Özgün Metin
Vezin: Fāʿilātün fāʿilātün fāʿilātün fāʿilün
Ḥavvā ki ẕāt-ı Ādeme ʿarż-ı ḥanān ider
Ādem de ol ḥanāne fedā-yı cān ider
Bir yirde kim şarāb-ı viṣāle mesāġ yoḳ
Ẓann itme ʿaşḳ o yirde temennā-yı nān ider
Ḥaḳḳıñ cemāli neşʾesidir ʿaşḳ nāmına
Dāʾim ṭavāf-ı ḳalbe ricāl ü zenān ider
Vāreste-i ḳuyūd ider insānı ʿaşḳ-ı pāk
Şehvet behīmedir ki nehiydir ʿinān ider
ʿAşḳıñ tecellīyāt-ı ġarāʾib-nümāsını
Seyr et ki īn çünīn gehi ān çünān ider
Şeyḫe medār ḥalḳa-i ẕikr ü semāʿ olur
Dervīşi pāykūb u celācil zenān ider
Derk eyleyin daḳāyıḳ-ı esrār u ḥiddeti
Ẕevḳ-i şuhūd u kesb-i ṣafā-yı cenān ider
Meşhūd olur muvaḥḥide tevhīd-i nūr-ı ẕat
Ḥīn-i şehādetinde müşār-ı benān olur
Aṣl-ı kemāle ʿaşḳdır eñ muḥṭaṣar ṭarīḳ
Cūdī egerçi rāh-ı kemāl iftinān olur
Günümüz Türkçesiyle
1. Havva, Âdem'in zatına şefkatini sunar; Âdem de o şefkate canını feda eder.
2. Vuslat şarabına izin olmayan bir yerde aşkın ekmek dileneceğini sanma.
3. Aşk denen şey Hakk'ın cemalinin neşesidir; erkekler ve kadınlar onun için daima kalbi tavaf eder.
4. Temiz aşk insanı bağlardan kurtarır; şehvet bir hayvandır, (aşk) onu yasakla dizginler. (İkinci mısraın okunuşu şüphelidir.)
5. Aşkın tuhaf görünen tecellilerini seyret ki bazen bunu böyle, bazen onu öyle eder.
6. (Aşk) şeyhe zikir halkasının ve semâ'ın sebebi olur; dervişi ayak vurup raks eden ve çıngırak çalan biri yapar.
7. Sırların ve hikmetin inceliklerini kavrayın; (aşk) müşahede zevkini ve gönül safasını kazandırır.
8. Zat nurunun birliği, birleyene (muvahhid) görünür olur; şehadet getirdiği anda parmağın işaret ettiği şey olur.
9. Kemalin aslına giden en kısa yol aşktır; Cûdî, gerçi kemal yolu pek çok kola ayrılır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gazel aşkı yaratılışın ilk sahnesine götürerek açılır: Havva, Âdem'e şefkat sunar, Âdem de o şefkate canını verir. İnsanlık tarihinin ilk sevgisi böylece ilahî aşkın yeryüzündeki ilk görünüşü olur. İkinci beyit aşkın onurunu korur; vuslat şarabının yasak olduğu yerde bile aşk ekmek dilenmeye inmez. Üçüncü beyitte "ricâl ü zenân", erkekler ve kadınlar birlikte anılır ve her ikisi de kalbi bir Kâbe gibi tavaf eder. Cûdî'nin kadın ile erkeği aynı ibadet sahnesinde yan yana koyması, divanın açılışındaki hamd manzumesinde kadınla erkeğin birleşmesini ilahî övgünün cilvesi sayan bakışla uyumludur.
Dördüncü beyitte temiz aşk ile şehvet ayrılır: aşk bağları çözer, şehvet ise dizginlenmesi gereken bir hayvandır. Altıncı beyit tasavvuf hayatından somut bir sahne getirir. Aşk şeyhe zikir halkasını ve semâ'ı, dervişe ayak vurarak dönmeyi ve çıngırak çalmayı verir. Sekizinci beyitte şehadet parmağının kalkışı, tevhidin görünür hâle geldiği an olarak anlatılır.
Son beyit gazelin tezini söyler: kemale giden yolların en kısası aşktır, yollar ne kadar çok kola ayrılsa da. Son iki beyitte redif "ider" yerine "olur" ile biter. Divanın öteki gazellerinde redif sıkı biçimde korunduğu için bu, bir yazım ya da okuma sorunu da olabilir; nüsha üzerinde görülmeden karar verilemez.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 36-37 (şiir no. 25; yazma vr. 9b-10a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






