Özgün Metin
Vezin: Mefāʿilün feʿilātün mefāʿilün feʿilün
Henüz elif dimeden ḫilḳatim kitābından
Göñül ṣorar bu kitābıñ ṣonuncu bābından
Evet şu ẕerreyi sormaḳda ḥaḳlıdır göñlüm
Suʿāl iderse muḥiḳḳdir hem āfitābından
Bu mübtedīyi gözetmez şu ḫvāce-i devrān
Esef o sürʿat-i engüşt-i inḳılābından
Ne feraḳı şu ḥayātıñ hemīşe gevrāna
Deñizde çöbciñiziñ ḥāl-i pīç-tābından
ʿAdem sükūna çekilmiş vücūd-ı pür-ḫalecān
Ḫitāb-ı ʿizzetiñ īcāb-ı ıżṭırābından
Cemād cān bulur elḥān-ı nā-şinīdenden
Ḥayāt dem çeker āheng-i müsteṭābından
Ḫam-ı vücūd henüz ihtizār-peymādır
O ġunneden ki gelir "Kāf u nūn" ḫiṭābından
Birer icābet-i "Lebbeyk"dir bu velehler
Mücīb yek-digerin ezmede şitābından
Zemīne düşdi ḥaḳīḳat semāya ṣaḳlandı
Türāb-ı ādemiñ idrāka intisābından
Hezār-ı ṣubḥ açılır cünbüş-i niḳābından
Zülāl-i cān ṣaçılır mevce-i serābından
Kitāb-ı kāmil-i"Lā raybe fīh" dir bu şühūd
Egerçi añlamaz īmān iden ġıyābından
Degil mi nefsine maḥmūl-ı ʿayn-ı mevżūʿāt
Ne ġam meyānede bir nisbet iḥticābından
Meʾāl-i mesʾele ŝābit, suʾāl zāʾiddir
Sükūt şekline girmiş ṭuran cevābından
Bu iʿtilā nedir ey ṭabʿ sen de secdeler it
Ḳurur o sebz ki baş ḳaldırır türābından
Günümüz Türkçesiyle
1. Daha yaratılışımın kitabından "elif" demeden, gönül bu kitabın son babını sorar.
2. Evet, gönlüm şu zerreyi sormakta haklıdır; güneşini sorsa da haklıdır.
3. Zamanın şu hocası bu yeni başlayanı gözetmez; yazık o devrim parmağının hızına (beyit tam açık değildir).
4. Bu hayatın dönen girdaptan farkı ne? Denizdeki çubuğunuzun kıvrılan hâli gibi (beyit tam açık değildir).
5. Kaygılarla dolu varlık, izzet hitabının gerektirdiği çırpınıştan yokluk sükûnuna çekilmiş (beyit tam açık değildir).
6. Cansız, işitilmemiş nağmelerden can bulur; hayat onun hoş ahenginden nefes alır.
7. Varlığın kıvrımı, "Kâf" ve "Nûn" hitabından gelen o genizden sesle hâlâ can çekişmektedir.
8. Bu hayretler birer "Lebbeyk" cevabıdır; cevap verenler acele ederken birbirini ezer.
9. Âdem'in toprağının idrake bağlanmasından ötürü hakikat yere düştü, göğe saklandı.
10. Peçesinin dalgalanmasından bin sabah açılır; serabının dalgasından can suyu saçılır.
11. Bu görünen âlem, "Onda şüphe yoktur" denen kâmil kitaptır; gerçi gayba iman eden onu anlamaz.
12. Konular kendi kendisine yüklem değil midir? Arada bir bağıntının örtülmesinden ne gam (beyit tam açık değildir).
13. Meselenin anlamı sabittir, soru fazladır; susuş şeklinde duran cevabından (bellidir).
14. Ey tabiat, bu kibir nedir? Sen de secdeler et; toprağından baş kaldıran yeşillik kurur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Yaratılışı bir kitap olarak okuyan bu gazel, "Vücûd"un düşüncesini sürdürür. İlk beyit kitap benzetmesini bir sabırsızlık imgesine çevirir: gönül daha yaratılış kitabının ilk harfi olan "elif"i söylemeden son babını sormaktadır. İnsan, varlığın sırrını hemen öğrenmek ister; zerreyi de güneşi de sormakta haklıdır.
Gazelin ortasındaki en güçlü imge yedinci beyittedir: Allah'ın "Ol!" emri, Arapçada "kün", "kâf" ve "nûn" harflerinden oluşur; nûn harfinin genizden çıkan sesi, "ğunne", şair için hâlâ yankılanan bir sestir ve varlığın kıvrımı o sesin etkisiyle can çekişir gibi titrer. Sekizinci beyit varlığın hayretlerini o emre verilen "Lebbeyk" cevapları olarak görür. On birinci beyit Bakara suresinin başındaki "O kitap, onda şüphe yoktur" (2/2) ayetini görünen âleme uygular: kâinat da şüphe götürmeyen bir kitaptır.
On ikinci ve on üçüncü beyitler mantık diline geçer: konu ile yüklem arasındaki bağıntı, sorunun fazlalığı ve susuş biçimindeki cevap. Son beyit tabiata bir öğütle seslenir: kibrini bırakıp secde etmelidir, çünkü toprağından baş kaldıran yeşillik kurur. Birkaç beytin anlamı açık değildir ve çevirideki karşılıkları kesin sayılmamalıdır.
Kaynakça
- Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 120-121 (şiir no. 275; yazma vr. 81a-81b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






