Özgün Metin

Vezin: Mefʿūlü fāʿilātü mefāʿīlü fāʿilün

Bir seng-i maḳber olsa naẓarlarda āşikār
Bir ḥacleniñ tahaccür iden gizli keyfidir
Maġdūr ider ḫalef selefiñ hep müselselen
Bāʿiŝ olan ḥayāt u memātıñ da seyfidir
Maḳtūl egerçi ḳātiliniñ ḳahr-ı ẓulmüdür
Evvel-be-evvel ümm ü ebiñ heder-i ḥayfıdır
Her nevʿ mevt ile ölen ādem şehīd olur
Mevtiñ zavallı ḳayd-ı ḥayāt ile ḫayfıdır
Ey zindeler bu fātiḥa sizden nedir bize
Ḳaçmış ḥayātıñ üstümüze recʿ-i ṭayfıdır
18 45b: Bu sayfa, yazma nüshada boş bırakılmıştır.

Günümüz Türkçesiyle

1. Gözlere açıkça görünen bir mezar taşı, bir gerdek odasının taşlaşmış gizli zevkidir.

2. Sonra gelen, zincirleme hep öncekinin elinde mağdur olur; hayatın ve ölümün sebebi olan, (ölümün) kılıcıdır da.

3. Maktul, gerçi katilinin zulmünün kahrıdır; (ama) her şeyden önce anasının ve babasının boşa giden yazığıdır.

4. Her türlü ölümle ölen insan şehit olur; ölümün zavallı korkusu, hayatın bağıyla (birliktedir).

5. Ey diriler, sizden bize bu Fatiha nedir? Kaçıp gitmiş hayatın hayalinin üstümüze dönüşüdür.

Edebî ve Tarihî Yorum

Başlığı "kendisi için mezar taşı kitabesi" olan bu beş beyit, divanın en karamsar sözlerini taşır. Klasik edebiyatta şairlerin kendi mezar taşları için yazdıkları kıt'alar bilinen bir türdür; Cûdî'nin kitabesi ise bir dua ya da tevazu sözü değil, varoluş üzerine acı bir hükümdür. İlk beyitte mezar taşı, bir gerdek odasının "taşlaşmış gizli zevki" olarak görülür: her mezarın başlangıcında bir doğum, her doğumun başlangıcında bir zevk vardır.

Bu düşünce, Arap şairi Ebu'l-Alâ el-Maarrî'nin kendi mezarına yazılmasını istediği bilinen beyti hatırlatır: "Bu, babamın bana işlediği suçtur; ben kimseye işlemedim." Divanın birkaç sayfa sonrasında Ebu'l-Alâ'dan bir beyit alınıp ona nazire yapılması, Cûdî'nin bu şairi iyi tanıdığını gösterir. Üçüncü beyitte öldürülen bir insan bile önce katilinin değil, onu dünyaya getiren anne ve babanın "boşa giden yazığı" sayılır. Dördüncü beyit her ölümü şehadete çevirerek acıyı hafifletir; son beyit mezar ziyaretçilerine döner ve okunan Fatiha'yı, kaçıp gitmiş hayatın hayalinin geri dönüşü olarak tarif eder. "Keyf, seyf, hayf, tayf" kafiyeleri kısa ve sert bir ses dizisi kurar.

Kaynakça

  • Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 27 (şiir no. 185; yazma vr. 45a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf

Çevrimiçi kaynaklar