Özgün Metin
Vezin: Müfteʿilün fāʿilün müfteʿilün fāʿilün
Cenk ü cedel ekŝerī ḥubb-ı diremden gelir
Ḥubb-ı direm şehvete ḥāṣr-ı himemden gelir
Şehvete ḥāṣr-ı himem nefy-i beḳādan çıḳar
Nefy-i beḳā rūḥda gizli vü remden gelir
Dirheme muḥtācdır tesviye-i iḥtiyāc
Ḥācet ü muḥtāc hep dehre ʿademden gelir
Zer diseler terk ider her medenī meymeni
Sīm ile sersemleniş ḫalḳa ne semden gelir
Sīm ü zeriñ maʿdeni her kimi eyler denī
Ḳazma, kürek dūşda defn-i keremden gelir
Nān ü nemek uġrına çekdigimiz her emek
Dürlü ḳarın aġrısı derd-i şikemden gelir
Ṣuṣdı selāmlıḳdaki sāzlar āvāzlar
ʿŪd u kemān naġmesi şimdi ḥaremden gelir
Hiç ḳaleme gelmeyen ḫaylice dīvāneler
Aldatır ev ḫalḳını sözde ḳalemden gelir
Nūr görür ẓulmeti, āteşi ẓan eyler āb
Ser-ḫoşuñ eñ müflisi maḥbes-i cemden gelir
Ṭoldı tehī-maġzlar dürlü ḫurāfāt ile
Tekyeye ḫālī gibi post-ı ʿAcemden gelir
Ṣıdḳına olsa emīn hiç ider mi yemīn
Ekŝeri keẕẕāb olan semt-i ḳasemden gelir
Silsile-i ḥādiŝāt eyleyemez inḳıṭaʿ
Cūdī bu emvāc hep baḥr-ı ḳıdemden gelir
Günümüz Türkçesiyle
1. Savaş ve çekişme çoğu zaman para sevgisinden gelir; para sevgisi, himmeti şehvete hasretmekten gelir.
2. Himmeti şehvete hasretmek, bekâyı (ahireti) inkârdan çıkar; bekânın inkârı ruhtaki gizli bir ürkeklikten gelir (mısra tam açık değildir).
3. İhtiyacın giderilmesi paraya muhtaçtır; ihtiyaç ve muhtaçlık hep dünyaya yokluktan gelir.
4. "Altın" deseler her medeni uğuru bırakır (mısra tam açık değildir); halkın gümüşle sersemleşmesi ne zehirden gelir!
5. Gümüş ve altının madeni herkesi alçaltır; omuzdaki kazma kürek, cömertliği gömmekten gelir.
6. Ekmek ve tuz uğruna çektiğimiz her emek, türlü karın ağrısı, karnın derdinden gelir.
7. Selamlıktaki sazlar, sesler sustu; ut ve keman nağmesi şimdi haremden gelir.
8. Hiç kaleme gelmeyen epey divane, sözde "kalemden geliyorum" diyerek ev halkını aldatır.
9. Nur karanlığı görür, ateşi su sanır; sarhoşun en müflisi Cem'in hapsinden gelir.
10. Boş kafalar türlü hurafeyle doldu; tekkeye halı gibi Acem postu gelir.
11. Doğruluğundan emin olan hiç yemin eder mi? Yalancıların çoğu yemin tarafından gelir.
12. Olaylar zinciri kesilemez; Cûdî, bu dalgalar hep kıdem (ezel) denizinden gelir.
Edebî ve Tarihî Yorum
"-emden gelir" redifi her beyitte bir sebep gösterir ve gazel, divanın ahlak ve toplum gözlemlerini bu zincirle kısa hükümler hâlinde sıralar. İlk iki beyit gerçek bir zincir kurar: savaş para sevgisinden, para sevgisi himmeti şehvete hasretmekten, bu da ahireti inkârdan gelir. Böylece dünyadaki kavgaların kökü inanç meselesine bağlanır. Üçüncü ve beşinci beyitler arasında para üzerine söz oyunları vardır: "sîm", gümüş ile "sersem" ve "sem", zehir; "maden" ile "denî", alçak.
Gazelin ortasında dönemin şehir hayatından alınmış iki kısa sahne yer alır. Yedinci beyitte selamlıktaki sazlar susmuştur, ut ve keman artık haremden duyulur; bu, musikinin evin kadınlar bölümüne geçişine ya da ev içi hayatın değişimine dair bir gözlemdir. Sekizinci beyitte "kalemden gelmek", yani resmî bir dairede kâtiplik yapmak, bir sahtelik konusudur: hiç kalem tutmamış nice divane, kalemden geldiğini söyleyerek ev halkını aldatır. Onuncu beyit tekkelere "Acem postu" serilmesini hurafelerin yayılmasına bağlar; on birinci beyit, sık yemin etmenin yalancılığın işareti olduğunu söyleyen bilinen bir gözlemi tekrarlar. Makta beyti bütün zinciri kozmik bir ölçeğe taşır: olaylar zinciri kesilemez, çünkü bütün dalgalar ezel denizinden gelir.
Kaynakça
- Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 108-109 (şiir no. 256; yazma vr. 77a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






