Özgün Metin

Vezin: Fāʿilün faʿal fāʿilün faʿal

Zevcin özlemiş tāze bir gelin
Yollara baḳar hep melin melin
Ṣanki müjeler ṣallayup elin
Bir ḫayāle dir: Tiz geliñ geliñ
Ḥasret āteşi ol perī-veşi
Yaḳmasun diyu böyle dem-be-dem
Dilde münteşī gözde münteşir
Bir ṣıcaḳca ṣu bir na-çār ġam
Her ġad u ʿaşī kim çeker ṭaşır
Göz midir ḳapu dil midir ḥarem
Berk-i gül gibi nāzenīn ʿiẕār
Ṣāf mül gibi eşk bī-ġubār
Şāleler düşer rūy-ı āline
Ṣanki nūr üşer gül cemāline
Seyl-i eşkiden ferce-yāb olup
Her naẓar ḳaçar bir çocuḳ gibi
Şems-i reşkiden bir ḳitāb olup
Hep uça uçar boş ufuḳ gibi
Öyle muḫteşī pür-şitāb olup
Hep uçar uçar mürġ-i muḥterem
Müstetir işi bir ḫayāl açar
Per uçar uçar şām u ṣubḥ-dem
Zevcin özlemiş tāze bir gelin
Ḫayli gözlemiş çifte ecmelin
Telgraf idüp zülfünüñ telin
Ẓarfa leff idüp fikr-i mücmelin
Damla gözyaşı ḳondırup aña
Çeşmi pullamış yāre yollamış
Damla gözyaşı en güzīde göz
Damla gözyaşı söyler añı göz
Ey sirişk ü tār tīz gidiñ gidiñ
Ey peyām-ı yār tīz geliñ geliñ

Günümüz Türkçesiyle

1. Kocasını özlemiş taze bir gelin, yollara hep melül melül bakar.

2. Sanki kirpikleri el sallayıp bir hayale "Çabuk gelin, gelin!" der.

3. Hasret ateşi o peri yüzlüyü an be an yakmasın diye,

4. Gönülde yayılan, gözde dağılan bir sıcak su (gözyaşı), çaresiz bir gam.

5. Her sabah, her akşam (bunu) kim çeker, kim taşır? Göz mü kapıdır, gönül mü haremdir? (Beyit tam açık değildir.)

6. Yanağı gül yaprağı gibi nazlı, gözyaşı saf şarap gibi tortusuz.

7. Al yüzüne ışık huzmeleri düşer; sanki gül cemaline nur üşüşür.

8. Gözyaşı selinden bir aralık bulan her bakış, bir çocuk gibi kaçar.

9. Kıskançlık güneşinden bir kitap olup, boş bir ufuk gibi hep uçar uçar. (Beyit tam açık değildir.)

10. Öyle ürkek, öyle telaşlı olup o saygın kuş hep uçar uçar.

11. Gizli işini bir hayal açar; akşam sabah kanat uçar uçar.

12. Kocasını özlemiş taze bir gelin, iki güzel gözüyle bir hayli gözlemiş.

13. Zülfünün telini telgraf edip, kısa düşüncesini zarfa sarıp,

14. Üstüne bir damla gözyaşı kondurup, gözünü pul yapıp yâre yollamış.

15. Bir damla gözyaşı, en seçkin göz; bir damla gözyaşı, göz onu söyler.

16. Ey gözyaşı ve saç teli, çabuk gidin, gidin; ey yârin haberi, çabuk gelin, gelin.

Edebî ve Tarihî Yorum

Telgraf, Zarf ve Pul

Başlıkta "neşîde-i neşnîde", duyulmamış bir şarkı, "tertîb-i garîbe", tuhaf bir düzenleme diye anılan bu manzume, gerçekten de divanın en deneysel şiirlerinden biridir. Tezde vezni "fâilün fa'al fâilün fa'al" olarak gösterilir; bu kısa, kesik kalıp alışılmış divan vezinlerinden değildir ve şiire bir şarkı ritmi verir. Konu sadedir: kocasını özleyen genç bir gelin yollara bakar, ağlar ve sonunda yârine bir mektup gönderir.

İkinci beyitte bir kelime oyunu şiirin anahtarı olur. Gelin, kirpiklerini sallayarak bir hayale "Tiz gelin gelin" der; aynı "gelin" kelimesi hem "çabuk gelin" çağrısı hem de gelinin kendisidir. Son beyitte aynı kalıp tekrar eder ve şiir "Tiz gidin gidin... tiz gelin gelin" diye kapanır. Ortadaki beyitlerde gözyaşı saf şarap gibi tortusuz, yanak gül yaprağı gibi nazlıdır; gözyaşı selinden kaçan bakış bir çocuğa, uçup duran hayal ürkek bir kuşa benzetilir.

Şiirin en yeni buluşu on üçüncü ve on dördüncü beyitlerdedir. Gelin zülfünün telini "telgraf" eder, kısa düşüncesini bir "zarf"a sarar, üstüne bir damla gözyaşı kondurur ve gözünü "pul" yapıp yâre yollar. Saç teli ile telgraf teli arasındaki benzerlik, zarf ve pul gibi modern posta araçlarının divan diline girişi, on dokuzuncu yüzyıl sonunun teknolojisinin şiirde nasıl bir mazmuna dönüşebildiğini gösterir. Beşinci ve dokuzuncu beyit ise tezdeki biçimleriyle tam çözülmüyor; günümüz Türkçesi oralarda kesin bir anlam vaat etmez.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 85-86 (şiir no. 60; yazma vr. 28b-29a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar