Özgün Metin

Vezin: Recez (tezde vezin verilmemiştir)

اعزتی اعزتی ترحموا بذاتی
قد اقتفیت اثرکم فانتمو ادلتی
سعیت فی طریقکم وما انابمسرع
فشد رجل همتی من الهوا تعلتی
انا الغیی بالعناء والهوئ بالهوا
اناالعلیل والمعلل بکل علة
وقعت فی غیابة الغوایة اخرجو بیآ
خذوا یدی لا توأخذوا عمی الجبلة
اسادتی رجوت ان تعاونوا فقیرکم
اناالعدیم والمقل مأاشد قلتی
ترحلو بکم بکفکم زمان ذمتی
هدیت هدی مهجتی جنابکم محلتی
الا ارجعوا و رائکم من الشموس اقتبس
سحی السحاب انجمی سری الطریق ضلت
توجهی الیکموا فو جهون لمعة
فیا شموس یابدور نوروا اهلتی
فحبکم محجتی ومهجتی و بهجتی
وعهدکم علی وفائه ابتناء ملتی

Latin harfleriyle okunuşu (okuma bizimdir):

Eʿizzetî eʿizzetî terahhamû bi-zilletî
Kadi'ktefeytu eserakum fe-entumû edilletî
Saʿaytu fî tarîkikum ve mâ ene bi-musriʿin
Fe-şedde ricle himmetî mine'l-hevâ taʿilletî
Ene'l-gaviyyu bi'l-ʿanâʾi ve'l-heviyyu bi'l-hevâ
Ene'l-ʿalîlu ve'l-muʿallelu bi-kulli ʿilletî
Vakaʿtu fî gayâbeti'l-gıvâyeti ahricû bî
Huzû yedî lâ tuʾâhizû ʿama'l-cibilletî
E-sâdetî recevtu en tuʿâvinû fakîrakum
Ene'l-ʿadîmu ve'l-mukillu mâ eşedde killetî
[?]
Hudîtu [?] cenâbukum mahalletî
E-lâ irciʿû verâʾekum mine'ş-şumûsi aktebis
[?]
Teveccuhî ileykumû fe-vechuhunne lemʿatun
Fe-yâ şumûsu yâ budûru nevvirû ehilletî
Fe-hubbukum mahaccetî ve muhcetî ve behcetî
Ve ʿahdukum ʿalâ vefâʾihî'btinâʾu milletî

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey azizlerim, ey azizlerim, düşkünlüğüme acıyın; izinizi takip ettim, çünkü yol gösterenlerim sizsiniz.

2. Yolunuzda koştum, ama hızlı değilim; hevesin bahaneleri himmetimin ayağını bağladı.

3. Ben zahmetle yolunu şaşırmış, hevesle düşmüş olanım; ben hastayım, her türlü illetle illetliyim.

4. Sapkınlık kuyusunun dibine düştüm, beni çıkarın; elimi tutun, yaradılışımın körlüğünden dolayı beni sorgulamayın.

5. Efendilerim, fakirinize yardım edeceğinizi umdum; ben yoksulum, eli darım; azlığım ne kadar şiddetli!

6. (Okunamadı) ...; (okunamadı) ... sizin eşiğiniz benim yurdumdur.

7. Geri dönün de arkanızdan güneşlerden ışık alayım; (ikinci mısra okunamadı) ...

8. Yönelişim sizedir, çünkü yüzleriniz bir parıltıdır; ey güneşler, ey dolunaylar, hilallerimi aydınlatın.

9. Sizin sevginiz benim yolum, gönlümün kanı ve sevincimdir; sizin ahdiniz, onun vefası üzerine dinimin yapısı kurulmuştur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Arapça manzumenin başlığı bir sahne kurar: "Allah'ın atlı erlerinden yaya olanın dileği." Tasavvuf geleneğinde "ricâlullâh", Allah'ın erleri, manevi yolda ilerlemiş velilerdir; şair kendini onların ardından yürüyen, yetişemeyen bir yaya olarak görür. Bir önceki şiirlerde sahte şeyhleri sertçe eleştiren Cûdî, burada gerçek velilere bütün tevazuuyla yalvarır; bu yan yana duruş, şairin karşı çıktığı şeyin tasavvufun bozulmuş hâli olduğunu gösterir.

Şiir recez vezninin kısa ve sık adımlarıyla bir yalvarış ritmi kurar ve bütün beyitler "-letî" sesiyle biten kafiyelerde birleşir. Yusuf kıssasındaki "gayâbetü'l-cüb", kuyunun dibi ifadesi dördüncü beyitte "sapkınlık kuyusu"na dönüşür; yaya ile atlı karşıtlığı ikinci beyitte, hevesin bahanelerinin himmetin ayağını bağlamasıyla somutlaşır. Son beyitler velileri güneş ve dolunay olarak, şairi ise ışık bekleyen bir hilal olarak görür. Tezde metin yalnız Arap harfleriyle verilmiştir ve altıncı ile yedinci beyitlerin dizgisi bozuktur; bu yerler okunamadığı için çeviride boş bırakılmıştır.

Kaynakça

  • Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 45-46 (şiir no. 202; yazma vr. 54a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf

Çevrimiçi kaynaklar