Özgün Metin
Vezin: Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlün faʿ (fāʿ)
Mevcūd iżāfi ki esāsā maʿdūm
Yoḳ sāḥa-i ıṭlāḳda ẓālim, maẓlūm
Yek-dīger ile itse teṣādüm emvāc
Ẓālim diye deryāyı kim eyler maḥkūm
Günümüz Türkçesiyle
1. İzafi var olan şey, aslında yoktur; mutlaklık alanında ne zalim vardır ne mazlum.
2. Dalgalar birbirine çarpsa, denizi "zalim" diye kim mahkûm eder?
Edebî ve Tarihî Yorum
Tok Yıldız'ın tezinin son iki şiiri olan bu rubai ile ardından gelen rubai, birlikte bir düşünce zinciri kurar ve vahdet-i vücûd anlayışının kötülük problemine verdiği cevabı ele alır. İlk mısra "mevcûd-ı izâfî", izafi, göreli varlık kavramıyla başlar: yaratılmışların varlığı kendinden değildir, aslında yoktur. Mutlak varlığın alanında ise ne zalim ne mazlum vardır; bu ayrımlar ancak göreli varlıklar arasında anlam taşır.
Soyut düşünce, ikinci beyitte deniz ve dalga benzetmesiyle somutlaşır. Dalgalar birbirine çarpar, biri ötekini kırar; ama kimse bu yüzden denizi zalim diye suçlamaz. Dalgalar denizin üzerindeki geçici şekillerdir; çarpışmaları denizin kendisine bir kusur yüklemez. Bu cevap, dünyadaki acı ve haksızlığın Allah'a nasıl bağlanacağı sorusuna tasavvuf geleneğinin verdiği bilinen cevaplardan biridir; bir sonraki rubai bu benzetmeyi açıklayarak sürdürür.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 128 (şiir no. 181; yazma vr. ). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






