Özgün Metin

Vezin: Fāʿilātün fāʿilātün fāʿilātün fāʿilün

ʿAnaṣır-ı ādem içün ḫātime-i ṭīniñdir
Saṭḥıñ ey ḫāk-i siyeh ġayr-ı şeyāṭīniñdir
Saña ey arż öküz üstünde denir kim sebebi
Nefsiñi ṭabʿ-ı behīmiyyete tavṭīniñdir
Oldı mefḳūd meger nevʿ-i nebāt-ı Maḥmūd
Nere baḳsam görinen Ḥanẓal u yaḳṭīniñdir
Ḥiṣṣe-i rūḥ-ı muṭahhar göge itmiş pervāz
Kürreniñ ẕevḳi zinā-kār ile lūṭīniñdir
Beñzemez Kaʿbedeki zemzeme-i tekbīre
O nevāḳīs-i muṭanṭan ki fısılṭınıñdır
Ḥüküm-āmīz edeb-āmūz olamaz şerʾ gibi
O ḫurāfāt ki Petro ile Ḳısṭīniñdir
Baḥṣ iderler Hugodan Şiller ü Şākiŝpirden
Diyemezler şu Ġazālī şu Süyūṭīniñdir
Müslim evlādı ki bī-gāne-i millet olsa
Aña nisbet şeref-i mertebe ḳıbtīniñdir
Ḥaḳḳa şükr itmeli kim dīn-i mübīni ḥıfẓa
Himmet-i ʿāliye sulṭān-ı Selāṭīniñdir

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey kara toprak, sen insanın unsurlarının çamurunun son durağısın; senin yüzün ise şeytanlara kalmış gibidir. (İkinci mısra tezdeki okumayla tam açık değildir.)

2. Ey yeryüzü, sana "öküzün üstündedir" denir; bunun sebebi, kendini hayvanlık tabiatına yurt edinmendir.

3. Meğer övülen bitki türü yok olmuş; nereye baksam görünen ebucehil karpuzu ile kabaktır.

4. Temiz ruhun payı göğe uçup gitmiş; yer küresinin zevki zina edenle oğlancınındır.

5. Filistin'in o tantanalı çanları, Kâbe'deki tekbir sesine benzemez. (Kafiye kelimesi tezde "fısılṭınıñdır" diye okunmuştur; kafiye düzeni "Filistin" okumasını gösterir.)

6. Petrus ile Konstantin'in o hurafeleri, şeriat gibi hüküm içeren ve edep öğreten olamaz.

7. Hugo'dan, Schiller'den ve Shakespeare'den söz ederler; "şu Gazzâlî'nin, şu Süyûtî'nin eseridir" diyemezler.

8. Müslüman evladı milletine yabancı olursa, ona kıyasla bir Kıptî'nin mertebesi daha şereflidir.

9. Hakk'a şükretmeli ki apaçık dini korumaya yüce himmet, sultanlar sultanınındır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Yeryüzüne Bir Hiciv

Dili sert, tonu hicivdir; mahlassız bu dokuz beyit, divanda sık görülen tasavvufi gazellerden bu yüzden hemen ayrılır. "-Nıñdır" redifinin önüne dizilen tîn, şeyâtîn, tavtîn, yaktîn, lûtî, Kıstîn, Süyûtî, Kıbtî ve selâtîn kafiyeleri hicvin hedeflerini de haber verir. İkinci beyit halk kozmolojisinin bilinen inancını, yeryüzünün bir öküzün üstünde durduğu söylentisini alaya alır: yer öküzün üstündedir, çünkü kendini hayvanlık tabiatına yurt edinmiştir. Üçüncü beyitte övülen bitkilerin yerini acı ebucehil karpuzu ile kabak almış, dördüncü beyitte temiz ruh göğe çekilmiş, dünya zevki ahlaksızlara kalmıştır.

Hugo, Schiller ve Shakespeare

Beşinci beyitten itibaren hiciv belli bir hedefe yönelir. Tezde "fısılṭınıñdır" diye okunan kafiye kelimesi, kafiyenin "-tîn" düzeni gereği "Filistîniñdir" olmalıdır; beyit Filistin'in tantanalı çanlarını Kâbe'deki tekbir sesiyle karşılaştırır. Altıncı beyitte Petrus ile Konstantin'e bağlanan "hurafeler" şeriatın karşısına konur. Yedinci beyit dönemin kültür tartışmasını açıkça anar: Hugo'dan, Schiller'den, Shakespeare'den söz edenler Gazzâlî ile Süyûtî'nin eserlerini tanımaz. Sekizinci beyit milletine yabancılaşan Müslüman gençleri bir Kıptî'den aşağı görür.

Bu beyitler, Tanzimat sonrasında Batı edebiyatını tanıyan yeni kuşakla İslam ilim geleneğine bağlı çevreler arasındaki gerginliği yansıtır. İlginç olan, Lamartine'i çeviren ve Fransızcayı hocalığı sırasında öğrenen bir şairin bu eleştiriyi yapmasıdır; Cûdî'nin hedefi Batı edebiyatının kendisinden çok, kendi geleneğini bilmeden onu övenlerdir. Son beyitte "sultân-ı selâtîn"e, dini korumadaki himmeti için şükredilir; şiirin tarihi bilinmediğinden hangi padişahın kastedildiği kesin söylenemez.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 31-32 (şiir no. 20; yazma vr. 8a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar