Özgün Metin

Vezin: Kâmil (tezde vezin verilmemiştir)

جسم لطیف فیه روح طیب
فبای آلاء الاله تکذب
فعلیک نعمته سحاب صیب
فبای آلاء الاله تکذب
ان کنت انت بلطف ربک ریب
فبدودة الجلمود هل هی خیب
افانت فی مرأه لست تغیب
فبای آلاء الاله تکذب
یا ایها الانسان انک کادح
کدحا الی الله لعلک سادح
هو مانح لک انت شح قادح
فبای آلاء الاله تکذب
جلی العیون عن العماء الاظلم
لولا سناه لذقت کل الدیلم
قد علم الانسان مالم یعلم
فبای آلاء الاله تکذب
لولم یصنع قسطا قویما عاد
فی خلقه لغدالانام مجادلا
انی اراک لذیل ثوبک ساد
فبای آلاء الاله تکذب
لیس الصدور مسترا عن علمه
ستر العیوب بلطفه وسجلم
مازلت ترتع آمنا فی سلم
فبای آلاء الاله تکذب
آیاته متلوة بکتابه
ما ذرة الا شمیع خطابه
و خطابه مقرونة بعتابه
فبای آلاء الاله تکذب
قد هز عرش جلاله ماحوله
لا یأمن الروح الامین هوله
فی سورة الرحمن کرر قوله
فبای آلاء الاله تکذب
عمل قلیل او هوان معطل
و علیک دین لا تزال تماطلی
والله ما خلق الا نام بباطل
فبای آلاء الاله تکذب
جودی لست سدی من النعم التی
فاخت من الله الکریم فظلت
هطلا علیک بغیر سابق علة
فبای آلاء الاله تکذب

Okunuş (tezde verilmemiştir, okuma bize aittir):

Cismun latîfun fîhi rûhun tayyibun
Fe-bi-eyyi âlâʾi'l-ilâhi tükezzibu
Fe-ʿaleyke niʿmetuhû sehâbun sayyibun
Fe-bi-eyyi âlâʾi'l-ilâhi tükezzibu
In kunte ente bi-lutfi rabbike [?]
Fe-bi-dûdeti'l-culmûdi hel hiye hayyibu
E-fe-ente fî merʾâhu leste tegîbu
Fe-bi-eyyi âlâʾi'l-ilâhi tükezzibu
Yâ eyyuhe'l-insânu inneke kâdihun
Kedhan ile'llâhi leʿalleke [?]
Huve mânihun leke ente şuhhun kâdihun
Fe-bi-eyyi âlâʾi'l-ilâhi tükezzibu
Cellâ'l-ʿuyûne ʿani'l-ʿamâʾi'l-azlemi
Levlâ senâhu le-zukte [?]
Kad ʿallema'l-insâne mâ lem yaʿlemi
Fe-bi-eyyi âlâʾi'l-ilâhi tükezzibu
Lev lem yesnaʿ kıstan kavîmen ʿâdilen
Fî halkıhî le-gade'l-enâmu mucâdilâ
İnnî erâke li-zeyli sevbike [?]
Fe-bi-eyyi âlâʾi'l-ilâhi tükezzibu
Leyse's-sudûru musetteran ʿan ʿilmihî
Setera'l-ʿuyûbe bi-lutfihî ve [bi-hilmihî?]
Mâ ziltè terteʿu âminen fî silmin
Fe-bi-eyyi âlâʾi'l-ilâhi tükezzibu
Âyâtuhû metluvvetun bi-kitâbihî
Mâ zerratun illâ semîʿu hitâbihî
Ve hitâbuhû makrûnetun bi-ʿitâbihî
Fe-bi-eyyi âlâʾi'l-ilâhi tükezzibu
Kad hezze ʿarşu celâlihî mâ havlehû
Lâ yeʾmenu'r-rûhu'l-emînu hevlehû
Fî sûreti'r-Rahmâni kerrara kavlehû
Fe-bi-eyyi âlâʾi'l-ilâhi tükezzibu
ʿAmelun kalîlun ev hevânun muʿattalun
Ve ʿaleyke deynun lâ tezâlu tumâtilu
Va'llâhi mâ halaka'l-enâme bi-bâtılin
Fe-bi-eyyi âlâʾi'l-ilâhi tükezzibu
Cûdî leste sudan mine'n-niʿami'lletî
Fâdat mine'llâhi'l-kerîmi fe-zallet
Hatlen ʿaleyke bi-gayri sâbiki ʿilletin
Fe-bi-eyyi âlâʾi'l-ilâhi tükezzibu

Günümüz Türkçesiyle

1. İçinde güzel bir ruh bulunan ince bir beden; öyleyse Allah'ın nimetlerinin hangisini yalanlarsın?

