Özgün Metin

Dil düşdi yine derdine bir tâze civânuñ
Kim âfetidür cânuñ ü âşûbı cihânuñ
Göñlüm düşeli derdine dir gözüme her dem
Dökdüñ yire ḳanumı yire döküle ḳanuñ
Zülfüñle ruḫuñ muṣḥaf-ı ḥüsnüñde nigârâ
Tefsîri durur sûre-i Nûr ile Duḫânuñ

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül yine taze bir gencin derdine düştü; o genç, canın belası ve dünyanın fitnesidir.

2. Gönlüm onun derdine düşeli gözüme her an şöyle der: Kanımı yere döktün, senin de kanın yere dökülsün. (Âşığı sevgiliye ilk gören göz düşürdüğü için gönül gözü suçlar.)

3. Ey güzel, güzelliğinin Kur'an'ında zülfün ile yanağının tefsiri, Nur suresi ile Duhan suresidir. (Parlak yanak "ışık" anlamındaki Nur'a, kara zülüf "duman" anlamındaki Duhan'a karşılık gelir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Latîfî'nin tezkiresinde "şiʿr" başlığıyla verilen bu üç beyit, bir gazelin matlaı ile iki beytidir. Kafiye "civân, cihân, ḳan, Duḫân" kelimelerindeki "-ân" sesi, redif ise ilgi eki "-uñ"dur. Gazelin geri kalanı ve makta beyti bilinmiyor. Tezkire neşri vezni göstermez. Kınalızâde Hasan Çelebi gazelin yalnız ikinci ve üçüncü beytini verir ve ikinci beyitteki "derdine" yerine "ʿışkına", son mısrada da "Tefsîri durur âyet-i nûrıyla dehânun" okur; bu okuyuşta yanağın yerini ağız almış olur. Gelibolulu Âlî ise yalnız matlaı "Düşdi yine dil derdine bir tâze cevânuñ / Kim âfetidür cânımuñ âşûbı cihânuñ" biçiminde aktarır.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla, divan şiirinin sevgili tipini iki sıfatla çizer: âfet-i cân (canın belası) ve âşûb-ı cihân (dünyayı karıştıran). İkinci beyitte gönül ile göz arasında bir hesaplaşma vardır. Göz sevgiliyi görmüş ve gönlü aşka düşürmüştür; gönül de gözü, kanını yere döken bir katil gibi lanetler. Gözden akan kanlı yaşlar, bedduanın kendiliğinden gerçekleştiğini düşündürür. Üçüncü beyit gazelin en dikkat çekici beytidir. Sevgilinin güzelliği bir mushafa benzetilir ve yüzün iki unsuru, iki surenin adıyla açıklanır. Ruh (yanak) ile Nûr suresi, zülf ile Duhân suresi eşleşir; mısrada önce zülf, sonra yanak anıldığı hâlde sureler ters sırayla gelir. Böyle karışık sıralı eşleştirmeye divan şiirinde leff ü neşr-i müşevveş denir. "Tefsîr" kelimesi de mushaf benzetmesine bağlanan bir tenasüp oluşturur. Latîfî gazeli, Melîhî'nin şiir ilmini iyi bildiğini ve meclislerde bedi ve beyan üzerine tartıştığını söylediği cümlenin hemen ardından verir; bu beyit o bilginin bir örneği gibi durur.

Tarihî Bağlam

Gazelin kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor. Latîfî ve Kınalızâde'nin aynı gazeli seçmesi, şiirin XVI. yüzyılda Melîhî'nin tanınmış söyleyişlerinden sayıldığını gösterir. Şairin hayatı ve Amasya ile tartışmalı bağı için Melîhî (Tokatlı) yazısına bakılabilir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar