Özgün Metin
Vezin: Mefāʿīlün mefāʿīlün feʿūlün
Yaşa biñler yaşa pīr ol besīman
Ki ṭabʿ-ı feyz-i nebʿiñle demādem
Ḥayāt-ı cāvidān eylersin icrā
Sözüñ ilhāmdır Allāhu aʿlem
Nedir destindeki kilk-i cihāngīr
Hezārān āferin ol iḥtişāma
İdersin kevkebeñle fikri tesḫīr
Maʿānīyi beyānıñ ḳor niẓāma
Beni mest itdi "feyeżān tecellī"
Meʾālī lemʿa-i dīdār-ı mażmūn
Suṭūrı mevce-i keysū-yı Leylā
Mezāyā-yı laṭīfī şevk-i Mecnūn
Oḳurken ḥis iderdim rūḥ-ı rāḥı
Ne nūşīn bādedir ol naẓm-ı rengīn
"Yemende bir ṣabāḥ-ı inşirāḥ" ı
Nehār-ı cennet eyler būse tażmīn
O şiʿriñ ṣanki şiʿrā-yı Yemendir
Ki burc-ı tabʿıñızdan ṭoġdı Rum'a
Ya ʿaḳdü'l-nazm lüʾlü-yi ʿadendir
Sezādır ġıbṭa-baḫş olsa nücūma
Şeb-i yeldāñızı buldum münevver
Şeb-i muẓlimde ey māh itme seyrān
Ẓalāme zülfiñi gösterme ürker
İder vechiñ sevād Leylā-i tālān
Yemm-i vaḥdetde itdikçe şināhı
Olur her cünbüşüñ bir mevce-i nūr
İder envār-ı fikriñ ṣayd-ı māhī
Düşer ḳallābıña ḫurşīd-i maġrūr
Eger ṭabʿ-ı ḥazīnim olmasaydı
Zamānıñ reng-i endūhiyle tīre
Eger ezhar-ı fikrim solmasaydı
Yazardım şiʿre birebir naẓīre
Hele olmaz baña bir vaḳt-i maḳdūr
Ki olsun neŝriñe neŝrim muʿādil
Meŝeldir söylenir bu ḳavl-i meşhūr
Ŝüreyyā nerde nerde dest-i sāʾil
Mübārek ṭabʿıñız olsun da ḫürrem
Baña kāfī anıñ şemm-i riyāḥı
Olur göñlüm hele āzāde-i ġam
Sözüñ virdikçe feyż-i inşirāḥı
Günümüz Türkçesiyle
1. Yaşa, binlerce yıl yaşa, ihtiyarla ey güler yüzlü (Besîm?); çünkü feyiz kaynayan tabiatınla durmadan ölümsüz hayatı yürütürsün. Sözün ilhamdır; Allah daha iyi bilir.
2. Elindeki dünyayı fetheden kalem nedir? O heybete binlerce aferin! Yıldızınla düşünceyi ele geçirirsin, beyanın anlamları düzene koyar.
3. "Feyezân-ı tecellî" (Tecelli taşkını) beni sarhoş etti; anlamları sevgili yüzü gibi bir mazmunun parıltısı, satırları Leylâ'nın saçının dalgası, ince güzellikleri Mecnun'un iştiyakı.
4. Okurken şarabın ruhunu hissederdim; o renkli nazım ne tatlı bir şaraptır! "Yemen'de bir ferahlık sabahı"nı cennetin gündüzü öpücükle karşılar.
5. O şiirin sanki Yemen'in Şi'râ yıldızıdır ki tabiatınızın burcundan Rum'a doğdu; ya da nazmının dizisi Aden'in incisidir; yıldızları kıskandırsa yeridir.
6. En uzun gecenizi aydınlanmış buldum; ey ay, karanlık gecede gezintiye çıkma. Karanlık saçını Ülker'e gösterme; yüzün Leylâ'nın (gecenin) karasını yağmalar (beytin anlamı tam açık değildir).
7. Birlik denizinde yüzdükçe her hareketin bir nur dalgası olur; düşüncenin ışıkları balık avlar, mağrur güneş oltana düşer.
8. Hüzünlü tabiatım zamanın kederinin rengiyle kararmasaydı, düşüncemin çiçekleri solmasaydı, şiirine teker teker nazire yazardım.
9. Hele bana öyle bir güç yeten vakit olmaz ki nesrim senin nesrine denk olsun; meseldir, bu meşhur söz söylenir: "Süreyya nerede, dilencinin eli nerede!"
10. Mübarek tabiatınız şen olsun da, onun rüzgârının kokusunu almak bana yeter; sözün ferahlık feyzi verdikçe gönlüm gamdan kurtulur.
Edebî ve Tarihî Yorum
On dörtlükten oluşan manzume, bir şairin şiirlerini okuyup onlara hayran kalan bir okurun mektubunu andırır. Övülen kişinin adı açıkça verilmez; ilk mısradaki ve tezde "besîmân" diye okunan kelime, divanda hemen önce gelen müseddesteki Besîm'e, yani Tok Yıldız'ın tezinde şairin uzun yıllar dostu olduğu belirtilen Mehmed Besim Bey'e bir hitap olabilir. Şiirdeki tırnak içi ifadeler, "Feyezân-ı tecellî" ve "Yemende bir sabâh-ı inşirâh", övülen şairin Cûdî'ye gönderdiği şiirlerin başlıkları gibi görünür; bunlar doğrulanamadığı için kesin bir yargıya varılmamıştır.
Övgü, divan şiirinin bilinen benzetmeleriyle kurulur: kalem dünyayı fetheder, satırlar Leylâ'nın saçı gibi dalgalanır, şiir Yemen'in Şi'râ yıldızı ya da Aden incisidir. Yedinci dörtlükteki imge özellikle canlıdır: övülen şair "vahdet denizinde" yüzer, düşüncesinin ışıkları balık avlar, mağrur güneş bile oltasına takılır. Sekizinci ve dokuzuncu dörtlüklerde şair kendi hâline döner: tabiatı zamanın kederiyle kararmasa her şiire nazire yazacağını, ama "Süreyya nerede, dilencinin eli nerede" meselinin dediği gibi onun yüksekliğine erişemeyeceğini söyler. Bu tevazu, divanın başka yerlerinde görülen şiir yayımlamaktan kaçınan, kendini geri çeken Cûdî'nin sesiyle uyumludur.
Kaynakça
- Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 37-38 (şiir no. 192; yazma vr. 50b-51a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 7 (Besim Bey ile dostluk). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






