Özgün Metin

Vezin: Mefāʿilün mefāʿilün mefāʿilün mefāʿilün

Küşād-ı ʿuḳde-i ḥayāta baġlıdır ki vuṣlatı
Fe-ḥurrimet ʿaleyye in ḥalaltuhā eḥallet
alınarak sıralandırılmıştır.
Ne nāzdır, ne şīvedir güzelligin bilir ḳaçar
Teḳanneʿat fe-esferet, velleytuhā fe-vellet
Cemāline ḥavāle eyledim nigāh-ı iştiyāḳ
Fe-ḳābelet ve seyfe laḥẓihā ʿaleyye sellet
Ne ḫoşdur iḥtilāf-ı cins ile vifāḳ-ı iḥtisās
Metā ṣadartu ṣaderet ve in meliltu mellet
A naḥvı maḥv iden güzel ṣılātı ḥaẕfe yoḳ maḥal
Fe-mā tüfīdu lafẓatā "ene'llezī", "hiye'lletī"
Şebābıñ incilā-yı tāmına ararsañ āyine
Fe-şemsu vechike'lletī raʾeytuhā tecellet
Cemāl-i bā-kemāliñiz bedīʿadır ḥaḳīḳaten
Nigāh idiñ ki āyine beyān ider ḥaḳīḳati

Günümüz Türkçesiyle

1. Ona kavuşmak, hayat (utanma) düğümünün çözülmesine bağlıdır; (Arapça:) "Bana haram kılındı; düğümü çözersem helal olur."

2. Ne naz, ne işve: güzelliğini bilir de kaçar; (Arapça:) "Peçelendi, sonra yüzünü açtı; ona yöneldim, o yüz çevirdi."

3. Özlem bakışımı onun güzelliğine havale ettim; (Arapça:) "Karşıma geçti ve bakışının kılıcını bana çekti."

4. Cins farkıyla duygu birliği ne hoştur; (Arapça:) "Ben ne zaman çıktıysam o da çıktı; ben usandıysam o da usandı."

5. Ey nahvi silip yok eden güzel, sılaları hazfetmeye yer yok; (Arapça:) "'Ben o kişi ki', 'O o kadın ki' kelimeleri ne ifade eder?"

6. Gençliğin tam parlaklığına bir ayna ararsan, (Arapça:) "gördüğüm o yüzünün güneşi tecelli etti."

7. Kemal sahibi güzelliğiniz gerçekten harika bir eserdir; bakın, çünkü ayna hakikati anlatır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Her beytin ilk mısraı Türkçe, ikinci mısraı Arapça: gazel bir mülemmadır; yalnız son beyit iki mısraıyla Türkçedir. Tezde başlığı boş bırakılmıştır ve tezin dipnotuna göre beyitler divanda karışık numaralanmış, tez onları bu numaralara göre sıralamıştır. Arapça mısralar "-llet" sesiyle biten ortak bir kafiyeyle kurulmuştur: ehallet, vellet, sellet, mellet, tecellet.

Gazel bir aşk hikâyesini kısa sahnelerle anlatır: sevgili peçelenir, sonra yüzünü açar; âşık ona yöneldiğinde yüz çevirir; karşısına geçip bakışının kılıcını çeker. Dördüncü beyitte ise bir uyum anı vardır: âşık nereye giderse sevgili de oraya gider, âşık usanırsa o da usanır. Beşinci beyit, divanın sevdiği dilbilgisi nüktelerinden birini taşır: sevgili "nahvi mahveden", dilbilgisini silen bir güzeldir; ama Arapçada "ellezî" ve "elletî" gibi ilgi zamirleri, arkalarından gelen "sıla" cümlesi olmadan bir şey ifade etmez. Böylece âşık ile sevgili de birbirlerinin "sılası" olmadan anlamsız kalan iki kelime gibidir. Mülemma biçimi, Arapçayı ve Türkçeyi aynı ölçüde kullanabilen bir medrese yetişkininin şiirdeki ustalığını gösterir. Arapça mısraların Latin harfli okuması bize aittir.

Kaynakça

  • Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 111-112 (şiir no. 263; yazma vr. 78a-78b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf

Çevrimiçi kaynaklar