Özgün Metin
Vezin: Mefāʿīlün mefāʿīlün mefāʿīlün mefāʿīlün
Aña ḥikmet didim kim neşʾe-i uḫrāyı parlatmaz
Ḫazānīlerdir anlar aġlasun, gülsün rebīʿīler
Rebīʿīler ki her-dem tāze āyāt-ı ilāhīdir
Meʿānīsin beyān eyler bütün ṣunʿ-i bedīʿīler
Günümüz Türkçesiyle
1. Ahiret neşesini parlatmayan şeye hikmet dedim (mi?); hazanîler (sonbahar ehli) onlardır, ağlasınlar; rebîîler (bahar ehli) gülsün. (İlk mısra tam açık değildir.)
2. Rebîîler ki her an taze ilahî ayetlerdir; bütün harika yaratılışlar onların anlamlarını açıklar.
Edebî ve Tarihî Yorum
İnsanlar iki mevsimin adıyla ikiye ayrılır: "hazânîler", sonbahar insanları ve "rebîîler", bahar insanları. Sonbahar insanları ağlasın, bahar insanları gülsün; biri dünyaya solgunluk ve kayıp gözüyle, öteki tazelik ve yenilenme gözüyle bakar. İlk mısra tezdeki okumayla tam çözülemez; anlaşıldığı kadarıyla şair, ahiretin neşesini parlatmayan bir bilgiyi hikmet saymaz.
Övgü bahar insanlarınadır: onlar her an taze ilahî ayetlerdir ve bütün harika yaratılışlar onların anlamını açıklar. Divandaki "Allah tecellisini tekrar etmez" rubaisinde dile getirilen her an yenilenen âlem düşüncesi burada bir insan tipine dönüşür: dünyada yeniliği ve ilahî işareti gören kişi bir bahar insanıdır. Divanın yaşlılık ve hazan şiirleriyle birlikte okunduğunda, bu kıt'a şairin hüznün yanında neşeyi de bir bakış tarzı olarak savunduğunu gösterir.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 127 (şiir no. 178; yazma vr. ). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






