Özgün Metin

Vezin: Feʿilātün feʿilātün feʿilātün feʿilün

Tekye de defn olunur manṭıḳ ile ʿaḳl ı selīm
Babanıñ nuṭḳı ider sāde dilānı tesmīm
Cehl-i terkīb ile dem urmada āyetden de
‘Uztu billāhi mineʾş-şeyhi ve şeytāni racīm

Günümüz Türkçesiyle

1. Mantık da selim akıl da tekkede gömülür; "baba"nın sözü sade gönüllüleri zehirler.

2. Bileşik cehaletle ayetten de dem vurmakta; (Arapça) "Şeyhten ve kovulmuş şeytandan Allah'a sığındım."

Edebî ve Tarihî Yorum

Divandaki riyakâr şeyh eleştirisi en keskin hâlini bu dörtlükte bulur. Tekkede mantık ve selim akıl gömülmüştür; "baba"nın, yani tekke şeyhinin sözü sade gönüllü müritleri zehirler. Üçüncü mısradaki "cehl-i mürekkeb", bileşik cehalet, kelâm ve mantıkta bilmediğini bilmeyen, bildiğini sanan kişinin hâlidir; şeyh bu hâliyle ayetlerden de dem vurur.

Arapça bir kelime oyunu son mısraı taşır. Müslümanların Kur'an okumaya başlamadan önce söylediği "Eûzü billâhi mine'ş-şeytâni'r-racîm", kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım sözüne bir kelime eklenir: "mine'ş-şeyhi ve'ş-şeytâni'r-racîm", şeyhten ve kovulmuş şeytandan. Şeyh ile şeytan, ses benzerliğiyle yan yana konur. Divanın Rubâ'î bî-vezn başlıklı tasavvuf eleştirileriyle birlikte okunduğunda, Cûdî'nin tasavvufun düşüncesine yakın, ama tekke kurumunun bozulmuş hâline karşı sert bir eleştirmen olduğu görülür.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 127 (şiir no. 179; yazma vr. 42b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar