Özgün Metin

Zindeye dünyada her şeyden ziyade can leziz
Canına can kattığı içün cana da canan leziz.
Lezzeti idrak ile idraki lezzettir hayat
Lezzeti hissi hayat üstünde de Irfan leziz.
Hakku vicdan aklu can ol bahirden bir katradır
Katradan belli nasıl ol bahri bi payan leziz.
Can ki var elbette canan var mukabil bir zuhur
Zevki ruyet olmasa olmaz güneş elvan leziz.
Hakidan bir küldür ateşten tahassul eylemiş
Doğmuş andan tuzlu su tuzdan çıkan baran leziz.
İmtizaç etmiş hava olmuş, su olmuş muhlikat
Semlerin zımmında gizli rahmeti Rahman leziz.
Gün güler, encum güler, güller, çiçekler hep güler
Çehre'i canan kadar hiç var mı bir handan leziz.
Yarı görsem CUDİ ya canu cihan gözden çıkar
Lezzeti didarı veş hiç görmedim bir an leziz.

Günümüz Türkçesiyle

1. Diri olana dünyada her şeyden fazla can tatlıdır; canına can kattığı için cana sevgili de tatlıdır.

2. Hayat, tadı idrak etmek ve idraki tatmaktır; hayatın duyulan tadının üstünde irfan da tatlıdır.

3. Hak ve vicdan, akıl ve can o denizden bir damladır; damladan bellidir, o sonsuz deniz ne kadar tatlıdır.

4. Can varsa elbette karşılığında bir görünüş olarak sevgili de vardır; görme zevki olmasa güneşin renkleri tatlı olmaz.

5. Toprak, ateşten oluşmuş bir küldür; ondan tuzlu su doğmuş, tuzdan çıkan yağmur tatlıdır (beyit tam açık değildir).

6. Öldürücü şeyler karışıp hava olmuş, su olmuş; zehirlerin içinde gizli Rahmân'ın rahmeti tatlıdır (beyit tam açık değildir).

7. Güneş güler, yıldızlar güler, güller, çiçekler hep güler; sevgilinin yüzü kadar tatlı gülen bir şey var mı?

8. Ey Cûdî, yari görsem can da dünya da gözümden düşer; yüz görmenin lezzeti kadar tatlı bir an görmedim.

Edebî ve Tarihî Yorum

Hayat bir tat alma ve idrak etme sürecidir: "leziz", yani tatlı redifli gazelin tanımı budur. İlk beyte göre can, dünyada her şeyden tatlıdır; sevgili de cana can kattığı için tatlıdır. İkinci beyit tanımı genişletir: hayat, lezzeti idrak etmek ve idraki tatmaktır; duyuların tadının üstünde ise irfanın, yani Allah'ı bilmenin tadı vardır. Üçüncü beyit vahdet düşüncesine bağlanır: hak, vicdan, akıl ve can sonsuz bir denizden birer damladır.

Beşinci ve altıncı beyitler gazelin en beklenmedik bölümüdür ve divanın bilim imgelerine yakındır. Yerkürenin ateşten oluşmuş bir kül olduğu, ondan tuzlu denizlerin, denizden de tatlı yağmurun doğduğu söylenir; altıncı beyitte ise "öldürücü" şeylerin birleşip hava ve su olduğu, zehirlerin içinde Rahmân'ın rahmetinin gizlendiği anlatılır. Bu, on dokuzuncu yüzyıl kimyasının suyun iki gazdan oluştuğunu gösteren bilgisine bir gönderme olabilir; tezdeki sadeleştirilmiş metin bu yorumu kesinleştirmeye yetmez. Gazel, güneşin, yıldızların ve çiçeklerin gülüşünü sevgilinin yüzünün gülüşüyle karşılaştırarak bir aşk beytiyle kapanır.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 180, 187-188 (Ekler, şiir no. 10). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar