Özgün Metin
Vezin: Mefāʿīlün mefāʿīlün feʿūlün
İdüp refʿi-yedeyn Allāhu Ekber
Deḫaletü'l-mescideyn Allāhu Ekber
Yere baṣdım başım degdi semāya
Benimle ṭoldu beyn Allāhu Ekber
Ḳıyām itdim ḥużūrumdan ṣavuşdı
Metā vü keyf ü eyn Allāhu Ekber
Rükūʿ itdim baş egdi ḫāḳ u eflāk
Ŝüreyyā, ferḳadeyn Allāhu Ekber
Sücūdumla düşüp maḥv-ı vücūda
Silindi naḳş-ı ʿayn Allāhu Ekber
Beḳā-billāh da oldı cāy-ı temkīn
Ḳuʿūd-ı eşhedeyn Allāhu Ekber
Duʿālımdan selāmetdir selāmım
Ödendi cümledeyn Allāhu Ekber
Günümüz Türkçesiyle
1. İki eli kaldırarak "Allahu Ekber"; iki mescide giriş, "Allahu Ekber".
2. Yere bastım, başım göğe değdi; (yer ile gök) arası benimle doldu, "Allahu Ekber".
3. Kıyama durdum; huzurumdan "ne zaman", "nasıl" ve "nerede" savuşup gitti, "Allahu Ekber".
4. Rükûa vardım; toprak ve gökler, Süreyya ve iki Ferkad yıldızı baş eğdi, "Allahu Ekber".
5. Secdelerimle varlığın yok oluşuna düşüp, ayn'ın (zatın) nakşı silindi, "Allahu Ekber".
6. Allah ile beka da sükûnet yeri oldu: iki şehadetin oturuşu, "Allahu Ekber".
7. Selamım (okunuşu belirsiz bir kelimeden) esenliktir; bütün borçlar ödendi, "Allahu Ekber".
Edebî ve Tarihî Yorum
Namazın hareketleri, "Namâz" gazelinde sırayla birer tasavvufi anlam kazanır. Her beyit "Allâhu Ekber" redifiyle biter; bu tekbir namazda bir hareketten ötekine geçerken söylenen sözdür ve gazelde de beyitten beyite geçişi işaretler. Kafiyeler Arapçanın ikil ekiyle kurulur: yedeyn (iki el), mescideyn (iki mescit), beyn (ara), eyn (nerede), ferkadeyn (iki Ferkad), ayn, eşhedeyn (iki şehadet), deyn (borç).
Gazel namazın sırasını takip eder: ellerin kaldırıldığı iftitah tekbiri, kıyam, rükû, secde, oturuş ve selam. Kıyamda "ne zaman, nasıl, nerede" kategorileri, yani zaman, nitelik ve mekân, namaz kılanın huzurundan çekilir; rükûda toprak, gökler, Süreyya ve Küçükayı'daki iki Ferkad yıldızı da onunla birlikte eğilir. Secde "varlığın silinmesi", yani tasavvuftaki fena makamıdır; ardından gelen oturuş "bekâ billâh", Allah ile var olma makamıyla eşleştirilir. Son beyitteki "deyn" kelimesi namazı ödenmiş bir borç olarak düşünen bir söyleyişle gazeli kapatır. Fena ve beka gibi kavramların bir ibadetin adımlarına yerleştirilmesi, divanın tasavvufu şeriatın içinde tutma çabasının güzel bir örneğidir.
Kaynakça
- Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 61-62 (şiir no. 216; yazma vr. 60a-60b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






