Özgün Metin

Vezin: Feʿilātün feʿilātün feʿilātün feʿilün

Rūḥı inkār ideniñ cām-ı vücūdındaki nūr
Eylemiş farṭ-ı şuʿāʿıyla iki çeşmini gör
Rūḥı inkār iden Allāhı da inkār eyler
Kendini kendi mi ḫalḳ itmiş o zındıḳ-ı küfür
ʿAyn-ı taḥḳīḳa bedīhī vü muḥaḳḳaḳsıñ sen
Olmasun kimseye Yā Rabbi bedāhet mestūr
Ẓāhir ü bāṭına envārıñ idüp istīlā
Kimine dindi güneş kimisine ḥis ü şuʿūr
Doḳtor ol ṭoġramacı ustaya beñzer ki yapar
Çalmayı bilmedigi ḥalde mükemmel ṭanbūr
Bilmez aʿṣābe bu teʾŝīr ü teʾessür nereden
Ne dimekdir bu ḥayāt anda nedir ḥüzn ü sürūr
Ne bu ecsām-ı ḥayātiyyede āheng-i ṭarab
Ne bu ʿālemdeki tertīb ü niẓām ü destūr
Bir ulūhiyyete ser-māye-i iḳrār olacaḳ
Rütbeden dūn mıdır aʿlām-ı kemāl-i menşūr?
Deyivirmekle "natur yapdı" hemān oldı bu iş
Naturı kimdir iden böyle zebūn u maḳhūr
Bu ṭabīʿat müteʾeŝŝir; ya müʾeŝŝir kimdir
Anı görmez bu ḳaranlıḳda ṭabīʿī maḥṣūr
Doḳtoruñ belledigi, gördigi teşrīḥ-i cüsūm
Rūḥ-ı bī-renk, o güzellikliye olmaz manẓūr
Maddesiz ḳuvveti keşf eyleyemez çeşm-i fünūn
Madde vü ḳuvvet ile mümtezic olduḳça ẓuhūr
"Ḳonsiyans" nāmınasın sen de ṭuyarsıñ bir şey
İkide birde lisānıñda o şeydir meẕkūr
Anı lāyıḳlıca tedḳīḳe iderseñ himmet
Açılır pencereden belki birazcıḳ pancūr!

Günümüz Türkçesiyle

1. Ruhu inkâr edenin varlık kadehindeki nura bak: ışınının fazlalığıyla iki gözünü (kör) etmiş.

2. Ruhu inkâr eden Allah'ı da inkâr eder; o küfür zındığı kendi kendini mi yaratmış?

3. Gerçeği araştıran göze sen apaçık ve kesinsin; ya Rab, apaçık olan kimseye gizli kalmasın.

4. Nurların zâhiri ve bâtını istila edince, kimine "güneş" dendi, kimine "his ve şuur".

5. Doktor, çalmayı bilmediği hâlde kusursuz bir tambur yapan bir tornacı ustasına benzer.

6. Sinirlerdeki bu etki ve tepki nereden geliyor bilmez; onda bu hayat ne demek, hüzün ve sevinç nedir?

7. Ne bu canlı bedenlerdeki neşe ahengi, ne bu âlemdeki tertip, düzen ve kanun,

8. bir ilahlığı ikrara sermaye olmaya, yayılmış kemal işaretleri, rütbece aşağı mıdır?

9. "Natur yaptı" deyivermekle iş hemen bitti mi? Naturu böyle zebun ve mahkûm eden kimdir?

10. Bu tabiat etkilenendir; öyleyse etkileyen kimdir? Bu karanlıkta hapsolmuş tabiatçı onu görmez.

11. Doktorun öğrendiği ve gördüğü bedenlerin teşrihidir; renksiz ruh, o güzel varlık ona görünmez.

12. Fenlerin gözü maddesiz kuvveti keşfedemez; görünüş madde ve kuvvetle karıştıkça (böyledir).

13. Sen de "konsiyans" adına bir şey duyarsın; ikide bir dilinde o şey anılır.

14. Onu layıkıyla incelemeye himmet edersen, pencereden belki biraz bir panjur açılır!

Edebî ve Tarihî Yorum

Maddecilik eleştirisinin divandaki en düzenli örneklerinden biri "Hafâ-yı zuhûr", yani görünürlüğün gizliliği başlığını taşır. Başlık, tasavvufta sık tekrarlanan bir düşünceyi anlatır: Allah aşırı görünürlüğünden ötürü gizlidir, tıpkı güneşe bakan gözün kamaşıp görememesi gibi. İlk beyit bu düşünceyi ruhu inkâr edene uygular: onun varlık kadehindeki nur o kadar parlaktır ki gözlerini kör etmiştir.

Beşinci beyitten itibaren hedef bellidir: doktor ve tabiatçı. Doktor, bedeni teşrih eden ama içindeki hayatı, hüzün ve sevinci bilmeyen biridir; kusursuz bir tambur yapan ama onu çalmayı bilmeyen bir tornacıya benzer. Dokuzuncu beyitteki "natur" ve on üçüncü beyitteki "konsiyans" kelimeleri, Fransızca "nature" ve "conscience" sözlerinin Osmanlı Türkçesindeki yazılışlarıdır ve dönemin bilim tartışmalarından doğrudan alınmıştır. On ikinci beyitteki "madde ve kuvvet" ifadesi, on dokuzuncu yüzyıl sonunda Osmanlı aydınları arasında da okunan Ludwig Büchner'in "Kraft und Stoff" (Madde ve Kuvvet) adlı maddeci kitabının adını hatırlatır. Son iki beyit muhatabını kendi deneyimine çağırır: vicdan diye bir şey duyduğunu kabul ediyorsa, onu dikkatle incelemek, kapalı bir pencereden içeriye bir panjur aralamak gibi olacaktır.

Kaynakça

  • Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 106-107 (şiir no. 255; yazma vr. 76b-77a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf

Çevrimiçi kaynaklar