Özgün Metin

Vezin: Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlü feʿūlün

Cānımla güher, cism ile ẕerrāt-ı hebāyım
Ḳıymetli tozum, ḫāk-ı der-i āl-i ʿabāyım
Ben varlıġı saḥḳ eyledim ʿaşḳıñ dibeginde
Essün ṣaçayım muntaẓır-ı bād-ı ṣabāyım
Rūḥum, bütün eflāk benim ṣırmalı urbam
Bir başḳa biçim lābis-i ḳaftān u ḳabāyım
Her faṣl-ı bahār encümenim başḳa çemendir
Bī-lāne hezārım, gül-i bezm-i ġurebāyım
Berbād havāyım olurum ʿāleme enfās
ʿAşḳıñ ocaġından bütün ervāḥa cabayım
Bir sāʾir-i fillāh ġarībim gezerim hep
Devrān olalı devr ile evlād ü babayım
Bir ḳuvve-i ḳudsiyye ṭaşır ʿarşımı dāʾim
Dīdār-ı Süleymāna gider mülk-i sebāyım
Her naẓra birer ṭasa-i ḥüsn-i ezelīdir
Cūdī ne güzel gözler ile būse-rübāyım

Günümüz Türkçesiyle

1. Canımla mücevher, bedenimle havadaki zerrelerim; değerli bir tozum, Âl-i Abâ'nın kapısının toprağıyım.

2. Ben varlığı aşkın dibeğinde dövdüm; essin de saçılayım, seher yelini bekliyorum.

3. Ruhum (var); bütün gökler benim sırmalı elbisem; başka bir biçimde kaftan ve kaba giyenim.

4. Her bahar mevsiminde meclisim başka bir çimendir; yuvasız bir bülbülüm, gariplerin meclisinin gülüyüm.

5. Savrulmuş bir havayım, dünyaya nefesler olurum; aşkın ocağından bütün ruhlara (bir) armağanım (beyit tam açık değildir).

6. Allah yolunda giden garip bir yolcuyum, hep gezerim; devran olalı beri devirle birlikte hem evlat hem babayım.

7. Kutsal bir kuvvet tahtımı durmadan taşır; Süleyman'ın yüzünü görmeye giden Sebe ülkesiyim.

8. Her bakış ezelî güzelliğin bir tasıdır; ey Cûdî, ne güzel gözlerle öpücük çalanım!

Edebî ve Tarihî Yorum

"Şatahât"ın ardından gelen "Bu da" başlıklı gazelde vecd hâlindeki benlik kendini tarif etmeyi sürdürür; bu kez kozmik büyüklüğün yanına tevazu ve yolculuk imgeleri de konur. İlk beyit bir zıtlıkla açılır: can bakımından mücevher, beden bakımından havadaki zerre; ama bu toz değerlidir, çünkü Peygamber'in ehl-i beyti olan Âl-i Abâ'nın kapısının toprağıdır. İkinci beyit aşkın dibeğinde dövülüp toza dönmüş bir varlığı anlatır; o toz seher yeliyle saçılmayı bekler.

Üçüncü ile altıncı beyitler arasında benlik farklı kılıklara girer: gökler sırmalı elbisesidir, yuvasız bir bülbül ve gariplerin gülüdür, Allah yolunda gezen bir yolcudur; zaman başladığından beri hem evlat hem babadır. Yedinci beyit Neml suresindeki kıssaya dayanır: Sebe melikesinin tahtı Süleyman'ın huzuruna bir göz açıp kapayıncaya kadar getirilmişti (27/38-40). Şair kendini o tahta, Süleyman'ın yüzünü görmeye taşınan Sebe ülkesine benzetir. Makta beyti bütün bu kılıkları bir bakışa bağlar: her bakış ezelî güzelliğin bir tasıdır ve şair güzel gözlerden öpücük çalan biridir.

Kaynakça

  • Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 123-124 (şiir no. 279; yazma vr. 82a-82b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf

Çevrimiçi kaynaklar