Özgün Metin

Hidayet senden olmazsa dirayet neylesün yarab
Arapça bilse de bu cehle ayet neylesün yarab.
Eder infazı ayet, rayeti ikbali ümmiydi
Şehidin desti maktuunda rayet neylesün yarab.
Tabiyuyun hurufi hilkatin şeklin okur ancak
Mabedi ehline tarifi gayet neylesün yarab.

Günümüz Türkçesiyle

1. Ya Rab, hidayet senden olmazsa akıl ve bilgi ne yapsın? Arapça bilse de bu cehalete ayet ne yapsın?

2. Ayeti uygulayan, ikbal sancağını taşıyan ümmî (Peygamber) idi; ya Rab, şehidin kesik elindeki sancak ne yapsın? (beyit tam açık değildir)

3. Tabiatçılar yaratılışın harflerinin yalnızca şeklini okur; ya Rab, madde ehline gayenin tarifi ne yapsın? (mısra tam açık değildir)

Edebî ve Tarihî Yorum

Bilginin sınırı, "neylesün yarab", yani ne yapsın ya Rab redifli üç beyitte anlatılır. İlk beyit merkezî hükmü verir: hidayet Allah'tan gelmezse dirayet, yani akıl ve bilgi bir işe yaramaz; Arapça bilmek bile Kur'an ayetini cahile anlatmaya yetmez. İkinci beyit bu düşünceyi Peygamber'in "ümmî", okuma yazma bilmeyen bir peygamber oluşuna bağlar: ayeti uygulayan ve ikbal sancağını taşıyan odur. Aynı beyitteki "şehidin kesik elindeki sancak", Mûte savaşında sancağı elleri kesilince de bırakmayan Cafer-i Tayyâr'ın bilinen kıssasını hatırlatır; ama tezdeki sadeleştirilmiş metinde beytin bağlantısı tam açık değildir.

Üçüncü beyit divanın tabiatçılık eleştirisini tek mısraya sığdırır: tabiatçılar yaratılış kitabının harflerinin yalnızca şeklini okur, anlamını göremez; madde ehline yaratılışın gayesini anlatmak bir işe yaramaz. Aynı düşünce divanda "Hafâ-yı Zuhûr" gazelinde ve kâinatı bir kitap olarak okuyan şiirlerde de karşımıza çıkar.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 180, 189 (Ekler, şiir no. 13). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar