Özgün Metin

Vezin: Hece ölçüsü (4+4=8); tezde başlık altında "feʿilātün feʿilātün" kalıbı da yazılıdır

Ḳaraçārlı ḳaraçārlı
Aman ey serv-i ḫırāmān
Ne edālı ne vaḳārlı
Sürinür yerlere dāmān
Ḳaraçārlı beyāż elli
Teniñiz ḳar gibi belli
Ya lelelli ya lelelli
Uçuyor ṣabr ile sāmān
Yürüyüş mevceli mevzūn
Gören olmaz mı ya meftūn
Hele ben cümleden efzūn
Olurum bende-i fermān
Ḳaraçārlı ḳaraçārlı
Bu gidiş ḫalḳa żararlı
A gözi āhū naẓarlı
Beni mest itdi o çeşmān
Ḳara perde yüziñüzde
Gicedir gündüziñüzde
Hele bir göz süziñüzde
İdeyim çeşmiñe peymān
Ḳaraçār bālıñız oldum
Ḳara sevdālıñız oldum
Amān abdālıñız oldum
Amān ammān amān ammān
Seni ṣardı o sīne-çār
Beni ṣardı ḳara efkār
Açıñız lemʾa-i dīdār
Ola sevdālara dermān
Ne zamān muḳniʿa-keşsin
Bulut altında güneşsin
Ya ṭutılmuş aya eşsin
Görün ey ḳudret-i raḥmān
Baña ṭoġsañ diye ḳurdum
Delilikden mi dem urdum
Anadan ṭoġma olurdum
Yā şifā-ḫāye-i mihmān

Günümüz Türkçesiyle

1. Kara çarşaflı, kara çarşaflı! Aman ey salınarak yürüyen selvi; ne edalı, ne vakarlı! Eteği yerlerde sürünür.

2. Kara çarşaflı, beyaz elli; teniniz kar gibi belli. Ya leylelli, ya leylelli; sabır da huzur da uçup gidiyor.

3. Yürüyüşü dalga dalga, ölçülü; gören vurulmaz mı? Hele ben herkesten çok emrine hazır bir kul olurum.

4. Kara çarşaflı, kara çarşaflı; bu gidiş halka zararlı! A gözü ceylan bakışlı, beni o gözler mest etti.

5. Yüzünüzde kara bir perde; gündüzünüz bile gecedir. Hele bir göz süzün de gözüne ant içeyim.

6. Kara çarşafınızın tutkunu oldum, kara sevdalınız oldum; aman, abdalınız oldum; aman aman, aman aman.

7. Seni o çarşaf sardı, beni kara düşünceler sardı; yüzünüzün parıltısını açın ki sevdalara derman olsun.

8. Ne zamandan beri peçe çekmişsin; bulut altında bir güneşsin, ya da tutulmuş aya eşsin; ey Rahman'ın kudreti, görünün.

9. "Bana doğsan" diye kurdum; delilikten mi söz ettim? Anadan doğma olurdum... (Son mısra tezdeki okumayla açık değildir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Kara Çarşaflı

Divanın tek "şarkı"sı, başlığında "bî-nakarât", nakaratsız diye anılır ve tezin notuna göre sekizli hece ölçüsüyle yazılmıştır. Dört mısralık dokuz bentten kurulu bu şiir, Cûdî'nin divan şiirinin dışında, halk ve şehir şarkılarının diline ne kadar yaklaşabildiğini gösterir. Tok Yıldız, divandaki şarkı türünün Nedîm ve Şeyh Gâlib dışında pek görülmediğini belirtir; Cûdî'nin şarkısı ise onların zarif İstanbul şarkılarından çok, "aman", "ya leylelli" gibi nidalarla ilerleyen sokak şarkılarına benzer.

Şiirin muhatabı "Karaçarlı" diye çağrılır. Tezdeki bu okuma, sözün "kara çarşaflı" anlamında, yani on dokuzuncu yüzyıl sonunda İstanbul'da yaygınlaşan siyah çarşafa bürünmüş bir kadın için kullanıldığını düşündürür; ikinci bentteki "beyaz elli" ve "teniniz kar gibi belli" sözleri, kara çarşafla beyaz ten arasında bir renk karşıtlığı kurar. Kadın salınarak yürür, eteği yerlerde sürünür ve "bu gidiş halka zararlı" olur. Beşinci ve sekizinci bentlerde yüzü örten kara perde gündüzü gece eden bir buluta, peçenin ardındaki yüz bulut altındaki güneşe ya da tutulmuş aya benzetilir.

Altıncı bent şarkının en coşkulu yeridir: kara çarşafın tutkunu, kara sevdalı, abdal olan âşık "aman ammān amān ammān" diye haykırır. Son bentteki bir mısraın sonu ise tezin okuyuşuyla çözülemiyor ve aktarımda tahmine kalıyor. Divanın ağır tasavvufi ve felsefi şiirleri arasında bu şarkı, şairin neşeli ve şakacı yüzünü, Ali Canip Yöntem'in andığı "nükte ve zarafet"i en açık gösteren metinlerden biridir.

Kaynakça

  • Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 80-81 (şiir no. 57; yazma vr. 26b-27a); giriş s. 9. http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf

Çevrimiçi kaynaklar