Özgün Metin
Vezin: Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlü feʿūlün; ziyadeler: feʿilātün
Ey mürġ-i ḫayāliñ cevelān itdigi yerler
Şu dükānlar!
Eñ soñ modayı, süslü tuḥāfiyyeyi ḥāvī
Camekānlar!
Zerrīn per-i çeşmān siyāhī vü semāvī
Ki öperler.
Peyveste ḳonup üstüñüze şūḫ naẓarlar
Ḫalecānlar
Bir ṭatlı ḫaşiyet ki hevā üzre yazarlar
Cici perler
Bir mevceli reftār ile bir şīveli güftār
Müterāfıḳ
Yek-digere memzūc, teʿāṭīde hep enẓār
Gülüşürler
Nev ḫande çiçeklerle müzehher kelebekler
Mütelāḥıḳ
Refrefleri pür cünbüş-i nūşīn-i melekler
Leb-i esḥār
İtmiş gibi gökden öpüşür yerle etekler
Buluşurlar
Bir ḥaẓ-ı serābī ki hevesden mütereşşiḥ
Yem-i seḥḥār
Tesnīm-i emel şekline girmiş lemeʿānda
Muġfil, güler enẓāra dükānda camekānda
Zīnet ki olur ḥüsne muʿīn, ḳubḥa muṣaḥḥaḥ
Bir başḳa dükān! Haydi filān yerde açılmış
Yeñi şeyler!
Virdi ḥareket ibrine mihr-i mütemevvic
Yine peyler
Bunlar çıḳıyor! İşte diger cemʿ-i müheyyic
Giriyorlar!
Yaġmaḳda güzellik gibi bir būy ṣaçılmış
Eriyorlar
Silmekde terin būse-i nermīn ile mendīl
O gezişle
Gezmekde o vech üzre leb-i ḥār-ı hevesle
Bir riḳḳat-i nesciyye-i dil emles-i mesle
Gezmiş duyururken ne ḳadar naẓralar ezmiş
Bu ezişle
Enẓār-ı taḥassüs mütemeyyiʿ gibi taḥlīl
Olunur da
Ẕerrāt-ı necārı gibi kendin çekemezmiş
Ṭoḳunur da
Ey murġ-ı ḫayāl uçma nihānī urulursın
Bu sükūn-dār, buralarda
Sen onları ṣayd eyleyemezsin seni avlar
O perīler
Bir menbaʿ-i mechūlden aḳmaḳda bulavlar
Naẓarīler
Ḥissiñ bulanır baḳma vü aḳma ṭurulursın
Ne işiñ var buralarda
Birden çıḳıvirir per-i perrī düm-i ṭāvūs
Gibi bir ḳız
Şu dükāndan
Tüyler kelebekler ü çiçeklerle müzeyyen
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey hayal kuşunun dolaştığı yerler: şu dükkânlar! En son modayı, süslü tuhafiyeyi içinde taşıyan camekânlar!
2. Siyah ve gök mavisi, altın kanatlı gözler, (camekânları) öperler. Üstünüze durmadan konan şuh bakışlar, (yürek) çarpıntıları!
3. Havanın üstüne yazdıkları tatlı bir ürperti: cici periler! Dalgalı bir yürüyüş ve işveli bir konuşmayla, birbirine arkadaş,
4. birbirine karışmış, bakışlar hep alışverişte, gülüşürler! Yeni açmış çiçeklerle süslenmiş kelebekler, birbiri ardınca;
5. kanatları meleklerin tatlı kımıltısıyla dolu, seherlerin dudağı; sanki gökten yere etekler öpüşür gibi, buluşurlar.
6. Hevesten sızan serap gibi bir zevk, büyüleyici bir deniz; parıltısında emel çeşmesi Tesnîm'in şeklini almış,
7. aldatıcı, dükkânda, camekânda bakışlara güler; güzelliğe yardım eden, çirkinliği düzelten süs.
8. Başka bir dükkân! Haydi, falan yerde açılmış: yeni şeyler! Dalgalanan güneş ibreye hareket verdi: yine pey akçeleri!
9. Bunlar çıkıyor! İşte başka bir heyecanlı kalabalık: giriyorlar! Güzellik yağar gibi bir koku saçılmış: eriyorlar.
10. Mendil yumuşak bir öpücükle terini siliyor, o gezişle; o biçimde, hevesin sıcak dudağıyla gezmekte;
11. gönül dokusunun inceliği, (ipek gibi) en düzgün (mısra tam açık değildir); gezip kendini duyururken ne kadar bakışı ezmiş, bu ezişle!
12. Hisseden bakışlar erimiş gibi çözümlenir de; marangozun talaş zerreleri gibi kendini çekemezmiş, dokunur da (beyit tam açık değildir).
13. Ey hayal kuşu, uçma, gizlice vurulursun; burası sükûn yeri, buralarda! Sen onları avlayamazsın, seni avlar o periler.
14. Bilinmeyen bir kaynaktan akan seller: seyirciler! Hissin bulanır, bakma ve akma, durdurulursun; ne işin var buralarda?
15. Birden, kanatlı bir peri, tavus kuyruğu gibi bir kız çıkıverir şu dükkândan, tüyler, kelebekler ve çiçeklerle süslenmiş... (Şiir burada kesilir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Vitrinler, kalabalık ve en son moda: "Çarşı" müstezadı divanın en şehirli ve en beklenmedik şiirlerinden biridir. Müstezat, uzun mısraların ardından kısa "ziyade"lerin geldiği bir biçimdir ve burada bu kısa ekler, bir kalabalığın içinde atılan bakışlar ve ünlemler gibi işler: "Şu dükkânlar!", "Camekânlar!", "Cici periler!", "Giriyorlar!", "Eriyorlar". Sahne son dönem Osmanlı şehirlerinde yayılan modern alışveriş caddesidir: en son moda, tuhafiye ürünleri, vitrinler ve pey akçesiyle yapılan alışveriş.
Şiirin konuşanı "hayal kuşu"na seslenir ve onu bu kalabalıkta dikkatli olmaya çağırır. Vitrin önünde gülüşen, birbirine karışan, kelebek ve çiçek gibi süslenmiş genç kadınlar bir peri alayı olarak görülür; çarşının kendisi ise "hevesten sızan bir serap", aldatıcı bir Tesnîm çeşmesidir. Yedinci mısradaki süs tarifi, "güzelliğe yardım eden, çirkinliği düzelten", modanın işlevini hem takdir hem ironiyle anlatır. On üçüncü ve on dördüncü birimlerde uyarı açıklaşır: hayal kuşu bu perileri avlayamaz, perilere avlanır; "ne işin var buralarda?"
Metin tezde alt alta dizilmiş kısa ve uzun satırlardan oluşur ve bazı uzun mısraların ziyadesi yoktur; şiir, bir dükkândan çıkıveren tavus kuyruklu bir kız tasviriyle yarıda kesilir. Bu yüzden şiirin tamamlanmamış bir müsvedde olduğu düşünülebilir. Bazı mısraların anlamı belirsiz kaldığından çevirideki karşılıkları ihtiyatla verilmiştir. Şimendifer şiirleri gibi "Çarşı" da Cûdî'nin modern hayatın yeni mekânlarını divan şiirinin diliyle görme çabasından doğar.
Kaynakça
- Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 60-62 (şiir no. 213; yazma vr. 59a-59b-60a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






