Özgün Metin
Vezin: Fāʿilātün fāʿilātün fāʿilātün fāʿilün
Cām neşʾem oldı zehrā bekle ser-şār ey felek
Bende ṭāḳat ḳalmadı ṭoldurma tekrār ey felek
Olma Allāh ʿaşḳına böyle sitem-kār ey felek
Yıḳdıgıñ ḳalbi biraz gül ile iʿmār ey felek
Lüṭf idüp söyle ne semte gitdi dildār ey felek
Gitdigi yerler uzaḳ mı gelmedi yār ey felek
Göñlüme ḥasret ocagından düşer nār aġlarım
Gezdigi yerler o şūḫī eyler iḫtār aġlarım
Aġlarım cānānı yād eyler de tekrār aġlarım
Olmadım ḥālā mekānından ḫaber-dār aġlarım
Lütf idüp söyle ne semte gitdi dildār ey felek
Gitdigi yerler uzaḳ mı gelmedi yār ey felek
Yārimi ṣordum ṣabāya kim gülistāndan gelir
Mevkib-i ezhāra kim iḳlīm-i cānāndan gelir
Fırḳa fırḳa ḫūblar gördüm ki seyrāndan gelir
Bir bilen yoḳdur anı, hep gerçi ol nāyiş gelir
Lüṭf idüp söyle ne semte gitdi dildār ey felek
Gitdigi yerler uzak mı gelmedi yār ey felek
Aldıñ āġūş-ı viṣālimden meh-i tābānımı
Ẓulmet-i ḥasret iḥāṭa eyledi her yanımı
Eyleme dāmānıña āvīḫte-i efġānımı
Söyle göklerde aratdırma baña cānānımı
Lüṭf idüp söyle ne semte gitdi dildār ey felek
Gitdigi yerler uzak mı gelmedi yār ey felek
Münḫasif mi muġterib mi söyle māhım nerdedir
Pārelenmez āh ile ḥasret ne ẓālim perdedir
Yādı hep yādımdadır ṣoḥbetleri ezberdedir
Yār ile artıḳ mülāḳātım meger maḥşerdedir
Lüṭf idüp söyle ne semte gitdi dildār ey felek
Gitdigi yerler uzaḳ mı gelmedi yār ey felek
Seyyid Maḥmūd Kemāl İbnü'l-Emīn ʿaṣrihüm.
Günümüz Türkçesiyle
1. Neşe kadehim zehir oldu; bekle ey felek, ağzına kadar dolu; bende takat kalmadı, tekrar doldurma ey felek. Allah aşkına böyle zalim olma ey felek; yıktığın kalbi biraz bir gülle onar ey felek. Lütfedip söyle, sevgili ne yana gitti ey felek? Gittiği yerler uzak mı ki yar gelmedi ey felek?
2. Gönlüme hasret ocağından ateş düşer, ağlarım; gezdiği yerler o şuhluğu hatırlatır, ağlarım. Ağlarım, sevgiliyi anar da yeniden ağlarım; hâlâ yerinden haberdar olamadım, ağlarım. Lütfedip söyle, sevgili ne yana gitti ey felek? Gittiği yerler uzak mı ki yar gelmedi ey felek?
3. Yarimi gül bahçesinden gelen seher yeline sordum; sevgilinin ikliminden gelen çiçek alayına sordum. Gezintiden gelen bölük bölük güzeller gördüm; onu bilen biri yok, gerçi hepsi (okuma belirsiz) gelir. Lütfedip söyle, sevgili ne yana gitti ey felek? Gittiği yerler uzak mı ki yar gelmedi ey felek?
4. Parlak ayımı kavuşma kucağımdan aldın; hasret karanlığı her yanımı kuşattı. Feryadımı eteğine asılı bırakma; söyle, sevgilimi bana göklerde arattırma. Lütfedip söyle, sevgili ne yana gitti ey felek? Gittiği yerler uzak mı ki yar gelmedi ey felek?
5. Tutuldu mu, gurbete mi düştü, söyle, ayım nerededir? Âhla parçalanmayan hasret ne zalim bir perdedir! Hatırası hep hatırımdadır, sohbetleri ezberimdedir; yar ile artık buluşmam meğer mahşerdedir. Lütfedip söyle, sevgili ne yana gitti ey felek? Gittiği yerler uzak mı ki yar gelmedi ey felek?
Edebî ve Tarihî Yorum
Divanın son şiiri, şairin küçük yaşta ölen oğlu Muhammed Nûrü'l-Hüdâ için yazılmış bir mersiyedir. Havva Tok Yıldız'ın tezinde, Cûdî'nin kendi ifadesine dayanılarak, ilk oğlu Mehmed Nurülhüdâ'nın küçük yaşta öldüğü, öteki iki oğlu Ahmed Azmi ile Hüseyin Sâfî'nin hayatta kaldığı belirtilir. Başlıktaki "teğazzül güne", gazel üslubunda ifadesi şiirin biçimini açıklar: şair oğlunun yasını bir sevgiliye seslenen aşk şiirinin diliyle yazar. Oğul, şiirde "dildâr", "yâr", "cânân" ve "parlak ay" diye anılır.
Beş bentlik şiirin her bendi aynı iki mısralık nakaratla biter: "Lütfedip söyle, sevgili ne yana gitti ey felek? Gittiği yerler uzak mı ki yar gelmedi ey felek?" Bu tekrar, ölümü bir uzak yolculuk gibi gören ve felekten haber bekleyen bir babanın çaresizliğini taşır. İlk bent neşe kadehinin zehre dönmesiyle başlar; ikinci bentte baba, çocuğun gezdiği yerleri görünce ağlar; üçüncü bentte seher yeline, çiçeklere ve bölük bölük gezintiden dönen güzellere oğlunu sorar, ama kimse onu bilmez.
Dördüncü ve beşinci bentlerde oğul bir aya benzetilir: kavuşma kucağından alınmış, tutulmuş ya da gurbete düşmüştür. Son bent bir kabullenişle biter: çocuğun hatırası babanın hatırındadır, sohbetleri ezberindedir; buluşma artık ancak mahşerde olacaktır. Şiirin sonundaki kayıt, divanın şairin kardeşi Ahmed Tevfik Bey tarafından yazıldığını bildirir. Divanın başlarında Kur'an okuyan küçük oğlu Sâfî'yi anan rubai ve trende telgraf direklerini gösteren Sâfî sahnesi aynı aile hayatından gelir; bu mersiye ise o hayata dair divanın en acı tanıklığıdır.
Kaynakça
- Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 131-132 (şiir no. 286; yazma vr. 86a-86b); giriş s. 2. http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 3 (şairin oğulları). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






