Özgün Metin
Vezin: Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlü feʿūlün
Farḳ-ı ser-i şūḫundaki iklīl-i żiyā-pūş
Bir ṭurre-i zerrīn olur menbaʿ-i reviş
Her tār-ı dil avizine göñlüm gibi ḳonmuş
Elmās degil, nūr-ı naẓar ṭıs ile ṭonmuş
Rūḥumda meger ḥūr ile ülfet var ezelden
Vaḥşī daḫı olsa baña ḳız çehresi meʾnūs
Günümüz Türkçesiyle
1. Şuh (sevgilinin) başının tepesindeki ışık giyinmiş taç, salınışın kaynağı olan altın bir perçem olur.
2. Gönlüm gibi gönlün her teline, (onun) küpelerine konmuş; elmas değil, (o) bakışın nurudur, donup kalmış (mısra tam açık değildir).
3. Meğer ruhumda hurilerle ezelden bir ülfet varmış; vahşi de olsa bana kız yüzü tanıdık gelir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bir genç kızın süsleri, bu üç beyitlik kıt'ada kısa bir güzellik tablosunun malzemesi olur. İlk beyitte başındaki ışıltılı taç, altın bir perçeme dönüşür; ikinci beyitte küpelerdeki parıltının elmas değil, bakışın donup kalmış nuru olduğu söylenir. Bir önceki "Çarşı" müstezadındaki süslü kalabalığın yanında, bu kıt'a tek bir yüze odaklanır.
Son beyit bütün tabloyu bir itirafa bağlar: şairin ruhunda hurilerle ezelden bir tanışıklık vardır ve bu yüzden en ürkek, en "vahşi" kız yüzü bile ona tanıdık gelir. Divan şiirinde sevgilinin "vahşi", yani insandan kaçan ceylan gibi ürkek oluşu bilinen bir benzetmedir; Cûdî bunu ters çevirir: kaçan güzel bile şairin gözünde yabancı değildir. Başlıktaki "Ta'ândan" kelimesinin anlamı tezde açıklanmaz ve burada da çözülememiştir.
Kaynakça
- Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 61 (şiir no. 214; yazma vr. 60a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






