Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Hay ettiler al kınalı dağlardan
Ayırdılar mor sümbülü bağlardan
Haberin aldılar uzak yollardan
Dinlerim bir geyik candan iniler
Gelme avcı gelme ahım ulaşır
Kurşun yedim bacaklarım dolaşır
Yavrularım peşim sıra ağlaşır
Dinlerim bir geyik candan iniler
Gelme avcı gelme benim izime
Yeşil sinek konmuş ala gözüme
Körpe kuzularım kimler emzire
Dinlerim bir geyik candan iniler
Kırıldı kalmadı boynuzum dalım
Kadir Mevla’m sana malumdur halim
Dilerim ey avcı kırılsın kolun
Dinlerim bir geyik candan iniler
Hay ettiler al çuhalı tazıya
İndirdiler bir engince yazıya
Can çabada bakamadım kuzuya
Dinlerim bir geyik candan iniler
Hep avcılar başucumda gözlüyor
Dertli sinem dilip dilip közlüyor
Kuzularım gelir diye özlüyor
Dinlerim bir geyik candan iniler
Kul Hüseyin’im eş dolusun içiyor
Sarı geyik tatlı candan beziyor
Yavruları başın almış kaçıyor
Dinlerim bir geyik candan iniler
Günümüz Türkçesiyle
1. Kınalı al dağlardan geyiği ürküttüler; mor sümbülü bağlardan ayırdılar. Uzak yollardan haberini aldılar; dinlerim, bir geyik candan inler.
2. Gelme avcı, gelme, ahım sana ulaşır; kurşun yedim, bacaklarım dolaşıyor. Yavrularım peşim sıra ağlaşıyor; dinlerim, bir geyik candan inler.
3. Gelme avcı, benim izime gelme; ela gözüme yeşil sinek kondu. Körpe kuzularımı kim emzirecek; dinlerim, bir geyik candan inler.
4. Boynuzum kırıldı, dalım kalmadı; kadir Mevlam, hâlim sana malumdur. Dilerim ey avcı, kolun kırılsın; dinlerim, bir geyik candan inler.
5. Al çuhalı tazıyı peşime saldılar; beni engin bir ovaya indirdiler. Can çekişirken kuzuma bakamadım; dinlerim, bir geyik candan inler.
6. Avcıların hepsi başucumda gözlüyor; dertli göğsüm dilim dilim köz oluyor. Kuzularım geleceğim diye özlüyor; dinlerim, bir geyik candan inler.
7. Ben Kul Hüseyin eşin dolusunu içiyorum; sarı geyik tatlı candan bıkıyor. Yavruları başını alıp kaçıyor; dinlerim, bir geyik candan inler.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Yedi dörtlüğün her biri "Dinlerim bir geyik candan iniler" nakaratıyla kapanır, öbür üç dize ise kendi arasında uyaklanır: "dağlardan, bağlardan, yollardan", "ulaşır, dolaşır, ağlaşır", "izime, gözüme, emzire", "dalım, halim, kolun", "tazıya, yazıya, kuzuya", "gözlüyor, közlüyor, özlüyor", "içiyor, beziyor, kaçıyor". Hece ölçüsünün on birli kalıbı kullanılmıştır; Işık deyişi güzellemeler arasında sayar. "Kul Hüseyin'im" mahlası son dörtlükte yer alır. Derleme Keçiköylü Ali Yüksel ile Halil Sezgin'in söyleyişine dayanır.
Anlam ve Söz Sanatları
Deyiş, Türk halk şiirinde yaygın olan geyik ağıdı geleneğine bağlanır: vurulmuş bir ana geyik avcıya seslenir, yavrularını düşünür ve ölümünü anlatır. Şiirin büyük bölümü geyiğin ağzından söylenir; nakarat ise dışarıdan dinleyen şairin sesidir: "Dinlerim bir geyik candan iniler". Yeşil sineğin ela göze konması, kırılan boynuz, al çuhalı tazılar, engin ovada can çekişme gibi ayrıntılar, sahneyi somut ve acıklı bir tabloya çevirir.
Geyik, Alevî-Bektaşî şiirinde ermişlerin dünyasına yakın bir hayvan olarak anılır; Kul Hüseyin'in bir başka deyişinde de "Üç yüz yıldır geyiklerle otladım" dizesi geçer. Bu yüzden şiirde avcıya karşı söylenen beddua, yalnız bir hayvanın değil, korunması gereken masum bir canın savunması gibi okunabilir. Son dörtlükte şairin "eşin dolusunu içmesi" ve sarı geyiğin tatlı candan bıkması, ölümle ve ayrılıkla yüzleşen insanın hâline de genişletilebilir; bu genişletme bizim yorumumuzdur. Işık, Kul Hüseyin'in yöre hayatından aldığı imgeleri tasavvufi bir anlayışla birleştirdiğini vurgular; çobanlıkla geçen bir ömürde dağ, geyik ve avcı imgeleri gündelik hayatın da parçasıdır.
Kaynakça
- Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren; Kul Hüseyin'in Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 6, 2013, s. 67-124 (deyiş no. 8, s. 81). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2013_6/2013_6_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






