Özgün Metin
Vezin: Mefāʿilün feʿilātün mefāʿilün feʿilün
Bizim tiren gidiyordu kemāl-i sürʿatle
Vaṭan cüdālara maḫṣūṣ şevḳ-i vuṣlatla
İçerdi baʿde mesāfātı bir ḥarāretle
Vaġonda pencerelerden ṭaşan şeṭāretle
Uzaḳlaşırdı keder yaḳlaşan meserretle
Bizim tiren uçuyordu kemāl-i sürʿatle
Yanımda "ṣāfī" küçük yāveri fikr-i ṣafvetle
Baḳar da pencereden dir: "Baba! Baba! Bakıñız!
Şu tel direkleri hep arḳaya ḳaçar vız vız
Gidiñ o geldigimiz yerlere selāmetle"
Bizim tiren geçiyordu kemāl-i sürʿatle
Ḳurā ahālisi meşġūl idi zirāʿatle
Büyük küçük ḳadın erkek biraz işi bıraḳup
Baḳar ḳıṭār-ı şitābān-ı fart-ı ḥayretle
Selām alır gibi el ṣallayup işāretle
Günümüz Türkçesiyle
1. Trenimiz son hızla gidiyordu, vatandan ayrılanlara özgü kavuşma şevkiyle; mesafelerin uzaklığını bir sıcaklıkla içiyordu; vagonda pencerelerden taşan neşeyle, yaklaşan sevinçle keder uzaklaşıyordu.
2. Trenimiz son hızla uçuyordu; yanımda küçük yardımcım Sâfî, saf bir düşünceyle pencereden bakıp der: "Baba! Baba! Bakın! Şu telgraf direklerinin hepsi vız vız geriye kaçıyor; geldiğimiz yerlere esenlikle gidin!"
3. Trenimiz son hızla geçiyordu; köylüler tarımla meşguldü; büyük küçük, kadın erkek, işi biraz bırakıp hızla akan katara büyük bir hayretle bakar; selam alır gibi el sallayıp işaret eder.
Edebî ve Tarihî Yorum
Mayıs 1904'te Vardar ovasından geçen bir tren, "Şimendifer" başlıklı üç bendin sahnesidir; divanda bir hayat sahnesini bu kadar canlı ve doğrudan kaydeden şiir azdır. Tarih ve yer, bir önceki şiirin sonundaki nottan bilinir. Her bent "Bizim tiren ... kemâl-i sürat ile" nakaratıyla başlar ve fiil her seferinde değişir: gidiyordu, uçuyordu, geçiyordu. Bu küçük değişiklik trenin hızını şiirin ritmine taşır.
İkinci bent divanın en sıcak satırlarını taşır. Şairin yanında küçük oğlu Sâfî oturur ve pencereden bakarak telgraf direklerinin "vız vız" geriye kaçtığını söyler; çocuk direklere, geldikleri yerlere esenlikle gitmelerini diler. Bir çocuğun gözünden görülen hareket yanılsaması, konuşma diliyle, "Baba! Baba! Bakıñız!" diye doğrudan şiire girer. Divanın başka bir yerinde evde Kur'an okuyan küçük oğlunu anan Cûdî, burada onu bir yolculuk arkadaşı olarak gösterir. Üçüncü bent köylülerin trene hayretle bakıp el sallamasıyla biter; demiryolunun Balkan kırsalında hâlâ yeni bir şey olduğu bir dönemin sahnesidir. Ardından gelen uzun mesnevi aynı yolculuğu ve demiryolunun getirdiği değişimi anlatmayı sürdürür.
Kaynakça
- Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 56-57 (şiir no. 211; yazma vr. 58a-58b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






