Özgün Metin

Vezin: Mütefāʿīlün feʿūlün mütefāʿīlün feʿūlün

Görinür ḳaçar perīler ne ġarīb ḥāldir bu
Bu zemīnde ṭurma ey dil perīli cibāldir bu
Leb-i ḫande var açıḳdır ḳapusı sarāy-ı sūrıñ
Ki sebāḳ-gāh-ı zīynet çemen-i cemāldir bu
Uçuyor ṭuyūr ḳāh ḳah yüziyor hevā-yı ḫoş-bū
Aḳıyor suyūl-i şādī ne ḫoş inşilāldir bu
Ne ḳadar raḳīḳ ü şeffāf naġamāt-ı şūḫ-ı deffāf
Ne perīler anda raḳṣāne ne heẕīẕ baldır bu
İdüp iḳtifā-yı def-zen oḳuyor zenān-ı kef-zen:
Ki servere ḥaḳḳımız var ẓafer-i ricāldir bu
Göñül olma pek hevāyī ḳuşu ḳuşla ṣayd iderler
O ḳuşuñ adı gelindir gidereḳ ʿıyāldir bu
Gelin ismini işitse ḳadın artıḳ evde ṭurmaz
Gelin emre ḥāżır olmuş çaġırır ḫayāldir bu
Şu nebāt-ı nāhīde küçücük şükūfelerdir
Gül ocaġınıñ içinde beliren nihāldir bu
Daha şimdiden tezeyyün idiyor bu ḳızcaġızlar
İlerüde bedr-i ḳāmil olacaḳ hilāldir bu
Cereyān defiʿ ü ceẕbi ne latīf şekle ḳoymuş
Ki şükūh-ı kibriyā salṭanat-ı celāldir bu

Günümüz Türkçesiyle

1. Periler görünür, kaçar; bu ne garip hâldir! Ey gönül, bu yerde durma; perili dağdır bu.

2. Gülen bir dudak var, düğün sarayının kapısı açıktır; çünkü süs yarışının alanı olan güzellik çimenidir bu.

3. Kuşlar uçuşuyor, kahkahalar yükseliyor, güzel kokulu hava yüzüyor; sevinç selleri akıyor, ne hoş bir çağlayıştır bu.

4. Şakacı def çalanın nağmeleri ne kadar ince ve şeffaf; orada ne periler raks ediyor, ne lezzetli bir baldır bu.

5. Defçiyi izleyerek el çırpan kadınlar türkü okuyor: "Sevinmeye hakkımız var; erkeklere karşı bir zaferdir bu."

6. Gönül, pek havai olma; kuşu kuşla avlarlar; o kuşun adı gelindir, gide gide çoluk çocuktur bu.

7. Kadın "gelin" adını duysa artık evde durmaz; gelin emre hazır olmuş da çağırıyor sanır, hayaldir bu.

8. Şu yeni bitmiş fidanlar küçücük çiçeklerdir; gül ocağının içinde beliren bir fidandır bu.

9. Bu kızcağızlar daha şimdiden süsleniyor; ileride dolunay olacak bir hilaldir bu.

10. (Kâinatın) itme ve çekme akışı ne latif bir şekle konmuş; Kibriyâ'nın heybeti, celal saltanatıdır bu.

Edebî ve Tarihî Yorum

Bir düğün evinin kadınlar tarafı, divan şiirinde pek rastlanmayan bu konu, "Düğün Evi" gazelinin bütün malzemesidir. Periler gibi görünüp kaçan kızlar, açık duran düğün sarayının kapısı, kuş sesleri ve kahkahalar, güzel kokulu hava ve sevinç selleri ilk beyitleri doldurur. Dördüncü ve beşinci beyitlerde düğünün sesi duyulur: şakacı bir defçi ince ve şeffaf nağmeler çalar, el çırpan kadınlar onun ardından türkü okur. Kadınların ağzından verilen "Sevinmeye hakkımız var, erkeklere karşı bir zaferdir bu" sözü, düğün türkülerinin şakacı diline yakındır ve şiire gündelik hayattan bir ses taşır.

Gazelin ikinci yarısı şairin bu sahneye hafif alaycı bakışını gösterir. Altıncı beyitte gönüle uyarı yapılır: kuşu kuşla avlarlar, o kuşun adı "gelin"dir ve gide gide "ıyâl", geçindirilecek bir aile olur. Yedinci beyitte kadınların "gelin" sözünü duyunca evde duramadıkları söylenir. Sekizinci ve dokuzuncu beyitlerde ise düğünde süslenen küçük kızlar gül ocağında yeni beliren fidanlara ve ileride dolunay olacak hilallere benzetilir; bu benzetmelerde alaydan çok bir şefkat vardır.

Son beyit gündelik sahneyi kozmik bir düzene bağlar. Kadın ile erkeği, aileyi ve nesli bir araya getiren çekim, kâinattaki "def' ü cezb", itme ve çekme akışının latif bir şeklidir ve Kibriyâ'nın celal saltanatının bir görünüşüdür. Divanın başka şiirlerinde de görülen kadın ile erkeğin birleşmesini ilahî düzenin parçası sayan bakış burada bir düğün sahnesine yerleşir.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 79-80 (şiir no. 56; yazma vr. 26b). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar