Özgün Metin
Vezin: Mefāʿīlün mefāʿīlün mefāʿīlün mefāʿīlün
Erenler meclisinde bir nefes de benden al haydi
ʿAden deryāsına yol düşdi lāzımdır güher ṣaydı
Ṣafā-yı ḫāṭırı tekdīr ider aġyārıñ eṭvārı
Bütün aġyārı yār eylerdim elde ḳudret olsaydı
Emeller ṣımṣıḳı ṣarmış ḥayātı cisme yükletmiş
Sen anıñ ḫiffeten farḳ itmek isterseñ çıḳar ḳaydı
Ḥayātıñ muʿtedildir neşʾesi erbāb-ı tecrīde
Ḫumār-ı şehveti sildiñse başdan gözleriñ aydı
Bahār eyyāmı ṣaḥrāya ṣapar baḥra aḳan çaylar
Meger anlar da elvānı görüp yol gitmeden çaydı
Bu rütbe vüsʿatiyle ṭarlaşır güneş-i kevn-dünyā
Gelenler çünki ḥaddinden büyük bir de kilīm yaydı
Meger buz baġlamış kūh-ı bülend-i ʿilm-i ervāḥı
Cihāna düşdüm ey Cūdī o ʿālemden ayaḳ ḳaydı
Günümüz Türkçesiyle
1. Erenler meclisinde benden de bir nefes al, haydi; yol Aden denizine düştü, inci avlamak gerekir.
2. Ağyarın tavırları gönül safasını bulandırır; elimde güç olsaydı bütün ağyarı dost ederdim.
3. Emeller sımsıkı sarmış, hayatı bedene yüklemiş; sen onun hafifliğini fark etmek istersen bağı çıkar.
4. Tecrit ehline hayatın neşesi ölçülüdür; şehvet mahmurluğunu başından sildiysen gözün aydın.
5. Bahar günlerinde denize akan çaylar ovaya sapar; meğer onlar da renkleri görüp yola çıkmadan caymış.
6. Varlık dünyasının güneşi bu genişliğiyle daralır; çünkü gelenler hadlerinden büyük bir kilim yaydı (beyit tam açık değildir).
7. Meğer ruhlar ilminin yüksek dağı buz bağlamış; ey Cûdî, o âlemden ayağım kaydı, dünyaya düştüm.
Edebî ve Tarihî Yorum
Açılış beyti bir tekke meclisinin "nefes" geleneğine seslenir: erenler meclisinde şair de bir nefes okumak ister ve yolun Aden denizine, yani inci avlanan yere düştüğünü söyler. Sonraki beyitler bir dizi ahlak gözlemi sıralar: yabancıların tavırları gönül safasını bulandırır; emeller hayatı bedene yük eder ve bu bağ çözülünce hayatın hafifliği hissedilir; tecrit ehli, yani dünyadan elini eteğini çekenler için hayatın neşesi ölçülüdür.
Beşinci beyit gazelin en zarif ses oyununu taşır: denize akacak çaylar baharda ovaya sapar; "çay" kelimesi hem dere hem de "caymak", vazgeçmek fiilinin geçmiş zamanını çağrıştırır: dereler de baharın renklerini görünce yola çıkmadan caymıştır. Makta beyti divanın ruhun kökeni üzerine düşüncelerini bir kayma imgesiyle anlatır: ruhlar âleminin yüksek dağı buz tutmuş, şairin ayağı kaymış ve dünyaya düşmüştür. İnsanın bu dünyaya gelişi bir düşüştür, üstelik bir kazadır; bu hafif mizahi ton, ağır bir düşünceyi yumuşatır.
Kaynakça
- Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 125 (şiir no. 281; yazma vr. 82b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






