Özgün Metin

Vezin: Fāʿilātün fāʿilātün fāʿilātün fāʿilün

Bezm-i ʿīşim bī-tekellüf ŝaḥn-ı meyḫānem ḫarāb
Bir şikeste sāġar u ecdād-mānde bir şarāb
Ḫāne ber-dūşum sükūnum kūşe-i ḳalbimdedir
Muttaŝıl ʿömrüm sefer-ber, kār u bārım iġtirāb
Menzilim sevḳeʾt-ṭabīʿa himmetim fevḳe’t-ṭıbāʿ
Ben nüzūle ser-fütāde pāy-ı himmetdir rikāb
Naḳd-ı ḥālim bī-temettuʿ yād-ı māżī nā-müfīd
Fikr-i istiḳbāl-i ḫūlyā ḥāŝılım ŝıfreʾl -ḥisāb
Cān nedir, cānān ne maʿnā? ʿaşḳ hangi derd-i ser?
Bir bilen yoḳ ṭoġrusın, vallāhu aʿlem bi’ṣ-ṣavāb
İltifāt sākī-i devrān-ı bahār-ı ḫande-rīz
Devre-i tekrār-ı meclis devr-i cām-ı āfitāb
Şuʿle-i mehtāb-ı sīmīn sāḳ-ı sāḳīden nişān
Şeme-i ezhār-ı ḫoş-bū bir nedīm-i müsteṭāb
Şemʿ-i bezmim her gice āvīze-i ʿaḳdü’n-nücūm
Cāme ḫābımdır çimenler, āb-dānımdır seḥāb
Muṭrib-i dil-keş terānem cūybār bī-ḳarār
Çengi-i meydān-ı cevlān-ı gird-bād pür-şitāb
Her nihāl-i rūḥ-perver elde ḫāme bir edīb
Her varaḳ bir ḳıṭʿa ḥikmet her ŝadā faŝle’l-ḥiṭāb

Günümüz Türkçesiyle

1. Eğlence meclisim gösterişsiz, meyhanemin avlusu harap; bir kırık kadeh ve atalardan kalma bir şarap.

2. Evimi sırtımda taşırım, huzurum kalbimin bir köşesindedir; ömrüm durmadan sefere hazır, işim gücüm gurbettir.

3. Konağım tabiatın sürüp götürdüğü yer, himmetim tabiatların üstündedir; ben konaklamaya başı eğik varırım, himmetin ayağı ise hep üzengidedir.

4. Şimdiki hâlimin nakdi bir fayda vermez, geçmişi anmak işe yaramaz; geleceği düşünmek bir hülya, hasılım hesapta sıfırdır.

5. Can nedir, canan ne demektir, aşk hangi baş ağrısıdır? Doğrusunu bilen yok; doğrusunu Allah bilir.

6. Gülüşler saçan bahar mevsiminin sakisi iltifattır; meclisin tekrar tekrar dönmesi, güneş kadehinin dönüşüdür.

7. Gümüş mehtabın aydınlığı sakinin bacağından bir nişan; güzel kokulu çiçeklerin kokusu hoş bir sohbet arkadaşı (nedim).

8. Meclisimin mumu her gece yıldız gerdanlığından bir avize; yatağım çimenler, su kabım buluttur.

9. Gönül çeken çalgıcım ve şarkım durup dinlenmeyen ırmak; at koşturma meydanının çengisi aceleci kasırgadır.

10. Ruh besleyen her fidan, elinde kalem tutan bir edip; her yaprak bir hikmet kıtası, her ses kesin bir sözdür (faslü'l-hitâb).

Edebî ve Tarihî Yorum

Tabiatın Meyhanesi

On beyitlik bu gazel, rindin meyhanesini kapalı bir mekândan çıkarıp açık tabiata taşır. İlk beyitte meclis gösterişsiz, meyhane harap, kadeh kırık, şarap atalardan kalmadır; ikinci beyitte şair evini sırtında taşıyan, ömrü sürekli yolda geçen bir gurbet adamıdır. Gazelde redif yoktur; yükü harâb ile başlayıp şarâb, iğtirâb, rikâb, hisâb, savâb, âfitâb, müstetâb, sehâb, şitâb ve hitâb ile süren "-âb" kafiyesi taşır.

Dördüncü ve beşinci beyitler bu yoksul meclisin felsefesini söyler. Şimdinin nakdi fayda etmez, geçmiş işe yaramaz, gelecek bir hülyadır ve sonuç "sıfrü'l-hisâb", hesapta sıfırdır. Can, canan ve aşk üzerine sorulan sorulara da cevap verilmez: "vallâhu a'lem bi's-savâb", doğrusunu Allah bilir. Medrese tartışmalarını kapatan bu kalıp sözün bir gazelde, bir rindin ağzında kullanılması şiire hafif bir alay katar.

Altıncı beyitten sonra meclisin bütün unsurları tabiattan devşirilir. Güneş dönen bir kadeh, mehtap sakinin gümüş bacağı, çiçek kokusu bir nedim, yıldızlar avize, çimen yatak, bulut su kabı, ırmak çalgıcı, kasırga çengi olur. Son beyit sahneyi bir kitaba çevirir: her fidan elinde kalem tutan bir edip, her yaprak bir hikmet kıtası, her ses kesin bir sözdür. Divanın başka tabiat sahnelerinden farkı da burada belirir: tabiat önce meclis kurar, sonra okunacak bir metne dönüşür.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 29-30 (şiir no. 18; yazma vr. 7b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar