Özgün Metin
Vezin: Fāʿilātün fāʿilātün fāʿilātün fāʿilün
Hātif: Görmedi rāḥat zemīne baṣdıġı günden beri
Renc içün ḫalḳ eylemiş Allāh bu nevʿ-i rencberi
Bunca aʿṣār u ḳurūn yer tepdi ḥālā olmadı
Nāʿil aramış ü āzād-ı seyr-i serseri
Ṭabʿ-ı vaḥşet-zād ile ṭoġmuş ki itdi bir zamān
Kendine mesken kühūf-ı kūhī, cevf-i meşceri
Post giydi ṣayda çıḳdı ṭırnaġın gördi ḳaṣīr
Sanki sivriltdi demīr yontdıvü yapdı ḫançeri
Ḳalmadı ḫançerle tīġ ü tīri īcād eyledi
Tīr-i fikrī urdı āteş püsküren bir ejderi
Ejder-i āteş ġişāndan maḳṣadım ṭop u tüfenk
Noldı baḳ insān elinde ṣanʿat-ı āhengeri
Defʿ-i şerr-i müfteris, teshīl-i nefʿ-i ṣayd idi
Evvelā insānda efkār-ı silāḥıñ maṣdarı
Ḥırṣ u naḫvet, ġaṣb u ġāret ṣonradan itdi anı
Ālet-i ẓulm ü teḥakkum, sevṭ-i ḳahr-ı dāveri
Öyle ṭop öyle tüfenk öyle ḳılıç, süngü, bıçaḳ
Raʿd u berḳ inmiş zemīne ẓan ider ins ü perī
Beñzer ol ebr-i keşīfe seyre gelmiş ordular
Çarpışır körler, ṣaçar bārān-ı ḫūn-ı aḥmeri
Ṣād hezārān nev-civān ḫāḳ-ı helāka süprilür
Yıldırım ṣaçdıḳça ordunuñ silāḥ-ı aḫkeri
Ġāʾib eyler biñ peder māder yetişmiş oġlunı
Żāyiʿ eyler biñ püser duḫter eb-i müşfiḳ-teri
Pīrler, ṭullar yetīm evlādlar bī-kes ḳalup
Āhlar çekdikçe ṣarṣarlar bu çarḫ-ı canberi
ʿĀḳıbet bāʿiŝ olan ẓālimleriñ tā başına
İndirirler āteş-i ḳahr-ı ilāh-ı ekberi
Maḥşeri Allāh ḳurar fānīleri iḥyā içün
Bunlar ifnā-yı ḥayāta cemʿ iderler maḥşeri
ʿĀʾile süknāları maḳber mi ḥaşr ü neşr olur
Her sükūn-perver eviñ fırlar yerinden erleri
Birbirinden bī-ḫaber eşḫāṣı ḳırtlaḳ ḳırtlaġa
Ṭutdırır birḳaç ḥarīṣiñ ḥükm-i naḫvet-perveri
Ḫūn-ı insāndan teḥaccür eylemiş yāḳūt ile
Nice milyon ser gider tezyīn içün bir efseri
Ḫalḳdan evvel buyurmuşdı melek aġzıyla ḥaḳ:
Ḳān döker cāy-ı fesād eyler benī ādem biri
Fi'l-ḥaḳīḳa ādem oġlı tā ẓuhūrundan beri
Beyża-i ḥamrāya dönderdi bu ḫāḳ esmeri
Naḫvet ü ḥırṣ u ḥased, meyl-i taḥakkümdür olan
Ādemiñ eñ başlıca ḳarn aġrısı, derd-i seri
Çoḳ ṭamaʿ āḫir ziyān īrāŝ ider dirler ki pek
Toġrıdır ʿOŝmanlınıñ ḫarb-ı miŝāl eşheri
Baḥr-i ebyāż var iken elde gümüş tepsi gibi
Yutmaġa ḳalḳışma layıḳ mıydı baḥr-ı aṣferi
Aleksiyef:
Aleksiyef: Kırmızı ḳanlar behāsıymış meger her mevcesi
Baḥr-ı aṣferden bize toġrı aḳar ṣandıḳ zeri
Çinli'ye evvel paṭırtıyla bıraḳdırdım pabuç
