Özgün Metin

Vezin: Feʿilātün feʿilātün feʿilün

Var idi bir küçücük ṭıfl-ı edīb
Ṭıfl iken terbiyeden aldı naṣīb
İyi bir ḫanım idi vālidesi
Görünürdi söziniñ fāʾidesi
Eylemezdi gözi nūrın tekdīr
Çocuġuñ fikrin iderdi tenvīr
Mübtediydi o ciger-pāre henūz
Başlamışdı leb-i güftāre henūz
Görmemişdi nicedir āyīne
ʿAkseden sāde o ṣāfī-i sīne
Peder emr itdi uşaġı ʿÖmere
Sil şu āyīneyi indir de yire
ʿÖmer āyīneyi sildi iyice
Didi ṭursun da açılsun bu gice
Çocuk oynardı ṣalonda tenhā
Gördi āyīneyi oldu şeydā
Var içinde aña benzer birisi
Kendiniñki gibidir ʿentarīsi
Bu aña baḳdı o da baḳdı buña
Güldi bu, oldı o da ḫande-nümā
Bu geri çıḳdı o da gitdi geri
Bu yanaşdı o da geldi ileri
Elini ḳaldıracaḳ oldı çocuḳ
O da gösterdi buña bir yumruḳ
Ḥiddetinden bilemezdi niyetün
İstedi tepme urup da gitsün
Anası ḥāline olmuş nigerān
Didi: Yavrum ṭoraman itme ziyān
Aña ḥiddetle görünme öyle
Ḳollarıñ açda yürü bir şöyle
Yumuşaḳ söyle güler yüz göster
Sen severseñ o da sevmek ister
Oġlum āyīneye beñzer dünyā
Ne yaparsañ o olur çehre-nümā

Günümüz Türkçesiyle

1. Küçücük, edepli bir çocuk vardı; çocukken terbiyeden nasibini almıştı.

2. Annesi iyi bir hanımdı; sözünün faydası görülürdü.

3. Gözünün nurunu azarlamazdı; çocuğun fikrini aydınlatırdı.

4. O ciğerparesi daha yeni başlıyordu; henüz konuşmaya başlamıştı.

5. Saf yürekli çocuk, her şeyi olduğu gibi yansıtan aynayı uzun zamandır görmemişti.

6. Baba, uşak Ömer'e emretti: "Şu aynayı sil de yere indir."

7. Ömer aynayı iyice sildi; "Dursun da bu gece açılsın" dedi.

8. Çocuk salonda yalnız başına oynuyordu; aynayı gördü, şaşırıp kaldı.

9. İçinde ona benzeyen biri var; entarisi de kendisininki gibi.

10. Bu ona baktı, o da buna baktı; bu güldü, o da gülümsedi.

11. Bu geri çekildi, o da geri gitti; bu yanaştı, o da ileri geldi.

12. Çocuk elini kaldıracak oldu; o da buna bir yumruk gösterdi.

13. Öfkesinden ötekinin niyetini anlayamadı; bir tekme vurup gitsin istedi.

14. Annesi onun hâlini izliyormuş; dedi: "Yavrum, toramanım, zarar verme.

15. Ona öyle öfkeyle görünme; kollarını aç da şöyle bir yürü.

16. Yumuşak konuş, güler yüz göster; sen seversen o da sevmek ister.

17. Oğlum, dünya aynaya benzer; ne yaparsan sana o yüzü gösterir."

Edebî ve Tarihî Yorum

Çocuklar İçin Bir Ayna Dersi

Bir öğretmen şairin kalemi, divanın çocuklara yönelik manzumelerinden olan bu on yedi beyitlik mesnevide hemen sezilir. Dil sadedir, olay örgüsü kısa ve canlıdır, kişiler bir aile resmi gibi sıralanır: edepli küçük bir çocuk, onu azarlamayıp aklını aydınlatan iyi bir anne, uşağa emir veren bir baba ve aynayı silen uşak Ömer. Uşağın adıyla anılması, salon ve entari gibi kelimeler şiire on dokuzuncu yüzyıl sonunun bir İstanbul evinin havasını verir.

Hikâyenin çekirdeği çocuğun aynayla ilk karşılaşmasıdır. Çocuk aynadaki çocuğu başka biri sanır; ona baktıkça o da bakar, güldükçe o da güler, geri çekilince o da çekilir. Onuncu ve on birinci beyitler bu karşılıklı hareketi eşit uzunlukta, birbirini tekrar eden mısralarla anlatır ve sahneyi neredeyse bir oyun gibi canlandırır. Çocuk elini kaldırınca öteki de yumruk gösterir ve çocuk tekme atmaya hazırlanır.

Annenin araya girdiği son dört beyit, hikâyenin dersini verir: öfkeyle bakana ayna da öfkeyle bakar; kollarını açıp yumuşak konuşan, güler yüz gösteren de sevgiyle karşılanır. Son mısra bunu bir hayat bilgisine dönüştürür: "Oğlum āyīneye beñzer dünyā." Divandaki "Âyîne Karşısında" gazelinde ayna kendini tanımanın ve varlığın sırrının aracıydı; burada aynı imge bir çocuğa davranış öğretmek için kullanılır.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 70-71 (şiir no. 52; yazma vr. 23a-23b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar