklemek de anıldığından, tarih bir beklenti yılına işaret ediyor da olabilir; bu ihtimal bizim yorumumuzdur.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar