Özgün Metin

Vezin: Fāʿilātün fāʿilātün fāʿilātün fāʿilūn

Āsumāne bir duʾā, bir rūḥ-ı ḳurbānıñ çıḳar
Her ikisi bekler aġzımda ne fermānıñ çıḳar
Çıḳsa cānım ṣanma tenden derd-i hicrānıñ çıḳar
Ḳabr içinde üstüḫᵛān-pāremde sūzānıñ çıḳar
Sīnede dāġım eger teşrīḥ ḳılsa bir ṭabīb
Şübhe yoḳ kim anda pāre pāre peykānıñ çıḳar
Şükr kim cemʿiyyet-i ḫāṭır naṣīb olmaz baña
Belki dilden fikret-i zülf-i perīşānıñ çıḳar
Tīġ urup yoḳlar ser-i şekm ḳaṭresin müjgāndım
Al ile gözden ḫayāl-i vird-i ḫandānıñ çıḳar
Rūz-ı maḥşerde girībānıñdan el çeksem nola
Ey melik şāyed elimden çāk-ı dāmānıñ çıḳar
Saḥn-ı ʿālem ser-te-ser bīmār ḫāneñdir seniñ
Bunda Loḳmānlar daḫī muḥtāc-ı dermañın çıḳar
Āşinālıḳ ʿarż ider ol ġamze Cūdī el-ḥaẕer
Āşinā ẓann itdigiñ bir düşmen-i cānıñ çıḳar

Günümüz Türkçesiyle

1. Göğe bir dua ve senin kurbanın olan bir ruh yükselir; ikisi de ağzımda bekler: bakalım ne fermanın çıkar.

2. Canım bedenden çıksa, ayrılık derdinin de çıkıp gideceğini sanma; mezarda kemik parçalarımdan senin yakıcı ateşin çıkar.

3. Bir hekim göğsümdeki yarayı kesip açsa, şüphe yok ki orada parça parça senin ok temrenlerin çıkar.

4. Şükür ki bana gönül toplu(luğu) nasip olmaz; olsa belki gönülden dağınık zülfünün düşüncesi çıkar(dı).

5. Kirpiklerin kılıç vurup gözyaşımın damlasını yoklar; kanlı gözyaşıyla gözden gülen gülünün (yanağının) hayali çıkar.

6. Mahşer gününde yakandan el çeksem ne olur; ey melek, belki elimden eteğinin yırtığı çıkar. (Beyit tam açık değildir.)

7. Âlemin avlusu baştan başa senin hastanendir; burada Lokmanlar bile senin dermanına muhtaç çıkar.

8. Cûdî, o gamze tanışıklık gösterir; sakın! Tanıdık sandığın bir can düşmanı çıkar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Göğe dua çıkar, mezarda kemikten ateş çıkar: aşk acısının bedenin en derinine işlemesi, Fuzûlî'den beri Türk şiirinin en sevdiği konulardandır ve bu gazelde "-ıñ çıkar" redifiyle işlenir. Kurbân, fermân, hicrân, sûzân, peykân, perîşân, handân, dâmân, dermân ve cân kafiyelerinin ardından her beyit bir şeyin "çıkması" üzerine kurulur: yaradan temren çıkar, gözden gülün hayali çıkar.

İkinci ve üçüncü beyitler, ölümden ve teşrihten, yani beden üzerine yapılan bilimsel muayeneden söz eder. Can bedenden çıksa da ayrılık acısı gitmez; mezarda kemik parçaları arasından sevgilinin yakıcılığı çıkar. Bir hekim göğüsteki yarayı açsa, içinden sevgilinin attığı okların temrenleri parça parça çıkacaktır. "Teşrîh" kelimesi, tıp öğreniminin modernleştiği bir dönemde yazan şairin mazmunu yeni bir terimle tazelemesidir.

Dördüncü beyitteki tersinme dikkat çeker: şair gönlünün toplanmamasına şükreder, çünkü gönül toplanırsa dağınık zülfün düşüncesi oradan çıkabilir. Yedinci beyitte âlem sevgilinin hastanesi olur ve hekimliğin sembolü Lokman bile dermanını ondan bekler. Son beyit gamzenin aldatıcı yakınlığına karşı uyarır. Beşinci ve altıncı beyitlerin tezdeki okunuşu bulanıktır; aktarım orada ancak anlamın yönünü gösterir.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 32 (şiir no. 21; yazma vr. 8b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar