Özgün Metin

Vezin: Mefʿūlü mefāʿilün feʿūlün

Ey şāʿir-i māhirim diyen ẕāt
Şiʿriñse bu iddiʿāya iŝbāt
İŝbāt ile iddiʿā münāḳıż
Sensiñ yine kendiñe muʿārıż
Dirseñ ki şuhūd-ı ʿadl-perver
Olmaz mı ya iddiʿā müzevver
Dirseñ ki şuhūd-ı ġayr-ı ʿādil
Daʿvā yine ol zamānda bāṭıl
Çoḳ olmalı kiẕb-i iʾtilāfıñ
Farḳında degilsiñ iḫtilāfıñ
Şāʿir ola bī-şuʿūr heyhāt
Beyne’l-arżiyye ve’s-semāvāt
Ey naẓm-ı kelāmdan uran dem
Tanẓīm-i şuʿūr ḳıl muḳaddem
Eşʿārıñı meyle mezc iderseñ
Efkārıñı herc ü merc idersiñ
Beyhūde midād-ı harc idersiñ
Tervīc-i cünūn ider gidersiñ
Ḳoyduñ geri Kays-ı ʿİmrīyi
Geçdin hele ʿİcl-i Sāmirīyi
Mażmūn-ı ḫᵛārıñız (innallāh)
Ṣad tövbe hezār ıʿyāz-i billāh
Dirseñ bu meslek-i taṣavvūf
Var bunda da bir büyük teḫallüf
Bulduñsa ḥaḳḳı ne lāzım iʿlān
Aṣlı yoġısa degil mi bühtān
Sözde ola tārike’l-Ferāiż
Hem naġme-i şeyḥ, ibn-i Fāriż
Çapḳınca ḥerīf iken Ferezdaḳ
Söylerdi kelāmı ʿAbede’l-yaḳ
İşte mütenebbī-i mübāhī
Baḳ sen gibi söylüyor mu vāhī
Bir seyyiʾesidir ehl-i ḥāliñ
Hep menşeʾi bizdeki ḫılāliñ
Evhām u ḫayāle ṭaldı ümmet
Erbāb-ı ʿuḳūle ḳaldı himmet
Meydān-ı ḥaḳāyık u bedāyiʿ
Aŝār-ı maḥāsin-i ṭabāyiʿ
Eşʿār ise maḳṣadıñ be ādem
İşte ḳalem işte levḥ-i ʿālem

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey "usta bir şairim" diyen zat! Şiirin ise bu iddianın ispatı olmalı.

2. İspat ile iddia birbirini çürütüyor; kendine karşı çıkan yine sensin.

3. "Şahitlerim adalet sahibidir" dersen, o zaman iddia sahte olmaz mı?

4. "Şahitlerim adil değildir" dersen, dava yine o zaman bâtıldır.

5. Uydurduğun yalanlar çok olmalı; çelişkinin farkında değilsin.

6. Şairin şuursuz olması, heyhat! Arada yer ile gökler kadar fark var.

7. Ey nazımdan söz açan! Önce şuurunu düzene koy.

8. Şiirlerini şarapla karıştırırsan, düşüncelerini darmadağın edersin.

9. Mürekkebi boş yere harcarsın; deliliği revaçta tutar gidersin.

10. İmrü'l-Kays'ı geride bıraktın; hele Sâmirî'nin buzağısını da geçtin.

11. Şarap mazmunlarınızdan yüz kere tövbe, bin kere Allah'a sığınırız. (Mısradaki "(innallāh)" tezdeki biçimiyle bırakıldı.)

12. "Bu tasavvuf meslekidir" dersen, bunda da büyük bir aykırılık var.

13. Hakkı bulduysan ilan etmek ne gerek? Aslı yoksa iftira değil mi?

14. Sözde farzları terk eden biri ola, hem de şeyhin, İbnü'l-Fârız'ın nağmesini söyleye.

15. Ferezdak çapkın bir herif iken, (yine de) kelamı ölçüsünce söylerdi. (İkinci mısraın sonu tezdeki okumayla açık değildir.)

16. İşte övünen Mütenebbî; bak, senin gibi saçma söylüyor mu?

17. (Bu), hâl ehli geçinenlerin bir kötülüğüdür; bizdeki çatlağın kaynağı hep budur.

18. Ümmet vehimlere ve hayallere daldı; himmet akıl sahiplerine kaldı.

19. (Önünde) hakikatlerin ve harikaların meydanı, tabiatın güzelliklerinin eserleri var.

20. Ey adam, maksadın şiir ise, işte kalem, işte âlemin levhası.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şarap Şairlerine Bir Taşlama

Uzun başlık bu mesnevinin konusunu ve tarihini birlikte verir: yirmi yıl önce, şarabı revaçta tutan ve serapta yüzen, yani hayalle avunan şairlere bir taş olarak yazılmıştır. Cûdî şiirin içinde kimsenin adını vermez; muhatabı "ey şâir-i mâhirim diyen zât" diye çağırır ve onunla bir mahkeme dili içinde tartışır. İlk beyitler iddia, ispat ve şahit kelimeleriyle kurulmuştur: şiir bir iddianın şahidiyse, ya şahit adil değildir ya da iddia sahtedir.

Eleştirinin hedefi, şarap mazmunlarını tasavvufla örtmeye çalışan şairlerdir. On ikinci beyitten sonra Cûdî bu savunmayı reddeder: hakkı bulan onu ilan etmez, sözde farzları terk eden biri de İbnü'l-Fârız'ın nağmesini söylemeye kalkmamalıdır. Arap şiirinin büyükleri bu tartışmada şahit olarak çağrılır. İmrü'l-Kays, şarap ve aşk şiiriyle ün yapmış cahiliye şairidir; Ferezdak çapkın bir adam olduğu hâlde sözünü ölçülü söylemiştir; Mütenebbî övüngen olsa da saçma söylememiştir. Sâmirî'nin buzağısı ise Kur'an'da İsrailoğullarını yoldan çıkaran putun adıdır ve şarap şiirinin halkı yanıltan bir put gibi görüldüğünü düşündürür.

Son iki beyit şiirin olumlu önerisini söyler: önümüzde hakikatlerin, harikaların ve tabiat güzelliklerinin meydanı vardır; maksat şiirse, işte kalem, işte âlemin levhası. Bu çağrı, Tanzimat'tan sonra divan şiirinin hayalî mazmunlarına karşı tabiatı ve hakikati konu edinmeyi öneren tartışmalarla aynı yöne bakar. Divanda şarap ve meyhane mazmunlarını kendisi de sık kullanan Cûdî'nin bu taşlaması, şairin kendi dönemindeki şiir anlayışını ve o anlayıştaki gerilimi görmek için değerli bir belgedir.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 83-84 (şiir no. 59; yazma vr. 28a-28b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar