Özgün Metin
Ol ḳadüñe üykündügiyçün serv ü çenâr
Olmadı bunlara güftâr ne reftâr ne yâr
Begüm bâd-ı ṣabâ zülfüñe ṭûş oldı meger
Ki dil ü cân iline misk ü ʿabîr itdi nis̱âr
Temennâ iden ancaḳ ṭapuñı ben degülem
Bu hevâyile geçer şeyḫ ü fetâ mîr-i kibâr
S̱erâdan çekerüm âhı S̱üreyyâya irer
Yıllar ile saña bir gün ne ʿaceb itmedi kâr
Cân gözi görür nûr-ı cemâlüñi senüñ
Levḥ-i dilde yed-i ḳudret yazalı naḳş-ı nigâr
Ḥayât-ı ebedî buldı viṣâlüñe iren
Firḳatüñ zehrin içer ey niceler leyl ü nehâr
Ḫayâtuñdan utanır nuṣḥ ile reyḥân s̱ülüs̱
Tâ muḥaḳḳaḳ saña mânend olalı ḫaṭ-ı ġubâr
Günümüz Türkçesiyle
1. Servi ile çınar o boyuna özendikleri için bunlara ne söz verildi, ne yürüyüş, ne de bir sevgili. (Ağaçlar sevgilinin boyunu taklide kalktıkları için cezalandırılmış gibi dilsiz, hareketsiz ve yalnızdır.)
2. Beyim, sabah rüzgârı galiba zülfüne rastladı; çünkü gönül ve can ülkesine misk ve amber saçtı.
3. Senin huzuruna çıkmayı dileyen yalnız ben değilim; şeyh de genç de, büyük beyler de bu arzuyla ömür geçirir.
4. Yerden çektiğim ah Süreyya yıldızına ulaşır; ne tuhaf ki yıllar boyunca bir gün bile sana tesir etmedi.
5. Kudret eli gönül levhasına o güzelin resmini yazalı beri can gözü senin yüzünün nurunu görür.
6. Vuslatına eren ebedî hayatı buldu; ey sevgili, nice kişi gece gündüz ayrılığının zehrini içer.
7. Neşirdeki okuyuşla: Sülüs, reyhânî ve "nuṣḥ" senin hayatından utanır; çünkü gubâr yazısı muhakkak sana benzemiştir. (Beytin hat türlerine dayanan anlamı için yoruma bakınız.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Latîfî bu yedi beyti "Ḥurûf-ı teheccî üzre bu ebyât anuñ ḳaṣîdesindendür", yani alfabe harfleri sırasınca düzenlenmiş bir kasidesinden olduğunu söyleyerek verir ve her beytin başına bir harf adı yazar: Elif, Be, Te, S̱e, Cim, Ḥa, Hı. Beyitlerin ilk kelimeleri bu harflerle başlar: "Ol", "Begüm", "Temennâ", "S̱erâdan", "Cân", "Ḥayât", "Ḫayâtuñdan". Şiir böylece Arap alfabesinin ilk yedi harfini sırayla izler. Kasidenin tamamının alfabenin bütün harflerini kapsayıp kapsamadığı bilinmiyor. Kafiye "çenâr, yâr, nis̱âr, kibâr, kâr, nigâr, nehâr, ġubâr" kelimelerindeki "-âr" sesidir; ilk beyit iki mısraı da kafiyeli olduğu için kasidenin matlaıdır. Tezkire neşri vezni göstermez. Kasidenin kime sunulduğu bilinmiyor; ikinci beyitteki "Begüm" (beyim) seslenişi bir övülene ya da sevgiliye hitap olabilir.
Anlam ve Söz Sanatları
Beyitlerin çoğu divan şiirinin bilinen mazmunlarını işler. İlk beyitte servi ve çınar, sevgilinin boyuna özendikleri için dilsiz, yürüyüşsüz ve yalnız bırakılmış gibi gösterilir; ağaçların zaten konuşmamasına ve yürümemesine şiirsel bir sebep bulunmuştur. Bu, hüsn-i talil sanatının güzel bir örneğidir. Dördüncü beyit "s̱erâ" (toprak) ile "S̱üreyyâ" (Ülker yıldızı) kelimelerini yan yana getirerek yerden göğe uzanan bir mesafe kurar; iki kelime aynı harfle başladığı için alfabe düzenine de uyar. Beşinci beyitte gönül bir levhaya, sevgilinin hayali de Tanrı'nın kudret elinin o levhaya yazdığı bir resme benzetilir.
Son beyit, hat sanatından alınmış kelimelerle örülüdür. Nesih, reyhânî, sülüs, muhakkak ve gubâr, Osmanlı hattında yazı türlerinin adlarıdır; "ḫaṭ" kelimesi de hem yazı hem de sevgilinin yüzünde yeni beliren ince tüyler anlamına gelir. Beytin asıl anlamı, sevgilinin yüzündeki ayva tüylerinin en ince yazı olan gubâra benzediği ve öteki yazı türlerinin bu güzellik karşısında utandığıdır. Neşir mısranın başını "Ḫayâtuñdan" ve ikinci kelimeyi "nuṣḥ" olarak okur. Hat terimleriyle kurulan bu tenasüp düşünülünce, ilk kelimenin "Ḫaṭṭuñdan" (senin hattından), ikincinin de yazı türü olan "nesḫ" olması beklenir; bu okuyuş Hı harfine de uyar. Bu öneri bizimdir; neşrin okuyuşu aynen korunmuştur. "Muḥaḳḳaḳ" kelimesi hem "kesinlikle" anlamında zarf hem de bir yazı türünün adı olarak tevriyeli kullanılmıştır.
Tarihî Bağlam
Latîfî kasideyi, Melîhî'nin şiir ilmindeki ustalığını ve meclislerde bedi ve beyan tartışmalarını anlattıktan sonra, gazel örneğinin ardından verir. Alfabe sırasına uyan bu düzen, şairin söz hünerini gösteren bir örnek olarak seçilmiş olmalıdır. Kınalızâde ve öteki tezkireciler kasideden beyit aktarmaz. Şairin hayatı için Melîhî (Tokatlı) yazısına bakılabilir.
Kaynakça
- Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, haz. Rıdvan Canım, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 493-494. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/60327,latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzamapdf.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






