Özgün Metin

Vezin: Feʿilātün feʿilātün feʿilātün feʿilün

Midād-ı ḫāme-i ḥaḳdır ʿanāsır-ı ʿilim
Yazar ḳavālib-i maʿnā-yı cāvidānımızı
Yazarım taḥtaya mektebde tebāşīr ile ben
Lafẓ u maʿnāca muḫālif, mütenevviʿ kelimāt
Ṭalebe anları der-defter ider ya ezber
Silerim, sildigim anda ider ol naḳş, vefāt
Silgi elfāẓ ü maʿānīye temās eyleyemez
Anlar aṣlı üzere ḥāfıẓada rehn-i ŝebāt
Yıġılır taḥtanıñ altında tebāşīr tozı
Var mı ol tozlar arasında maʿānī heyhāt
Süpürür tozları ḫidmetçi elinde ferrāş
İḥtifālāt ile itsün anı vażʿ-ı ḥażarāt
O ġubār işte cesed, ẕihndeki maʿnā-i rūḥ
Gelemez fevt-i nuḳūş ile maʿānīye fevāt
Ben tebāşīr ü mürekkeb iderim istiʿmāl
Dest-i ḳudret yazar eczā-yı ʿanāṣırla luġāt
Gördigin ẕerre vü ḫūrşīd ü şuḫūṣ u eşyā
Herbiri maʿnī-i maḫṣūṣa ḳonulmuş kelimāt
Levḥ-i maḥfūẓ ezelde o maʿānī maḥfūẓ
Ki gelir naḳş-ı ẓuhūra özin eyler iŝbāt
İmdi ecsāda baḳup ṣanma maʿānī fānī
Rūḥa, maʿnāya temās eyleyemez maḥv u memāt

Günümüz Türkçesiyle

1. (Açıklanan beyit:) İlmin unsurları Hakkın kaleminin mürekkebidir; ebedî anlamımızın kalıplarını yazar.

2. Ben mektepte tahtaya tebeşirle, söz ve anlamca birbirinden farklı, çeşit çeşit kelimeler yazarım.

3. Talebe onları ya deftere geçirir ya ezberler; silerim, sildiğim anda o yazı ölür.

4. Silgi kelimelere ve anlamlara dokunamaz; onlar asılları üzere hafızada sebatın rehini olur.

5. Tahtanın altına tebeşir tozu yığılır; heyhat, o tozların arasında anlam var mı?

6. Hizmetçi ferraş elindeki (süpürgeyle) tozları süpürür; törenlerle onu toprağa koysun (mısraın sonu tam açık değildir).

7. İşte o toz bedendir, zihindeki anlam ruhtur; yazıların ölümüyle anlamlara ölüm gelmez.

8. Ben tebeşir ve mürekkep kullanırım; kudret eli unsurların parçalarıyla kelimeler yazar.

9. Gördüğün zerre ve güneş, kişiler ve eşya, her biri özel bir anlama konulmuş kelimelerdir.

10. O anlamlar ezelde Levh-i Mahfûz'da korunmuştur; görünüşün yazısına gelir ve kendini ispat eder.

11. Şimdi bedenlere bakıp anlamları fani sanma; ruha, anlama yok oluş ve ölüm dokunamaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Ruh ve beden anlamına gelen "Rûh u Cesed", divanda bir beytin "nazmen tefsîri", yani şiirle açıklaması olarak sunulur: "İlmin unsurları Hakkın kaleminin mürekkebidir; ebedî anlamımızın kalıplarını yazar." Cûdî bu soyut beyti, kendi mesleğinden alınmış, akılda kalan bir sahneyle açıklar: muallim, mektepte tahtaya tebeşirle kelimeler yazar, talebeler onları defterlerine geçirir ya da ezberler, sonra yazı silinir.

Benzetme adım adım kurulur. Silgi tahtadaki harfleri siler, ama kelimelerin anlamına dokunamaz; anlam talebenin hafızasında kalır. Tahtanın altına yığılan tebeşir tozunda anlam yoktur; hademe onu süpürür, şairin şakasıyla "törenlerle toprağa koyar". İşte o toz bedendir, zihindeki anlam ruhtur. Sekizinci beyitten itibaren benzetme kâinata genişler: muallim tebeşir ve mürekkep kullanır, kudret eli ise unsurların parçalarıyla yazar; zerre, güneş, insanlar ve eşya, her biri belli bir anlama konmuş kelimelerdir. Bu anlamlar ezelden Levh-i Mahfûz'da korunur ve görünüş âlemine yazılır.

Son beyit benzetmenin sonucunu verir: bedenlere bakıp anlamları fani sanmamak gerekir; ölüm tebeşir tozunu süpürür, ama anlama dokunamaz. Divandaki birçok şiirde kâinat bir kitap olarak okunur; bu manzume, o büyük benzetmeyi bir sınıfın gündelik nesneleriyle, tahta, tebeşir, silgi, defter ve hademe ile somutlaştırdığı için, öğretmen Cûdî'nin en kendine özgü şiirlerinden biridir.

Kaynakça

  • Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 121-122 (şiir no. 276-277; yazma vr. 81b-82a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf

Çevrimiçi kaynaklar