Özgün Metin

Vezin: Feʿilātün feʿilātün feʿilün

Var imiş şimdi, ya bundan evvel
Düşmen-i saʿy u ʿamel bir tenbel
Sürmeyüp ʿömri içinde işe el
Dir imiş bence kesel ʿayn-ı ʿasel
Ne gelirse öñüme yer içerim
Şu cihāndan naṣıl olsa geçerim
Ḥükemādan geçinüp hem de ḥerīf
Ekŝer ḥalḳı idermiş tezyīf
Baḳ ne söyler imiş ol ẕāt-ı şerīf
“Bülehā bilse ʿaṭālet ne laṭīf”
Şöyle bir köşede rāḥat yaşarım
Şu çalışḳanlara vallāh şaşarım
Köhne dünyāya kim atmış ki temel
Ben daḫi eyleyeyim ṭarḥ-ı emel
Çekilir mi bu kadar ceng ü cedel
Baḳmaya cürmüme ḥaḳḳ azze ve cel
Çūnki ṭāʿat daḫi müşkil bence
Ḳalḳamam öyle ṣabāḥ irkence
Kimi ıṣlāḥ-ı enāme-i sāʿi
Kendi ḥaḳḳında belā-yı dāʿi
Kimi ġayrıñ sever bī-çūn-i rāʿi
Kimi ḳavvāl u kimi semmāʿi
Ḳapumuñ mandalını sürgülerim
ʿĀlemiñ ḥāline gizli gülerim
Çiftçiniñ düşmez elinden ṣapanı
Ṣavurur biçdigiñi un-ḳapanı
İşi sevmem severim iş yapanı
Allāh ıṣlāḥ ide yoldan ṣapanı
Düşünüp ben de yoruldum ḫayli
Var imiş saʿye ḳafamıñ meyili
Ḥażreti saʿy aña açdı deheni
Didi “Kim virdi saña pīreheni”
Yoḳ yoḳ ey cānlı cenāze kefeni
Sevmez Allāh da beni sevmeyeni
Ṭuymadıñ mı ki buyurmuş mevlā
Saʿyeden başḳa yoḳ insāna rehā
Yedigiñ, giydigiñ āŝār mıdır
Yatdıġıñ evde benim dārımdır
ʿĀṭılān sāʾil-i bī-ʿar mıdır
Çalışan nān-u niʿam-ḥᵛār mıdır
İste benden ki ey aḥmaḳ vireyim
Yoḳsa aç yatda saña ḥaḳ vireyim

Günümüz Türkçesiyle

1. Şimdi ya da daha önce, çalışmanın ve emeğin düşmanı bir tembel varmış. Ömrü boyunca işe el sürmezmiş ve "Bence tembellik (kesel) balın (asel) ta kendisidir" dermiş: "Önüme ne gelirse yer içerim; şu dünyadan nasıl olsa geçerim."

2. Herif bir de bilgelerden geçinip halkın çoğunu küçümsermiş. Bak, o şerefli zat ne söylermiş: "Ahmaklar bir bilse işsizlik ne hoştur! Şöyle bir köşede rahat yaşarım; şu çalışkanlara vallahi şaşarım."

3. "Eski dünyaya kim temel atmış ki ben de bir emel temeli atayım? Bu kadar kavga, bu kadar çekişme çekilir mi? Aziz ve celil olan Hak suçuma bakmasın; çünkü ibadet de bana zor gelir, sabah erkenden öyle kalkamam."

4. "Kimi insanları ıslah etmeye çalışır, kendi başına bela çağırır; kimi başkalarını karşılıksız seven bir çobandır; kimi kavvaldir, kimi sema ehlidir. Ben ise kapımın mandalını sürgülerim, âlemin hâline gizli gizli gülerim."

5. "Çiftçinin elinden sabanı düşmez; biçtiğini un kapanı savurur. İşi sevmem, iş yapanı severim; Allah yoldan sapanı ıslah etsin. Bunları düşünüp ben de bir hayli yoruldum; meğer kafamın da çalışmaya meyli varmış."

6. Hazret-i Çalışma ona ağzını açtı ve dedi: "Sana bu gömleği kim verdi? Yok yok, ey canlı cenaze, bu bir kefendir! Beni sevmeyeni Allah da sevmez. Duymadın mı, Mevlâ buyurmuş: İnsana çalışmaktan başka kurtuluş yoktur."

7. "Yediğin, giydiğin kimin eseridir? Yattığın ev de benim evimdir. İşsiz olanlar utanmaz dilenciler midir; çalışanlar ekmek ve nimet yiyenler midir? Ey ahmak, benden iste, vereyim; yoksa aç yat da sana hak vereyim."

Edebî ve Tarihî Yorum

Tembel ile Hazret-i Çalışma

"Tenbel", divandaki ahlakî manzumelerin en canlısıdır. Zeynep Adıyahşi, şairin çevresinde bu manzumenin çok beğenildiğini kaydeder. Şiir bir masal gibi açılır: "Şimdi ya da bundan önce" bir tembel varmış. İlk beş bent tembelin kendi sözleridir ve her bendin son iki mısraı onun hayat felsefesini kafiyeli birer vecize gibi özetler: önüme ne gelirse yer içerim, şu dünyadan nasıl olsa geçerim; kapımın mandalını sürgülerim, âlemin hâline gizli gülerim. Konuşma dili, "herif", "vallâh şaşarım", "ṣabāḥ irkence" gibi sözlerle sürekli gündelik Türkçeye yaklaşır.

Şiirin mizahı tembelin kendini savunuşundadır. Birinci bentte "kesel" (tembellik) ile "asel" (bal) arasında bir ses oyunu kurulur; ikinci bentte tembel kendini bilgelerden sayar; üçüncüde ibadeti bile sabah erken kalkmak zor olduğu için ertelediğini söyler. Beşinci bendin sonu şiirin en komik yeridir: tembel bunları düşünmekten yorulmuştur ve "meğer kafamın da çalışmaya meyli varmış" diye kendine şaşar.

Son iki bentte kişileştirilmiş "Hazret-i Sa'y", Çalışma, söz alır. Tembelin gömleğinin bir kefen olduğunu, onun "canlı bir cenaze" olduğunu söyler ve "insana çalıştığından başkası yoktur" ayetini (Necm 53/39) hatırlatır. Kapanıştaki "Yoksa aç yat da sana hak vereyim" mısraı öğüdü bir şaka ile bitirir. Altı mısralı bentleri, hece ölçüsüne yakın akan kısa aruz kalıbı ve masal girişiyle bu manzume, Cûdî'nin çocuklara ve gençlere yönelik ahlakî şiir yazma çabasının bir örneği sayılabilir.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 66-67 (şiir no. 49; yazma vr. 21a-22a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
  • Zeynep Adıyahşi, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [43b-87b], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 3. http://libra.omu.edu.tr/tezler/116831.pdf

Çevrimiçi kaynaklar