Özgün Metin
Vezin: Feʿilātün feʿilātün feʿilātün feʿilün
Görürüm sizde tenāḳużları ḥadd-i nevfer
Hep müʾevvel didiñiz muḥkem-i şerʿ-i enver
Müteşābihleri bāzīçe-i evhām iderek
Oldıñız cümle-i küffār-ı cihāndan ekfer
Günümüz Türkçesiyle
1. Sizde sınırsız çelişkiler görüyorum; aydınlık şeriatın muhkem (açık) hükümlerinin hepsine "tevil edilmiş" dediniz.
2. Müteşâbih (anlamı kapalı) ayetleri vehimlerin oyuncağı yaparak dünyanın bütün kâfirlerinden daha kâfir oldunuz.
Edebî ve Tarihî Yorum
Tefsir usulüne dayanan bu kıt'a, Bektaşîlere yönelik polemiğin son halkalarından biridir. Âl-i İmrân suresinin yedinci ayeti, Kur'an'daki ayetleri "muhkem", yani anlamı açık ve kesin olanlar ile "müteşâbih", yani anlamı kapalı olanlar diye ikiye ayırır ve kalplerinde eğrilik bulunanların müteşâbihin peşine düştüğünü söyler. Cûdî bu ayrımı muhataplarına karşı kullanır.
Şairin suçlaması ters çevrilmiş bir yöntemdir: muhataplar açık hükümleri tevil ederek etkisiz bırakır, kapalı ayetleri ise hayallerinin oyuncağı yapar. Böylece kesin olan belirsizleşir, belirsiz olan keyfe göre kesinleşir. Kıt'anın sonundaki ağır tekfir hükmü, bu bölümde polemik dilinin ne kadar sertleştiğini gösterir; bir inanç topluluğu hakkında tarafsız bir tanıklık olarak okunamaz.
Kaynakça
- Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 44 (şiir no. 199; yazma vr. 53b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