2. Onun nimeti senin üstüne bol yağan bir buluttur; öyleyse Allah'ın nimetlerinin hangisini yalanlarsın?

3. Eğer sen Rabbinin lütfundan şüphe ediyorsan (okuma belirsiz), kayanın içindeki kurda bak: o hiç eli boş kalır mı?

4. Sen onun gözü önünde hiç kaybolmuyor musun? Öyleyse Allah'ın nimetlerinin hangisini yalanlarsın?

5. Ey insan, sen Allah'a doğru çabalayıp duran birisin; umulur ki (mısraın sonu okunamadı) ...

6. O sana bağışlayandır, sen ise ısıran bir cimrilik; öyleyse Allah'ın nimetlerinin hangisini yalanlarsın?

7. Gözleri en karanlık körlükten arındırdı; onun aydınlığı olmasaydı (mısraın sonu okunamadı) ...

8. İnsana bilmediğini öğretti; öyleyse Allah'ın nimetlerinin hangisini yalanlarsın?

9. Yaratışında doğru ve adil bir ölçü koymasaydı, insanlar birbiriyle çekişen olurdu.

10. Seni elbisenin eteğini (kibirle) sürür görüyorum (mısraın sonu okunamadı); öyleyse Allah'ın nimetlerinin hangisini yalanlarsın?

11. Göğüsler onun ilminden gizli değildir; ayıpları lütfuyla ve (hilmiyle) örttü.

12. Hâlâ barış içinde güven içinde otlayıp duruyorsun; öyleyse Allah'ın nimetlerinin hangisini yalanlarsın?

13. Ayetleri kitabında okunur; hitabını işitmeyen bir zerre yoktur.

14. Hitabı da azarıyla birliktedir; öyleyse Allah'ın nimetlerinin hangisini yalanlarsın?

15. Celalinin arşı çevresindekini sarstı; Ruhu'l-Emîn (Cebrail) bile onun dehşetinden emin değildir.

16. Rahmân suresinde sözünü tekrar etti: "Öyleyse Allah'ın nimetlerinin hangisini yalanlarsın?"

17. Az amel ya da tembel bir alçalış; üstünde bir borç var ki ödemeyi durmadan erteliyorsun.

18. Allah'a andolsun, o insanları boşuna yaratmadı; öyleyse Allah'ın nimetlerinin hangisini yalanlarsın?

19. Cûdî, sen cömert Allah'tan taşan ve durmadan

20. hiçbir önceki sebep olmadan üstüne yağan nimetlerden yoksun bırakılmış değilsin; öyleyse Allah'ın nimetlerinin hangisini yalanlarsın?

Edebî ve Tarihî Yorum

Rahmân suresinde otuz bir kez tekrar eden ünlü ayet, "Öyleyse Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?", "Tîbu'l-hitâb", yani hitabın güzelliği başlıklı Arapça manzumenin nakaratıdır. Cûdî ayetin ikil hitabını tekile çevirir ve her iki beyitten birinin sonuna "Fe-bi-eyyi âlâʾi'l-ilâhi tükezzibu" nakaratını yerleştirir. Böylece şiir, Kur'an'daki tekrarın ritmini kendi Arapça beyitlerine taşır; on altıncı beyitte bu kaynağı açıkça anar: "Rahmân suresinde sözünü tekrar etti."

Şiirde sayılan nimetler bedenden ruha, bilgiden ahlaka uzanır: içinde güzel bir ruh taşıyan ince beden, bol yağan bulut, kayanın içindeki kurda bile ulaşan rızık, insana bilmediğini öğretmek (Alak 96/5), dünyaya konan adil ölçü ve ayıpları örten hilm. Üçüncü beyitteki kayanın içindeki kurt, rızkın her yere ulaştığını anlatmak için halk arasında ve vaaz dilinde sık anılan bir örnektir. Beşinci beyit İnşikâk suresindeki "Ey insan, sen Rabbine doğru durmadan çabalayıp duruyorsun" (84/6) ayetine dayanır.

Son iki beyit şairin mahlasıyla bir oyun yapar: "Cûdî", cömertlik anlamındaki "cûd" kelimesinden gelir ve şair, cömert Allah'tan hiçbir sebep olmadan üstüne yağan nimetleri sayar. Tez metni yalnız Arap harfleriyle verir; dizginin bozuk olduğu birkaç yer okunamadı ve okumada da çeviride de boş kaldı, kesin olmayan okumalar ise ayrıca işaretlidir.

Kaynakça

  • Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 103-104 (şiir no. 251; yazma vr. 75b-76a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf

Çevrimiçi kaynaklar