Özgün Metin

Vezin: Mefʿūlü mefāʿīlü mefāʿīlü feʿūlün

Mādem sefālet peder u māderimizdir
Ḳānūn-ı mesāʿi rehimiz, reh-berimizdir
Erbāb-ı ġınā bizleri der-ḫāṭır ider mi
Sözde bütün efrād-ı beşer dārımızdır
Saʿy u ʿamele, kesb-i ʿibādet dimiş Allāh
Tebşīr iden ulu cehle peyġamberimizdir
Zencīr-i mesāʿi ki mineʾl-mehdi ileʾl-laḥd
Dōlāb-ı ḥayāt anda döner miḥverimizdir
Ḥürriyyeti āġūşumuza atdı mesāʿi
Miskinlik ise ḫāric-i dār u derimizdir
Yā Rabb ʿamele ḳullarıñız hep fuḳarāyız
Söndürme ki nūr-ı keremiñ aḫterimizdir
Biz ḳullarıñ iḳdāmıdır iʿmār iden arżı
Köhne kürreniñ ŝerveti tāb u ferimizdir
Biz ṣayd ideriz saʿyile emvācdan incü
Elmās ile mercān daḫi dest-āvāremizdir
ʿĀlem olur erbāb-ı mesāʿiyye müsaḫḫar
Biz ʿālemiñ oġlı, o bizim çākerimizdir
Ey zengīn! Ey işden eli maḥrūm birāder
Sen, ben ḳuluz, Allāh bizim dāverimizdir
Bir sofra ḳurup itmiş aña bizleri daʿvet
Daʿvet-i mütesāvī, mütefāvıt yerimizdir
Yek-dīgeri gel imdi birāder sevelim gel
Gel gel ki muḥabbet ezelī cevherimizdir
Ḫilḳatde biriz, māye de bir ʿayn-ı ḫamīriz
Tā ki bu ġaraż-ı māniʿ yek-dīgerimizdir
Tesmīm-i saʿādet iden ol kibr, bu kīndir
Gūyā ki ṭabīʿatlerimiz aŝdarımızdır
Gel öldürelim aŝdarı yek-cān olalım gel
Allāh bu maḳṣadda bizim yāverimizdir
El birligi, dil birligi, cān birligi lāzım
Vaḥdetle uḫūvvet serimiz, efserimizdir
Nisyān idelim buġż u ʿadāvetle şiḳāfı
Terk it ki uyuz düşmen bed-manẓaramızdır
Sermiş gibi gūyā iki cān ʿaynı vücūda
Yek-cān olalım tā ki cihān pestlerimizdir
Cemʿ olsa bu ḳuvvetle o şefḳat ṭoġar andan
Ferzend-i semāvī ki saʿādetlerimizdir

Günümüz Türkçesiyle

1. Madem yoksulluk anamız babamızdır, çalışma kanunu yolumuz ve rehberimizdir.

2. Zenginler bizi hatırlar mı? Sözde bütün insanlar bizim kardeşimizdir. (Kafiye kelimesi tezde "dārımızdır" diye okunmuştur.)

3. Allah çalışmaya ve emeğe ibadet kazancı demiş; bunu müjdeleyen ulu peygamberimizdir. (İkinci mısraın bir kelimesi açık değildir.)

4. Beşikten mezara kadar süren çalışma zinciri, hayat dolabı onun etrafında döner; o bizim eksenimizdir.

5. Çalışma hürriyeti kucağımıza attı; miskinlik ise evimizin, kapımızın dışındadır.

6. Yâ Rab, emekçi kulların, hepimiz yoksuluz; kereminin nurunu söndürme, o bizim yıldızımızdır.

7. Yeryüzünü imar eden biz kulların gayretidir; eski dünyanın serveti bizim alın terimizin parlaklığı ve şanıdır.

8. Biz çalışarak dalgaların içinden inci avlarız; elmas da mercan da elimizin kazancıdır.

9. Âlem çalışanlara boyun eğer; biz âlemin oğluyuz, o bizim hizmetkârımızdır.

10. Ey zengin, ey eli işten mahrum kardeş! Sen de ben de kuluz, Allah bizim hâkimimizdir.

11. (Allah) bir sofra kurup bizi oraya davet etmiş; davet eşittir, yalnız yerlerimiz farklıdır.

12. Gel şimdi kardeş, birbirimizi sevelim, gel; gel, gel, çünkü sevgi ezelî cevherimizdir.

13. Yaratılışta biriz, mayamız bir, aynı hamuruz; ama bu kin birbirimize engel olmaktadır.

14. Saadeti zehirleyen o kibir, bu kindir; sanki tabiatlarımız bizim ejderhamızdır.

15. Gel, ejderhayı öldürelim, tek can olalım, gel; Allah bu maksatta yardımcımızdır.

16. El birliği, dil birliği, can birliği lazım; birlik ve kardeşlik başımız, tacımızdır.

17. Kini ve düşmanlıkla gelen ayrılığı unutalım; bırak onu, o uyuz, çirkin görünüşlü düşmanımızdır.

18. Sanki iki can aynı bedene yayılmış gibi tek can olalım ki cihan ayaklarımızın altında olsun. (İkinci mısraın son kelimesi kesin okunamamıştır.)

19. Bu kuvvetle o şefkat bir araya gelirse, ondan göksel bir evlat doğar ki o bizim saadetimizdir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Fransızcadan Bir İşçi Şarkısı

Başlığı "Amele Şarkısı, Fransızcadan Terceme" olan bu on dokuz beyit, Cûdî'nin Lamartine'in "Göl"ü yanında Fransızcadan yaptığı ikinci çeviridir; Tok Yıldız da şairin bu iki çevirisini birlikte anar. Hangi Fransız şiirinin çevrildiği tezde belirtilmez ve burada da tespit edilemedi. On dokuzuncu yüzyıl Fransa'sında işçiler için yazılmış, birlik ve kardeşlik çağrısı yapan şarkılar yaygındı; Cûdî'nin metni bu türün konusunu taşır, ama bir divan şiiri olarak aruzla ve "-erimizdir" redifiyle kurulmuştur.

Şiirin dili Osmanlı edebiyatı için yenidir. Konuşanlar "amele", emekçilerdir; yoksulluk anaları babalarıdır, çalışma kanunu rehberleridir. Yeryüzünü imar eden onların gayretidir, inciyi dalgalardan onlar avlar, elmas ve mercan onların elinin kazancıdır. Onuncu beyitte zengine doğrudan seslenilir: "Ey işden eli mahrûm birâder", ey eli işten mahrum kardeş, sen de ben de kuluz. On birinci beyit eşitliği dinî bir sahneyle anlatır: Allah bir sofra kurmuştur, davet herkese eşittir, yalnız yerler farklıdır.

Cûdî bu çağrıyı İslamî bir çerçeveye yerleştirir. Çalışma ibadet sayılır, müstensih dördüncü beyte "beşikten mezara kadar ilim öğreniniz" hadisini not eder ve şiir kin ile kibri öldürülecek bir ejderhaya benzeterek "el birliği, dil birliği, can birliği" çağrısıyla sürer. Son beyitte güç ile şefkatin birleşmesinden "göksel bir evlat" doğacağı söylenir: saadet. Fransız işçi şiirinin dayanışma fikri, bu çeviride kardeşlik ve ilahî adalet diline tercüme edilmiştir.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 64-66 (şiir no. 48; yazma vr. 20b-21a); giriş s. 8. http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar