Özgün Metin
Vezin: Fāʿilātün fāʿilātün fāʿilātün fāʿilün
Biñ per-i pervāne-i şemʿ-i cemāl eyler beni
İçlerinde yoḳ faḳaṭ bir dāne māl eyler beni
İsterim ben ʿaşḳımı taṭbīḳe ḥüsn-i bī-miŝāl
Her güzel ḥüsni içün ʿaşḳa miŝāl eyler beni
Vāḳıf-ı cānım nuḳūş-ı ẓāhiriñ ümmīsiyim
Sanma kim tebler esīr ḫaṭ u ḫāl eyler beni
Ġālibā ceẕb itdigi canlarladır cemʿiyyeti
Ceẕb ider cānān o cānlardan ḫayāl eyler beni
Ḥüsnüne taʿẓīm içün gördükde ḳaddüm dāl olur
Mihr-i nāzım ḳarşıma çıḳsa hilāl eyler beni
Eylesem ikmāl bir noḳṣānı biñ noḳṣān ṭoġar
Hep bu noḳṣanlar pezīrā-yı kemāl eyler beni
Cūdiyā māṭlūbımı yazmaz kitāb-ı mümkināt
Himmetim beyhūde cūyā-yı muḥāl eyler beni
Günümüz Türkçesiyle
1. Güzellik mumunun pervanesi bin kanadıyla beni (pervane) eder; ama içlerinde beni mal edinen tek bir tane yok.
2. Ben aşkımı eşsiz bir güzelliğe uydurmak isterim; her güzel, kendi güzelliği için beni aşka örnek yapar.
3. Canın sırrına vakıfım, dış nakışlara karşı ümmiyim; sanma ki ayva tüyü ve ben beni esir eder.
4. Galiba (sevgili), çektiği canlarla bir topluluktur; sevgili o canları çeker, beni ise bir hayal eder (beyit tam açık değildir).
5. Güzelliğine saygı için görünce boyum "dâl" olur; naz güneşi karşıma çıksa beni hilal eder.
6. Bir eksiği tamamlasam bin eksik doğar; bütün bu eksikler beni kemali kabule hazır eder.
7. Ey Cûdî, mümkünler kitabı aradığımı yazmaz; himmetim beni boş yere imkânsızın arayıcısı eder.
Edebî ve Tarihî Yorum
Âşık aşkını tek bir güzelde aramaz; aradığı, misli olmayan bir güzellik idealidir. İlk iki beyit bir çelişki kurar: bütün güzeller şairi kendi aşkına örnek yapar, ama hiçbiri onu sahiplenemez; çünkü şair aşkını "misli olmayan bir güzelliğe" uydurmak ister. Üçüncü beyitte şair dış görünüşün nakışlarına karşı "ümmî", okuma bilmez olduğunu söyler: ayva tüyü ve ben, divan şiirinin bilinen güzellik işaretleri, onu esir edemez.
Beşinci beyit harf ve gök imgelerini birleştirir: sevgilinin güzelliği karşısında şairin boyu Arap harflerinden "dâl" gibi eğilir; naz güneşi karşısında da hilale döner. Altıncı beyit gazelin düşünce merkezidir: bir eksiği tamamlamak bin yeni eksik doğurur ve bu eksikler insanı kemale hazırlar. Bu, olgunlaşmanın bitmeyen bir yolculuk olduğunu söyleyen tasavvufi bir düşüncedir. Makta beyti aynı yolculuğun ucunu gösterir: aranan, mümkünlerin kitabında yazılı değildir; şairin himmeti onu imkânsızın arayıcısı yapar.
Kaynakça
- Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 111 (şiir no. 262; yazma vr. 78a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