İstedim bir ḳancada ḳoreyi itmek gelberi
Nāzenīn maḳṣada ḳur yapdıġım gördi raḳīb
Bir düvello itdi teklīf almaḳ üzre duḫteri
Añlamışlar Mosḳofuñ ḳof oldıġın benden iyi
Egmedi tehdīdine Rusuñ Japon ḳavmi seri
Cindir anlar Çin degil tehdīd teʾŝīr eylemez
Gürbedir ẓāhirde lākin ḳahr ider şīr-i neri
Devr benim pek ḫaṭā itmiş ufaḳça gösterüp
Ḳavm-i yeʾcūcüñ beni aldatdı cism-i aṣġarı
Fīl ṣandım kendimi gördüm ḳarınca anları
Eyledim iġfāl-i pāy-i taḫtı, ẕāt-ı ḳayṣeri
Seddi yıḳdım fitne-i yeʾcūci īḳāẓ eyledim
Şimdi farḳ itdim ʿulüvv-i himmet-i iskenderi
İsḳirilidof:
İsḳirilidof: Ne donanma sedd çeker ne ordu seyl-i dehşete
Ben firār itmek içün fek itdüm artıḳ lengeri
Eñ güzel çāre buña ḳaçmaḳda ilgār eylemek
İtmede çoḳdan Ḳuropatkin de hep ṣaġdan geri
Aleksiyef:
Aleksiyef: Boş yere çekdiñ göreñ taḥrīk-i ṭūfān eylediñ
Bir ḳażā itdiñ ki berbād eylediñ baḥr u beri
İsḳirilidof:
İsḳirilidof: Pek güzel ḫidmetler itdiñ devleti taḥkīm içün
Ben donanmayı batırdım sen ḳoca bir leşkeri
Hātif: Dökdigiñ ḳana bedel āḫte bu leyle midyede
Aḫtapotlar midyeler ṣarsun seni sen kāfiri
Çoḳ nüfūs ihlāk ider maʿmūreler taḫrīb ider
Dirsiñiz ẕem eyleyüp ṭāʿūn u rīḥ-i ṣarṣarı
Kendiñiz ammā bunı icrāda şān ṭaslarsıñız
Cenk ile eylersiñiz iḥrāz-ı faḫr-ı serveri
Dinleyiñ māhiyet-i ṭabʿ-ı garīb ādemi
Söyleyim bārī sözüñ gelmiş iken ḥāżır yeri
Ḫayr içün muḥtācdır taʿlīm ü icbāre beşer
Şer içün zor istemez pek müstaʿiddir cevheri
Ḥikmetiñden kimseniñ yoḳdur suʾāle cürʿeti
Ey bu şūriş-gāh dehriñ ḫalḳ-ı ḫayr u şerri
Günümüz Türkçesiyle
1. (Hâtif:) Yeryüzüne bastığı günden beri rahat görmedi; Allah bu emekçi türünü zahmet için yaratmış.
2. Bunca çağ ve asır yeri tepti, hâlâ rahata ve serseri dolaşmaktan kurtuluşa erişemedi.
3. Vahşet doğurmuş bir tabiatla doğmuş ki bir zaman dağ mağaralarını, ormanların kovuğunu kendine mesken edindi.
4. Post giydi, ava çıktı, tırnağını kısa gördü; demiri sivriltti, yonttu ve hançer yaptı.
5. Hançerle kalmadı, kılıcı ve oku icat etti; düşünce oku, ateş püsküren bir ejderhayı vurdu.
6. Ateş saçan ejderhadan maksadım top ve tüfektir; bak, insan elinde demircinin sanatı ne oldu!
7. İnsanda silah düşüncesinin kaynağı önceleri yırtıcının şerrini def etmek, avın faydasını kolaylaştırmaktı.
8. Hırs ve kibir, gasp ve yağma, sonradan onu zulüm ve tahakküm aleti, hükümdarın kahır kamçısı yaptı.
9. Öyle top, öyle tüfek, öyle kılıç, süngü, bıçak ki insanlar ve periler göğün gürlemesinin ve şimşeğin yere indiğini sanır.
10. Seyre gelmiş ordular o yoğun buluta benzer; körler çarpışır, kırmızı kan yağmuru saçar.
11. Ordunun silahları yıldırım saçtıkça yüz binlerce genç helak toprağına süpürülür.
12. Bin anne baba yetişmiş oğlunu kaybeder; bin oğul ve kız en şefkatli babasını yitirir.
13. Yaşlılar, dullar, yetim çocuklar kimsesiz kalıp âh ettikçe kasırgalar bu çarkı (döndürür) (mısra tam açık değildir).
14. Sonunda (bu âhlar), sebep olan zalimlerin ta başına yüce Allah'ın kahır ateşini indirir.
15. Allah fanileri diriltmek için mahşeri kurar; bunlar hayatı yok etmek için mahşer toplar.
16. Aile yuvaları mezar mıdır ki haşr ve neşr olunsun? Huzur seven her evin erkekleri yerinden fırlar.
17. Birkaç hırslının kibirli hükmü, birbirinden habersiz kişileri boğaz boğaza tutuşturur.
18. İnsan kanından taşlaşmış yakutla bir tacı süslemek için nice milyon baş gider.
19. Hak, yaratmadan önce melekin ağzıyla buyurmuştu: "Âdemoğlu kan döker, bozgunculuk eder."
20. Gerçekten Âdemoğlu ortaya çıkışından beri bu esmer toprağı kızıl bir yumurtaya çevirdi.
21. Kibir, hırs, haset ve tahakküm meyli, Âdem'in en başta gelen karın ağrısı, baş derdidir.
22. "Çok tamah sonunda zarar getirir" derler ki, Osmanlının en meşhur atasözü pek doğrudur.
23. Elde Akdeniz gümüş bir tepsi gibi dururken, Sarı Deniz'i yutmaya kalkışmak layık mıydı?
24. (Aleksiyef:) Meğer her dalgası kızıl kanlar pahasıymış; Sarı Deniz'den bize doğru altın akar sandık.
25. Önce patırtıyla Çinliye pabucunu bıraktırdım; Kore'yi bir çengelle kendime çekmek istedim.
26. Rakip, nazlı hedefe kur yaptığımı gördü; kızı almak üzere bir düello teklif etti.
27. Moskof'un kof olduğunu benden iyi anlamışlar; Japon kavmi Rus'un tehdidine baş eğmedi.
28. Onlar Çin değil, cindir; tehdit etki etmez; görünüşte kedidir, ama erkek aslanı kahreder.
29. Talihim onları pek ufak gösterip hata etmiş; Ye'cûc kavminin küçük cüssesi beni aldattı.
30. Kendimi fil sandım, onları karınca gördüm; payitahtı ve Çar'ın zatını aldattım.
31. Seddi yıktım, Ye'cûc fitnesini uyandırdım; şimdi İskender'in himmetinin yüceliğini anladım.
32. (İskrıdlof:) Dehşet seline ne donanma set çeker ne ordu; ben kaçmak için artık demir aldım.
33. Buna en güzel çare kaçmakta acele etmektir; Kuropatkin de çoktan beri hep sağdan geri gitmekte.
34. (Aleksiyef:) Boş yere tufanı harekete getirdin; öyle bir felaket yaptın ki denizi de karayı da berbat ettin.
35. (İskrıdlof:) Devleti güçlendirmek için pek güzel hizmetler ettin: ben donanmayı batırdım, sen koca bir orduyu.
36. (Hâtif:) Döktüğün kana karşılık (mısraın başı tam açık değildir) ...; ahtapotlar ve midyeler seni sarsın, seni kâfir!
37. Vebayı ve kasırgayı kınayarak "Çok can helak eder, mamur yerleri harap eder" dersiniz;
38. ama kendiniz bunu yapmakla şan taslarsınız; savaşla önderlik övüncünü kazanırsınız.
39. Garip Âdem'in tabiatının mahiyetini dinleyin; söz yerine gelmişken bari söyleyeyim:
40. İnsan iyilik için öğretime ve zorlamaya muhtaçtır; kötülük için zor istemez, cevheri pek yatkındır.
41. Ey bu kargaşa dünyasının iyiliğini ve kötülüğünü yaratan, kimsenin senin hikmetinden sormaya cüreti yoktur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Divanda güncel bir dünya olayına doğrudan yazılmış en uzun şiir, "Rus u Japon Muhârebesi: hasb-i hâl der-miyân-ı dü emîrâl", yani Rus-Japon Savaşı: iki amiral arasında dertleşme başlığını taşır. 1904-1905 yıllarında Mançurya ve Kore üzerinde çatışan Rusya ile Japonya arasındaki savaş, Osmanlı basınında yakından izlenmişti; Rusya'nın Asya'da küçük sayılan bir ülkeye yenilmesi, Osmanlı kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Şiir üç sesle kurulur: gaipten gelen bir ses olan Hâtif ile iki Rus amirali, Uzakdoğu genel valisi Aleksiyef ve Pasifik filosunun başına getirilen İskrıdlof (Skrydlov).
Silahın kısa tarihi
Hâtif'in uzun açılış konuşması bir insanlık ve silah tarihidir: mağarada yaşayan, post giyen, tırnağını kısa bulup demirden hançer yapan insan, sonra kılıç ve ok, sonunda "ateş püsküren ejderha" dediği top ve tüfek icat eder. Silahın ilk amacı yırtıcıdan korunmak ve avlanmaktır; hırs, kibir ve gasp onu zulüm aletine çevirir. Ardından savaşın bedeli sayılır: helak toprağına süpürülen gençler, yetişmiş oğlunu kaybeden ana babalar, kimsesiz kalan dullar ve yetimler. On dokuzuncu beyit, Bakara suresinde meleklerin Âdemoğlu için "kan döker, bozgunculuk eder" demesine (2/30) dayanır.
İki amiralin dertleşmesi
Yirmi dördüncü beyitten itibaren söz amirallere geçer ve şiir bir hicve döner. Aleksiyef, Sarı Deniz'den altın akacağını sanırken her dalganın kan pahası olduğunu anlar; Kore'yi bir kız gibi çengelle çekmek isterken rakibi Japonya onu düelloya çağırır. "Moskof'un kof" oluşu ve "Çin değil cin" oluşu gibi kelime oyunları, Rus kibrinin çöküşünü alaya alır. Ye'cûc ve İskender seddi göndermesi, Kehf suresindeki anlatıyı Uzakdoğu'ya taşır. İskrıdlof'un kaçmak için demir alması ve Rus kara ordusu komutanı Kuropatkin'in "hep sağdan geri" gitmesi, savaşın Rus yenilgileriyle dolu seyrine güncel bir göndermedir. İki amiral birbirini suçlarken Hâtif son sözü alır: veba ve kasırgayı kınayanlar savaşla övünür; insan iyilik için öğretime muhtaçtır, kötülüğe ise kendiliğinden yatkındır. Şiir, son beyitte bu karanlık hükmü Allah'ın hikmetine teslim ederek kapanır.
Kaynakça
- Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 78-81 (şiir no. 229; yazma vr. 66a-66b-67a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






