Özgün Metin
Vezin: Fāʿilātün fāʿilātün fāʿilātün fāʿilūn
Çün ḫayāl-i ṭalʾatıñ göñlümde nūr-efşān olur
Ṣanki nūr-ı ḥüsn-i Yūsuf şemʿa-i zindān olur
Zehr-i hicriñle yüzüm zerd ü siri-şekim ḳan olur
Aġladıkca dīde-i ḥüznüm gül-i ḫandān olur
Peykerimde bitmiş istiʿdād enẓār-ı ḳabūl
Ṣūretim ʿarż eylesem āyīne rū-gerdān olur
ʿAşḳıñ efzāyīş bulur cānım dem-ā-dem eksilir
ʿAksi söyler kim ki dir: ʿAşḳın ġıdā-yı cān olur
Öyle ṣalmış ṭabʿıma teʾsīr-i ẕevḳ-i derdi kim
Eylesem bir naġmeye āġāz bir efġān olur
Tīġ çek ṣad-pāre ḳıl ḳurtar beni hem kendiñi
Ten baña bir yük, saña ḫas pāre-i dāmān olur
Yād olunsa ḫāk-i ḳabri üzre naẓmım Cūdīyā
Rūḥ-ı ġam-nākı Fużūlīniñ hemān şādān olur
Günümüz Türkçesiyle
1. Yüzünün hayali gönlümde nur saçınca, sanki Yusuf'un güzelliğinin nuru zindanın mumu olur.
2. Ayrılığının zehriyle yüzüm sararır, gözyaşım kan olur; ağladıkça hüzünlü gözüm gülen bir gül olur.
3. Bedenimde bakışları çekme yeteneği tükenmiş; suretimi göstersem ayna yüz çevirir.
4. Aşkın artar, canım an be an eksilir; "Aşk can gıdası olur" diyen tersini söyler.
5. Dert zevkinin etkisi tabiatıma öyle işlemiş ki bir nağmeye başlasam feryat olur.
6. Kılıç çek, beni yüz parça et, hem beni hem kendini kurtar; beden bana bir yük, sana ise eteğe takılmış bir çöp parçası olur.
7. Ey Cûdî, şiirim kabrinin toprağı üzerinde anılsa, Fuzûlî'nin gamlı ruhu hemen sevinir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Mahlas beyti bu gazelin kime göre yazıldığını açıkça söyler: Cûdî, şiiri Fuzûlî'nin kabri üzerinde okunursa onun gamlı ruhunun sevineceğini iddia eder. Gazel bir nazire başlığı taşımaz, ama Fuzûlî'nin dertli âşığını, kanlı gözyaşını ve "dert zevki"ni bilinçli olarak sürdürür. "Olur" redifinin önündeki kafiyeler de bu mirası taşır: efşân, zindân, kan, handân, rû-gerdân, cân, efgân, dâmân, şâdân.
Açılış beyti Yusuf kıssasından bir sahne seçer. Kuyudan çıkarılıp Mısır'da zindana atılan Yusuf'un güzelliği zindanı aydınlatmıştı; sevgilinin hayali de âşığın karanlık gönlünde böyle bir mum olur. İkinci beyitte sararmış yüz ile kanlı gözyaşı yan yana gelir ve ağlayan göz kırmızısıyla gülen bir güle döner; ağlamak ile gülmek aynı renkte buluşur. Üçüncü beyitte âşık o kadar erimiştir ki ayna bile ona yüz çevirir.
Dördüncü beyit yaygın bir sözü tersine çevirir. "Aşk canın gıdasıdır" denir; şair ise aşk arttıkça canın eksildiğini, bu sözün gerçeğin tersini söylediğini ileri sürer. Beşinci beyitte dert zevki şairin sanatına da sinmiştir: başladığı her nağme bir feryada döner. Bu, Fuzûlî'nin "dert" ve "efgân" şiirinin Cûdî'deki yankısıdır ve mahlas beytindeki iddiayı hazırlar.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 33 (şiir no. 22; yazma vr. ). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






