Özgün Metin
Vezin: Mefʿūlü fāʿilātü mefāʿīlü fāʿilün
Ey zümre-i sürūş-liḳā ādemī neseb
Ey maṭlaʿ-i meḥāsin-i ḳudret-nümā-yı Rab
Vaḥşetle münkesif görinür çehre-i ḥayāt
Siz luṭf idüp de sürmeseñiz ġāze-i ṭarab
Bir müncemid sükūta mübeddel olur cihān
Sizler vücūda olmasañız bāʿiŝ-i şeġab
Hep sizsiñiz medārı bütün arzūlarıñ
Fısḳ u ṣalāḥ-ı ʿāleme hep sizsiñiz sebeb
Her ḥāle biz faḳaṭ buluruz müstaʿidsizi
Sizlerce müktesebdir o kim bizce münteḫab
Biz beylerin fażīleti sizden ġarībdir
Bizden iderseñiz anı ümīdsiz ʿaceb
Bir keşmekeşde ḳaldı meziyyāt-ı merd ü zen
Mühmel bıraḳdı ṭıflı da ihmāl-i üm ü eb
Hürmet size meziyyet-i merdānedir bize
Şefḳat naṣıl ki bizlere sizlerce müsteḥab
Siz ḫilḳaten latīf ü melāʾik şiyemsiñiz
Bir gülsüñüz ki rāyiḥañız ʿismet ü edeb
Āġūş-ı pākıñızda yatan ṭıfl-ı nev-ḥayāt
Enfāsıñızla neşr idecek lemʿa yā Leheb
Bir şāʿir-i bedīʿa meʾāŝir ne ḫoş dimiş
İbdāʿ-i fikr iderken o burḳaʿ-küşā-yı şeb:
"Elbet siziñ fażīletiñiz iḳtiżā ider
Eŝmārımız olursa bezm-i ḥāʾiz-i ereb"
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey melek yüzlü, insan soylu topluluk; ey Rabbin kudretini gösteren güzelliklerin doğduğu yer!
2. Siz lütfedip neşe allığını sürmeseniz, hayatın yüzü ıssızlıkla tutulmuş (sönük) görünür.
3. Varlıkta canlı bir uğultunun sebebi siz olmasanız, dünya donmuş bir sessizliğe dönüşür.
4. Bütün arzuların ekseni hep sizsiniz; dünyanın kötülüğüne de iyiliğine de sebep hep sizsiniz.
5. Biz sizi her hâle yatkın buluruz; bizce yalnızca seçilmiş olan şey, sizce kazanılmıştır.
6. Biz beylerin fazileti, sizinkinin yanında yabancı kalır; onu bizden ummanız şaşılacak şeydir (beytin anlamı tam açık değildir).
7. Erkeğin ve kadının meziyetleri bir çekişmede kaldı; anne ile babanın ihmali çocuğu da ihmal edilmiş bıraktı.
8. Size hürmet bizim için mertçe bir meziyettir; tıpkı bize şefkatin sizin için güzel bir şey olduğu gibi.
9. Siz yaratılıştan ince ve melek huylusunuz; kokusu iffet ve edep olan bir gülsünüz.
10. Temiz kucağınızda yatan yeni doğmuş çocuk, nefeslerinizle ya bir nur parıltısı ya da (Ebû) Leheb'in alevi yayacaktır.
11. Harikulade eserlerin sahibi bir şair, gecenin peçesini açarak düşünce yaratırken ne güzel demiş:
12. "Meyvelerimiz (çocuklarımız) maharetli bir topluluk olursa, elbette bunu sizin faziletiniz gerektirir." (Mısraın okuması tam kesin değildir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
"Nev'-i latîf", ince ve zarif tür, Osmanlı Türkçesinde kadınlar için kullanılan bir deyimdir. Bu manzume kadınları melek yüzlü bir topluluk olarak över, ama övgüyü sevgili güzelliğinden çok hayattaki yerlerine bağlar. Kadınlar hayatın yüzüne neşe allığı sürer, dünyayı donmuş bir sessizlikten kurtarır; bütün arzuların ekseni onlardır ve dünyanın iyiliğinin de kötülüğünün de sebebi sayılırlar.
Manzumenin ikinci yarısı eğitim konusuna döner. Yedinci beyit, erkek ile kadının meziyetleri üzerine süren çekişmeden ve anne babanın ihmalinin çocuğu ihmal edilmiş bırakmasından söz eder; bu, son dönem Osmanlı basınında kadın eğitimi üzerine yürüyen tartışmaları hatırlatır. Onuncu beyit annenin etkisini çarpıcı bir karşıtlıkla anlatır: kucaktaki çocuk annesinin nefesiyle ya bir nur parıltısı ya da Tebbet suresinde ateşiyle anılan Ebû Leheb'in alevi olacaktır. Muallim olan Cûdî için çocuğun ilk eğitimi, kadının asıl faziletinin göründüğü yerdir. Son iki beyit adı verilmeyen bir şairden alıntıyla biter; bu şairin kim olduğu tezde belirtilmez.
Kaynakça
- Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 38-39 (şiir no. 193; yazma vr. 51b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






