Özgün Metin
Vezin: Feʿūlün feʿūlün feʿūlün feʿūl
Mināreyle minber iderdi cidāl
Anı gūş idüp yazdı bir ehl-i ḥāl
Mināre diyordı hemān minbere
Seniñ ḫidmetiñ haftada bir kere
Benim günde beş kerredir ḫidmetim
Niçün senden ednā yine ḳıymetim
Seni cāmiʿiñ cānına ḳatdılar
Beni bābdan ṭaşraya atdılar
İçerüdesin āsūdesiñ nāzile
Ṭışārda baña her belā nāzile
Aña oldı minber icābet-nümā
Ki ey kec derūn istiḳāmet-nümā
Benim ḳalbim Allāhıma ṭoġrıdır
Degil sen gibi sīreti uġrıdır
Ḥużūr-ı ḫudāda ḳabūle sebeb
Degil keŝret ḫidmet ancaḳ edeb
Günümüz Türkçesiyle
1. Minare ile minber çekişirdi; bir gönül ehli bunu duyup yazdı.
2. Minare minbere hemen şöyle diyordu: Senin hizmetin haftada bir kere.
3. Benim hizmetim günde beş keredir; niçin değerim yine de senden aşağı?
4. Seni caminin canına kattılar, beni kapıdan dışarı attılar.
5. İçeridesin, nazlı nazlı rahatsın; dışarıda her bela benim üstüme iner.
6. Minber ona şöyle cevap verdi: Ey içi eğri, dışı doğruluk gösteren!
7. Benim kalbim Allah'ıma doğrudur; senin gibi huyu eğri değildir.
8. Allah'ın huzurunda kabule sebep olan, hizmetin çokluğu değil, ancak edeptir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Bir caminin minaresi ile minberi kimin daha değerli olduğu üzerine tartışır. "Manzûmât-ı Ahlâkından", ahlakî manzumelerden başlığı, bu sekiz beytin Cûdî'nin öğretici şiirlerinden bir seçme olduğunu düşündürür. Vezin, Firdevsî'nin Şehnâme'sinden ve Sa'dî'nin Bostan'ından tanınan mütekârib bahridir ve kısa hikâyeyi bir masal gibi akıtır. Konu, cansız iki şeyin konuşturulduğu fabl geleneğinden alınmıştır.
Minarenin şikâyeti haklı görünür. O günde beş kez ezanla hizmet eder, minber ise haftada bir, cuma hutbesinde kullanılır; buna rağmen minber caminin içine, "canına" konmuş, minare kapının dışına atılmış, her türlü belaya açık bırakılmıştır. Minberin cevabı ise beklenmedik bir buluşa dayanır. Minareyi "kec-derûn", içi eğri diye azarlar; minarenin içindeki merdiven gerçekten döne döne çıkar, dışı ise dimdik görünür. Minberin basamakları ise dosdoğru yükselir. Şair bu mimari ayrıntıyı ahlakî bir ölçüye çevirir: dışı doğru görünüp içi eğri olan ile kalbi Allah'a doğru olan ayrılır.
Son beyit hikâyenin hissesini verir: Allah katında kabule sebep olan hizmetin çokluğu değil edeptir. Divanın riyakârlığı alaya alan gazelleri de aynı yere varır: gösterişli emek, içteki doğruluğun yerini tutmaz.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 69 (şiir no. 51; yazma vr. 22b-23a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






