Özgün Metin

Vezin: Mefāʿīlün mefāʿīlün mefāʿīlün mefāʿīlün

Ṭabīʿīler ne rütbe söylese maʿḳūl ü müstaḥsen
Ŝebāt pāyıma viremez tezelzül müʾminim billāh
Baña ancaḳ virir ʿilm-i yaḳīn ol ḳavl-i aḳdes kim
Ola ʿunvānı ḳāle Allāhu veyā ḳāle rasūlullāh

Günümüz Türkçesiyle

1. Tabiatçılar ne kadar akla yatkın ve beğenilir söz söylese de, sebatımın ayağına bir sarsıntı veremez; vallahi ben müminim.

2. Bana kesin bilgiyi ancak o en kutsal söz verir ki başlığı "Allah dedi" ya da "Resulullah dedi" olsun.

Edebî ve Tarihî Yorum

Divandaki tabiatçılık eleştirisi burada bir iman beyanına dönüşür. "Tabîîler", tabiatçılar, yani varlığı yalnız tabiatla açıklayan düşünürler, şaire göre "makûl ve müstahsen", akla yatkın ve beğenilir sözler söyleyebilir; şair bunu inkâr etmez. Ama bu sözler onun inancının ayağını kaydıramaz: "mü'minim billâh", vallahi ben müminim.

Bilginin kaynağı açıkça söylenir: "ilm-i yakîn", kesin bilgi, ancak "kâle'llâh" ya da "kâle Resûlullâh", Allah dedi ya da Peygamber dedi diye başlayan sözden gelir. Kelâm geleneğinde kesin bilginin kaynakları arasında vahiy ve sahih haber sayılır; şair bu ilkeyi akılcı tabiatçılara karşı bir dayanak noktası olarak koyar. Müstensihin son mısra için not ettiği ikinci söyleyiş, şiirden alıntı yaparak konuşanların bu kesinliğe erişemeyeceğini söyleyen alaycı bir varyant gibidir.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 126 (şiir no. 176; yazma vr. ). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar