Özgün Metin

Vezin: Mefʿūlü fāʿilātü mefāʿīlü fāʿilün

Açdıḳça çeşm-i revzene-i bāmdādımı
Birdenbire nigāhım olur ġarba münceẕib
Çekmiş, olimp ufḳda ṣaf iḥtişāmını
Bir iltifāta muntaẓir, ikbāle mürteḳıb
Māvī, raḳīḳ bir tüle ṣarmış vücūdını
Çekmiş beyāż tente baḫārāt-ı münseḥib
Öpdükçe ḳarlı zirvesini mihr-i nev ṭulūʿ
Parlar yüzinde sürḫī-i ruḫsār-ı muḥtecib
Bir ḳalb-i münşeriḥ gibi vechinde müncelī
Bir āşinā tebessümi, bir ḫande-i muḥib
İlk ḥıfvetiyle rūy u ser u sīnesin öper
Ṭıflāna cünbişiyle lümeyʿāt-ı mülteʿab
Ḫandān lebinde kūh-ı bülendiñ zülāl-i ṣāf
Giryān öñünde lücce-i leccāc-ı mużṭarib
Ḫortac ilinde meşʿale bir şey arar gibi
Atmış olimpiñ üstine enẓār-ı mültehib
Küsterde pāyine ber-i baḥir-i sīm-fām
Sākin temevvücātı çü hemāt-ı müctenib
Ak ṣaçlı iḫtiyār nigūn ser ṭalar ṣuya
Körfez içinde banyo ider ʿaks-i münḳalib
Emvāc-ı ḫurde ṣanki esāṭīr ḳızları
Pābūs içün yavaş yavaş olmaḳda muḳterib
Ḫortac ider başında ḫorı her ṣabāḥ tāc
Alḳışlar anı kūh-ı Olimpusda her yamaç
Ey ḳarlı ṭāġ, ü ḳarlı cebel, kūh-ı muḥteşem
Ey ẕirve-i bülendi esāṭīre cilve-gāh
Yunan ḫayāline ʿaẓametle mehābetiñ
ʿArż eylemiş seḥābe-nişīn bir alay ala
Bir dāʾimī münāsebetiñ var ḫayāl ider
Gökler içinde ẕirve ki ġāʾib gören nigāh
Ey ceyb ü dāmeninde yatan bī-ʿaded ḳarūn
Ey baḫş iden ṭavāʾif-i aʿṣāra intibāh
Sen ṭoġdıġıñ zamān ne idi māder-i zemīn
Tārīḫ-i ṣufr-pervere bir noḳṭa-i siyāh
Bir mehd idiñ mühezzez uyurdı ḥayāt-ı ḫāk
Yoḳdı zemīnde ʿilm-i yaḳīn, fikr-i iştibāh
Teb-lerze-dār ideñ ki uçuḳlardı lebleriñ
Dil-kerm idiñ ki terlediñ üstüñ başıñ miyāh
Yoḳdı seriñde böyle müşaʿşaʿ beyāż tāc
Ḳonmuşdı farḳ-ı ḥaşmetiñe āteşin külāh
Geldiñ vücūda münʿadim oldı nice vücūd
Sen intiẓām bulduñ olup ġayrlar tebāh
Bilmem ki belki ṭoġdıġıñ eŝnāda var idi
Biñlerce bī-ḫaber ḥayevān ṭıfl-ı bī-günāh
Ey semt-i reʾsimizdeki ecrām-ı ʿāliye
Sizlerdiñiz bu ṣaḥneyi seyr eyleyen güveh
Sükkānı birgün oldu mı endişeden emīn
Hep böyle mużṭarib mi geçirdi zamān zemīn

Günümüz Türkçesiyle

1. Sabahımın penceresinin gözünü açtıkça bakışım birdenbire batıya çekilir.

2. Olimpos ufukta heybetinin safını çekmiş; bir iltifat bekler, bir talihi gözler.

3. Vücudunu mavi, ince bir tüle sarmış; sürüklenen buharlar beyaz bir tente germiş.

4. Yeni doğan güneş karlı zirvesini öptükçe, yüzünde utangaç bir yanağın kızıllığı parlar.

5. Yüzünde açılmış bir kalp gibi bir tanıdık tebessüm, sevgi dolu bir gülüş görünür.

6. Çocukça kımıltılarıyla oynaşan parıltılar, ilk hafifliğiyle yüzünü, başını, göğsünü öper (mısra tam açık değildir).

7. Gülen dudağında yüce dağın saf, tatlı suyu; ağlayan önünde dalgalı denizin çalkantılı derinliği.

8. Hortaç ilinde bir meşale, bir şey arar gibi, Olimpos'un üstüne alevli bakışlar atmış.

9. Ayağının dibine serilmiş gümüş renkli denizin sakin dalgaları (mısraın sonu tam açık değildir).

10. Ak saçlı ihtiyar, başını eğip suya dalar; ters dönmüş aksi körfezin içinde banyo yapar.

11. Ufak dalgalar sanki efsane kızları, ayağını öpmek için yavaş yavaş yaklaşmakta.

12. Hortaç her sabah güneşi başına taç eder; Olimpos dağında her yamaç onu alkışlar.

13. Ey karlı dağ, karlı tepe, heybetli dağ! Ey yüksek zirvesi efsanelere cilvegâh olan!

14. Azametin ve heybetin Yunan hayaline bulutlarda oturan bir alay sunmuş.

15. Gaibi gören bakış, göklerin içinde zirven ile daimî bir yakınlığın olduğunu hayal eder.

16. Ey cebinde ve eteğinde sayısız asır yatan! Ey çağların topluluklarına uyanıklık bağışlayan!

17. Sen doğduğun zaman yer anası neydi? Sıfırı besleyen tarihte kara bir nokta.

18. Sarsılan bir beşiktin, toprağın hayatı uyurdu; yerde ne kesin bilgi vardı ne şüphe düşüncesi.

19. Titreme nöbetin vardı ki dudakların uçuklardı; yüreğin yanardı ki baştan başa sulara terlerdin (beyit tam açık değildir).

20. Başında böyle ışıl ışıl beyaz bir taç yoktu; heybetinin tepesine ateşten bir külah konmuştu.

21. Sen var oldun, nice varlık yok oldu; başkaları harap olurken sen düzene kavuştun.

22. Bilmem, belki sen doğarken binlerce habersiz hayvan, günahsız çocuk vardı.

23. Ey başımızın yönündeki yüce gök cisimleri, bu sahneyi seyreden şahitler sizdiniz.

24. Sakinleri bir gün olsun endişeden emin oldu mu? Yeryüzü zamanını hep böyle çalkantılı mı geçirdi?

Edebî ve Tarihî Yorum

Divanda Selanik'te yazıldığı anlaşılan bir şiir dizisi, "Olimp - dem-i tulû'", yani Olimpos, doğuş anı başlıklı bu manzumeyle açılır. Müstensihin notuna göre Hortaç, Selanik Körfezi'nin doğusunda, Olimpos ise batısındadır; şair sabah penceresini açtığında bakışı körfezin karşı yakasındaki Olimpos'a çekilir. Tok Yıldız'ın aktardığı Ali Canip Yöntem hatırasına göre Cûdî, Selanik İdadisi'nde Türkçe ve edebiyat öğretmiştir; dizi bu yılların ürünü olmalıdır. Bu, Selanik'ten gerçekten görülebilen bir manzaradır ve şiir onu bir sabah tablosu olarak kurar: mavi tül gibi sis, beyaz tente gibi buhar, yeni doğan güneşin öptüğü karlı zirvede utangaç bir kızıllık.

On ikinci beyte kadar dağ kişileştirilir: başını eğip suya dalan ak saçlı bir ihtiyar olur, körfezdeki aksi ters dönmüş bir banyo yapar, küçük dalgalar ayağını öpmeye gelen efsane kızlarına benzer. On üçüncü beyitten itibaren şiir dağa seslenir ve iki yönde genişler. Bir yandan Olimpos'un Yunan mitolojisindeki yerini, "bulutlarda oturan bir alay" diye andığı tanrıları hatırlatır. Öte yandan jeoloji bilgisine döner: dağın doğduğu zaman, dudakları uçuklayan bir titreme nöbeti, başında ateşten bir külah, yani yer kabuğunun sıcak ve sarsıntılı bir çağı anlatılır. Bu, divandaki Farsça tenasüh hicvinde yeryüzünün kendi tarihini anlattığı bölümle aynı ilgiyi taşır.

Son beyitler bu doğuşun bedelini sorar: dağ var olurken nice varlık yok olmuş, belki binlerce habersiz hayvan ve günahsız çocuk ölmüştür. Şiir, yeryüzünün sakinlerinin bir gün olsun endişeden emin olup olmadığı sorusuyla kapanır. Böylece bir sabah manzarası, tabiat tarihi ve insan acısı üzerine bir düşünceye dönüşür. Tezdeki okumanın kesinleşmediği birkaç kelime çeviride işaretlenmiştir.

Kaynakça

  • Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 87-89 (şiir no. 239; yazma vr. 69b-70a-70b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf
  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 6 (Cûdî'nin Selanik İdadisi'ndeki öğretmenliği). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar