Özgün Metin
Vezin: Mefāʿilün feʿilātün mefāʿilün feʿilün
Açınca çeşmimi gördüm muḥīṭimi şaşdım
ʿAceb nedir bu diye keşfe ḫayli uġraşdım
Nigāh-ı ḥayretimi kendime idüp tevcīh
Ya ben neyim diye ʿaḳlımla ḥasb-i ḥāllaşdım
ʿAceb bu silsile-i gūne ben naṣıl girdim
Naṣıl bu ḥayyizi buldum naṣıl kararlaşdım
Ezel didikleri demden şu ḥāl-i ḥāżıra dek
Deñiz mi ṭāġ mı bayır mı ne varṭalar aşdım
Ne nām var idi ne bir nişān vücūdumdan
Ne Zeydiñ oġlı ne ʿAmrda baba ne ḳardaşdım
Nefḫ-i aḳdes idim ḫāḳ-ı ādeme ṭoḳunup
Ḥayāt-ı maḥż olaraḳ bu teʿayyüne ṭaşdım
Ḳanāt-ı nevʿide aṣl üzre eyledim cereyān
Ne bir tenāsüḫe düşdüm ne fesḫe yaḳlaşdım
Günümüz Türkçesiyle
1. Gözümü açınca çevremi gördüm, şaştım; "Acaba bu nedir?" diye keşfetmek için epey uğraştım.
2. Hayret bakışımı kendime çevirip "Ya ben neyim?" diye aklımla dertleştim.
3. Acaba bu türler zincirine ben nasıl girdim? Bu yeri nasıl buldum, nasıl yerleştim?
4. Ezel dedikleri andan şu şimdiki hâle kadar deniz mi, dağ mı, bayır mı, ne uçurumlar aştım!
5. Varlığımdan ne bir ad vardı ne bir iz; ne Zeyd'in oğlu idim, ne Amr'a baba ya da kardeş.
6. En kutsal nefha idim; Âdem'in toprağına dokunup saf hayat olarak bu belirlenişe taştım.
7. Türümün kanalında aslıma göre aktım; ne bir tenasühe düştüm, ne meshe yaklaştım.
Edebî ve Tarihî Yorum
"İstiğrâb" gazelindeki şaşkınlık, "Taaccüb", yani şaşma başlıklı bu gazelde şairin kendisine döner. İlk iki beyit bir uyanış ve kendini sorgulama sahnesidir: göz açılır, çevre görülür, sonra bakış kendine döner ve "Ya ben neyim?" sorusu sorulur. Üçüncü ve dördüncü beyitler bu soruyu varlığın tarihine yayar: bu türler zincirine nasıl girdim, ezelden bugüne hangi deniz, dağ ve uçurumları aştım?
Beşinci beyit medrese dilbilgisinden bir nükte taşır: Arap gramer kitaplarında örnek cümlelerde hep "Zeyd" ve "Amr" adları kullanılır. Şair, var olmadan önce ne Zeyd'in oğlu ne de Amr'ın babası ya da kardeşi olduğunu, yani hiçbir örnek cümlenin öznesi bile olmadığını söyler. Altıncı beyit Kur'an'daki "Ona ruhumdan üfledim" (Hicr 15/29) ayetine dayanır: insan, Âdem'in toprağına dokunan kutsal bir nefhanın taşmasıdır. Son beyit, divandaki Farsça tenasüh hicvine bağlanır: şair türünün kanalında aslına göre akmıştır; ne ruh göçüne düşmüş ne de başka bir varlığa dönüşmüştür. Varlığın kökenine dair bu şaşkınlık, inancın verdiği bir cevapla dengelenir.
Kaynakça
- Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 118 (şiir no. 273; yazma vr. 80b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






