Özgün Metin

Vezin: Feʿilātün feʿilātün feʿilātün feʿilün

Kemirir şiʿri şu ḫāvnendeleriñ dendānı
Iṣırır aġlatır elfāẓı leb-i ḫandānı
Laḥnı mevzūn ise de lehçesi ġayr-ı mevzūn
Ḥüsn-i ṣavtı ḳadar olsa ne olur ʿirfānı!
Ekŝerī cāhil olur dirler idi ḫaṭṭāṭıñ
Ṭoġrıdır dinse muġannīye cehūl-i ŝānī
Be-hem-i āheng ola ḥüsn-i edā, ḥüsn-i ṣadā
Biri bāḳī ise muṭlaḳ öbüridir fānī
İki niʿmet ne içün bir kişide cemʿ olmaz
İtdi ḥaḳ ʿālemi kem-behre, ġanī nādānı
Cemʿ-i uḫteyni naṣıl menʿ buyurduysa ḫüdā
Niʿmeteyne daḫı az mecmaʿ ider insānı
Cūdiyā añla cihān-dār-ı naʿīm olmadıġın
Bunda miḳdāra göre māʾide-i Rabbānī

Günümüz Türkçesiyle

1. Şu hânendelerin dişleri şiiri kemirir; gülen dudak kelimeleri ısırır, ağlatır.

2. Nağmesi ölçülü ise de söyleyişi ölçüsüzdür; bilgisi de güzel sesi kadar olsa ne olur!

3. "Hattatın çoğu cahil olur" derlerdi; şarkıcıya "ikinci cahil" denirse doğrudur.

4. Güzel eda ile güzel ses birbiriyle ahenkli olsun; biri baki ise öbürü mutlaka fanidir.

5. İki nimet niçin bir kişide toplanmaz? Hak, bilgini az nasipli, zengini cahil etti.

6. Allah iki kız kardeşi bir araya getirmeyi nasıl yasakladıysa, insanı da iki nimetin toplandığı yer pek az eder.

7. Ey Cûdî, anla ki dünya nimetler yurdu değildir; burada Rabbin sofrası ölçüyle kurulur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Bestelenip okunan bir şiirin uğradığı haksızlık bu gazelde bir şairin ağzından anlatılır. Hânendeler, yani şarkıcılar, güzel sesleriyle şiiri kemirir, kelimeleri ısırır, anlamı ağlatır: nağmeleri ölçülüdür ama söyleyişleri ölçüsüzdür, çünkü okudukları şiiri anlamazlar. Üçüncü beyit eski bir söze dayanır: hattatların çoğunun cahil olduğu söylenirdi, çünkü güzel yazar ama yazdığını anlamazlardı; şair şarkıcıyı bu yüzden "ikinci cahil" sayar.

Dördüncü beyitten itibaren gazel bir genellemeye varır: iki nimet, güzel ses ile bilgi ya da zenginlik ile irfan, bir kişide pek az toplanır. Altıncı beyit bu gözlemi şakacı bir fıkıh benzetmesiyle anlatır: İslam hukuku iki kız kardeşle aynı anda evliliği yasaklar; Allah da sanki iki nimetin bir insanda birleşmesini öyle yasaklamıştır. Makta beyti bu eksikliğe bir teselli bulur: dünya nimetlerin tam olduğu bir cennet değildir; burada Rabbin sofrası ölçüyle kurulur. Cûdî'nin şiirlerinin bestelenmesine dair bilgi verilmez, ama gazel onun okunan ve söylenen şiire dikkatli bir kulak verdiğini gösterir.

Kaynakça

  • Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 102 (şiir no. 249; yazma vr. 75a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf

Çevrimiçi kaynaklar